• $13,5971
  • €15,31
  • 778.104
  • 1981.04
21 Ocak 2013 Pazartesi

Birand'a veda...

Dün Teşvikiye'de müthiş bir kalabalık vardı..
Yollar trafiğe kapanmış, güvenlik önlemleri alınmıştı. Mehmet Ali Birand'ı son yolculuğuna uğurlamak üzere gelen kadınların çantaları, erkeklerin üzeri arandı.
Sanırım cenazeye çok sayıda siyasetçinin katılmasıydı bu olağanüstü önlemlerin sebebi..
Her partiden, her görüşten insan birçok tanınmış kişinin uğurlandığı Teşvikiye Camii'nin avlusunda toplanmıştı.
Kalabalık caddeden başlıyordu.
***
Bir gazeteciye duyulan sevginin boyutunu görmek duygulandırdı beni.
Mehmet Ali Birand hepimize veda ederken göklere çıkartılmıştı işte.
Yaşamı boyunca çok eleştirildi, yerden yere vuruldu... Zaafları ortaya döküldü, hataları yüzüne vuruldu ama tek bir kere bile mesleğini eksik, kötü icra etmekle itham edilmedi.
Bakmayın şimdi siz kendisinin arkasından methiye düzenlere, sağlığında arkasından en çok konuşanlar da onlardı en nihayetinde...
***
Gazeteciliğin damarıdır muhabirlik.
Muhabirlik yapmamış adamdan gazeteci olamaz.
Ama mesleğin en hor görüleni de muhabirlerdir. Belli bir başarıyı yakaladıktan sonra köşe yazarı veya televizyon yüzü olması gerekir, bunun için de çabalar.. Oysa muhabirlik aşk işidir.
Mehmet Ali Birand bunun iyi bir örneğidir.
Muhabirliğin kıymetinin ispatıdır.
32. Gün, Türk basın tarihinin en başarılı muhabirlik okullarındandır.
Medyaya onlarca kıymetli insan kazandırmıştır.
***
Teşvikiye Camii çok kalabalıktı dedim ya, her kesimden insan oradaydı.
Vatandaşın cenazeye ilgisi yoğundu.
Gülben Ergen'den Demet Akbağ'a, Kemal Kılıçdaroğlu'ndan Bülent Arınç'a kadar birçok farklı isim orada
Birand'ı uğurlamak için hazır bulunuyordu.
Aileye taziyelerimi sunmak oldukça güç oldu.
Uzun ve kalabalık bir kuyrukta beklerken Hıncal Uluç'la yan yana geldik.
Sık sık cenazelerde karşılaşır olduk.
Uluç siyasetçilere sıraya girmeyip herkesin önüne geçerek aileye başsağlığı dilediği için kızmıştı.
Bu kızgınlıktan son nasibini alan ise Kılıçdaroğlu ve vekilleri oldu.
Uluç 'halkın partisine bak' diye seslendi. Kılıçdaroğlu'nun arkasından 'muhalefet de böyleyse iktidar olsa ne olur' diye söylendi durdu.
Cem ve Ümit Boyner'i gördüm bir ara. Onlar da sıradaydı.
O sırada yine bir sıra kapma krizi yaşandı. Hıncal Uluç bağırdı; Buraya saygı göstermeye geldik saygısızlık değil!
***
Tüm canlı yayın araçları caminin dışına sıralanmış, muhabirler içeriden canlı yayın yapıyor.
Çoğu hayranlık duyduğu, mesleği seçmesine sebep olan Birand'ın cenazesinde görev aldığı için üzgün.
Bir ara Halit Kıvanç'ı görüyorum gözleri yaşlı. 'Yıllar yıllar önce Milliyet gazetesinde bir küçük erkek çocuğu tanıdım adı Mehmet Ali'ydi' diyor.
Kimse Birand'ın ölümünü kabul edemiyor.
Cenazede en çok 'hastane hatası olabilir mi?' diye tartışılıyor, herkes birbirine bu soruyu soruyor..
***
Ve işte bir ocak ayının bir cumartesi gününde Mehmet Ali Birand son yolculuğuna uğurlanıyor.
Geride onlarca haber, gündem ve durulmayan sular bırakarak gidiyor.
Ölüm bu, ne zaman geleceği bilinmiyor.
Ne başarı tanıyor, ne şöhret ne para.. Geldi mi geliyor işte..
Bizim işimiz ağır, stresi bol, sıkıntısı, derdi hiç bitmiyor.
Sadece ülke gündemi de değil üstelik mesleğin zemini kaygan, tutunmak için çaba gerekiyor.
Bir çok meslektaşımız kansere yakalanıyor, tesadüf müdür bilinmez ama belki de ne işi ne de hayatı bu denli ciddiye almak gerekiyor.
Yazıyı bitiriyorum şimdi ama Birand ailesine ve sevenlerine başsağlığı dilemeden noktalamak istemiyorum. Bir de Can Dündar'ın yazdığı
Can Yayınları'ndan çıkan Birand adlı biyografiyi okumanızı tavsiye ediyorum...
<p class='MsoNormal'>Ezgi Aşık soruyor, TürkMedya Ankara Temsilcisi Melik Yiğitel  yanıtlıyor.</p>

Kılıçdaroğlu neyin peşinde?

AFAD'dan Afganistan'daki ihtiyaç sahibi 2 bin aileye gıda yardımı

Antalya'yı fırtına vurdu! Dev dalgalar oluştu, ağaçlar devrildi

1,5 ton skunk ele geçirildi