• $7,4787
  • €9,0433
  • 441.761
  • 1556.77
19 Aralık 2012 Çarşamba

Bir tutuklunun söz hakkı

Hükümlü de olsa tutuklu da; mahkumiyeti süresince de, yargılama aşamasında da evrensel bazı haklar var.
Bu haklar ihlal edildiğinde, insanın insan olduğu göz ardı edildiğinde, tarih sadece tekerrürden ibaret olmaya mahkum oluyor.
Şimdilerde Adnan Menderes'e iade-i itibardan söz ediliyor ya, bu yılların da iade-i itibarları gündeme gelecek şüphesiz.
Ancak mesele şu ki; iade-i itibarlara varan yüzleşmelerin yaşandığı günlerde yeni mağdurlar yaratmak aslında her şeyin ne kadar da göstermelik olduğunun altını çizmek gibi oluyor.
***
Perşembe günü Ergenekon davasında uzun bir aradan sonra ilk kez sanıklara söz hakkı verildi. 15'er dakikayla sınırlı söz söyleme hakkı elde eden sanıklardan Tuncay Özkan, konuşmasının birinci dakikasına geldiğinde mikrofon kapatıldı. Çünkü Özkan; '28 Eylül 2008'den beri tutukluyum. İlk günden beri suçum ne diye soruyorum' demişti.
Mahkeme Başkanı, 'Lütfen çarpıtmayın. Suçunuz iddianamede yazılı. Size klasörlerle ekler de tebliğ edildi. Neyle suçlandığınız orada açıkça yazıyor' karşılığını verdi.
TAHAMMÜL YOK
Özkan, 'Evet sayın başkan hepsini okudum. Peki ama bana 311/312'yi hangi eylemimle işlediğimi söyler misiniz? Hükümet ve TBMM'yi hangi cebir ve şiddet eylemimle devirmeye teşebbüs etmişim bunu bana somut delillerle gösterin o zaman' dedi.
Mahkeme Başkanı 'Mahkememize soru soramazsınız, böyle bir hakkınız yok' dedikten sonra Tuncay Özkan'ın mikrofonunun kapatılması talimatını verdi.
Benzer bir durum Mustafa Balbay kürsüde konuşmaya başladığında da yaşandı.
Mahkeme Başkanı, 'Konuşmalarınızın gidişatından nereye varacağını tahmin ediyorum ve buna izin vermeyeceğim' dedi.
***
Ergenekon davası duruşmalarında söz hakkı konusunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor.
Mahkeme heyeti sık sık tutuklu sanıklarla polemik içinde. Sanık müdafileri ile heyet arasında da gerilim hiç bitmiyor.
İTHAM VAR
İşin hukuki kısmında yaşanan sıkıntıların, haksızlıkların yanı sıra işin bir de insanı boyutu var.
2008 yılından beri tutuklu yargılanan biri, kendini ifade etme hakkından mahrum bırakılıyor.
Bunu kabul edebilmek imkansız.
İstedim ki mahkemenin söz hakkı vermediği Tuncay Özkan'a söz hakkı verelim ve başladığı an biten, tamamlayamadığı savunmasını, onun ağzından çıkmış gibi kaleminden okuyalım.
***
Söz Tuncay Özkan'da:
4 yıl önce Ergenekon iddianamesi bana tebliğ edildiğinde okudum ve bana iddia edilen örgüt üyeliği ve cebir/şiddet yoluyla TBMM'yi ve Hükümet'i devirmek suçlamasının eylemlerini somut deliller ile göremedim. Bunun üzerine bana suçumu bildirin diye mahkemenize dilekçe yazdım. Kanuna göre 7 gün içinde cevap vermek zorunluydu. 'Suçumu söyleyin' konulu üçüncü dilekçem üzerine Eylül 2009'da ara karar vererek savcılığa yazı yazıldı. 'Özkan'ın suçunu, eylemlerini ve delillerini gösterin' diye. 3 yıldır bu cevap verilmiyor.
Bu davada 'ergi' yöntemiyle suç yaratılıyor.
Cumhuriyet mitinglerinde hiçbir yasadışı olay olmadı, bir kişinin burnu bile kanamadı. Olsaydı darbeye teşebbüs olurdu diyorlar.
CHP'yi ele geçirecekti diyorlar. Oysa CHP'nin üyesi bile değilim. İşlenemez suç!
Soruyorum; TBMM'yi ve Hükümet'i hangi cebir ve şiddet eylemimle yıkma teşebbüsünde bulunmuşum. Ne iddianamede yazıyor ne de mahkeme cevap verebiliyor!
İddia ediyorlar!
16 Aralık 2003 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı'nda İstihbarat Başkanı ve yardımcısıyla görüşmüşsün bu suç diyorlar. İddianamede bu görüşmenin ses ve görüntü kaydı da var yazıyordu. 4 yıldır reddediyorum ben böyle bir görüşme yapmadım yapsaydım da suç değildi kayıtlar açık. Görüştüğünü açıkça söyleyen gazeteci Nuray Başaran tanık, ben tutuklu sanık!
İddianamede bu görüşmemin ses ve görüntü kaydı var diyordunuz verin diyorum, istiyorum 'yok' diyorlar!
Jandarma'ya Genelkurmay'a 9 kez yazı yazıldı kayıtlar incelendi, gönderildi, iki kurum da böyle bir görüşme yok diyor. Görüştüğüm iddia edilen askerler de 'yok' diyor. Savcılık 10. kez yazı yazılmasını istiyor böyle bir görüşmenin olmadığını neye dayanarak söylüyorsunuz, gerekçelendirin diye.
Jandarma Genel Komutanlığı Aralık ayını, 1 ay öncesini 1 ay sonrasını, 1 yıl öncesini 1 yıl sonrasını görüşen kişilerin kayıtlarıyla gönderiyor, içerisinde onlarca gazeteci, rektör, hakim avukat var, olabilir de ama ben yokum. 3 kişilik heyet kurup tüm giriş çıkış kayıtlarını incelemişler benim görüştüğüme dair en ufak bir kanıt yok! Ama tutukluluğum devam ediyor.
Suç yok itham var! Suçlu yok düşman var! Biz burada savaş hukukunda bile yeri olmayan bir düşman ceza hukukuyla yargılanıyoruz.


<p>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Kübranur Uslu, İBB Meclisi’nde CHP'nin

İBB Meclisi'nde CHP'yi susturan konuşma: Gerçekten bıktım, bıktık!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Batı Karadeniz'deki kar yağışı drone ile görüntülendi

Bakan Çavuşoğlu, Almanya Dışişleri Bakanı ile görüştü