• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
26 Aralık 2012 Çarşamba

Bir köy var uzakta...

Bir bidon mazot, bir torba şeker, bir karton sigara için düştüler yola.
Dağlık oralar, yolu yok, hava soğuk.
Ama onlar için başka şans da yok.
***
34 kişiler, 17'si daha çocuk.
Dedeleri de, babaları da hep aynı yolu tepmiş.
Sınırın öbür yanına 'ticarete' gitmiş.
Bazı geceler asker yolu keser, iki saat bekletir sonra geçiş izni verirmiş.
Onlar dağa da, soğuğa da, askere de, katıra da, sınıra da aşina..
***
O gece yine her zamanki yoldan geçmiş, sınıra ulaşmışlar. Çuvallarını erzakla doldurup eve dönmeye hazırlanmışlar.
Dönüş yolunda asker yollarını kesmiş.
'Rutindir' demişler.
Durmuş beklemişler.
Havaya atılan aydınlatma fişeğini gören köy korucuları askerle bağlantıya geçmiş 'Onlar kaçakçı, biliyorsun' demiş 'Biliyoruz. Korkutma amaçlı, uyarı atışı yapılacak' yanıtını almış.
Kısa bir süre sonra bombardıman sesi tüm köyde yankılanmış.
***
Korkuyla cama fırlayanlar ses kesilene kadar korkudan dışarıya adım atamamış.
Ses kesildiği an olay yerine koşan köylüler duman ve alevle karşılaşmış.
Yanmış katırlar, etrafa saçılmış şekerler ve evlatlarının bedenleri...
O an orada donup kalmışlar.
28 Aralık gecesi Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu (Roboski) ve Gülyazı (Beju) köyünde hayat durmuş.
***
Şimdi çocuklar çikolata yemiyor, oyun oynamıyor.
Gençler kavgacı, huzursuz, mutsuz.
Hepsi çocuk yaşta ağızlarından dökülen politize söylemleriyle ziyarete gelenleri şaşırtıyor.
Analar simsiyah giyiniyor, sessizler, yemek yemiyorlar, gerginler.
Köyde düğün-dernek yapılmıyor.
Hiçbir kutlama olmuyor.
'Kardeşim ölmese geçen ay evlenecektim' diyen genç kızlar, delikanlılar matemin köye hakimiyetinin sadece bir kaç örneği.
Çocuklar okulda da sorun çıkartıyor, camları kırıyor, etrafa zarar veriyor. Ders çalışmıyor.
Futbol oynamayı seven erkek çocukları artık o sahanın yanına dahi gitmiyor.
Babalar suskun. Konuşmaya başladıklarında gözleri doluyor, ağlarken görünmek istemedikleri için susmayı tercih ediyorlar.
Her perşembe, hep beraber, toplu mezarlığa gömdükleri evlatlarını ziyarete gidiyorlar.
Köy tam bir senedir yasta.
***
Diyorlar ki; 'Biz terörist değiliz. Çocuklarımız da değildi.'
Bunu ispat etmek istercesine ölenlerin arasında korucu çocukları ve  gazi çocukları olduğunu anlatıyorlar.
'Sınırdan aldığımız şeker çuvallarını boşaltıp yerine cesetlerini koyduk. Hiç bir çuvaldan silah çıkmadı...'
Analar babalar, nişanlılar, sevdalılar, kardeşler, arkadaşlar olayın şokunu atlatabilmiş değil.
Ansızın çıkıp giden yakınlarını bir gün yine ansızın gelir diye bekleyenler var.
Geçici hafıza kaybı yaşayanlar, hiç konuşmamak üzere susanlar, geceleri uyuyamayanlar, sinir krizi geçirenlerle dolu bir köy.
Ve maalesef psikolojik destek verebilecek donanımda kimse yok.
Ne bir öğretmen, ne bir korucu, ne bir köy büyüğü..
Kimse bu büyük travmanın üstesinden gelebilecek, kayıp yakınlarına el uzatabilecek durumda değil.
***
Sürekli kendilerini sorguluyorlar.
'Dağda yaşıyoruz, fabrika yok, iş yok. Yemek için, yaşamak için tek bildiğimiz yol bu. Tarım yok, hayvancılık yok. Burası bir dağ köyü. Kuzey Irak ise bizim için akrabaların memleketi. Biz kendimizi bildik bileli sınır ticareti yaparız. Karşılığında da 50 lira, 100 lira kazanırız. Evlatlarımız bunun için öldü' diye ağıtlar yakıyorlar.
Sordukları soruların yanıtlarını alamamak, evlatlarının ölümünü kabullenememek ve başka bir geçim kaynağı bulamamak köyde yaşanan ruh halini içinden çıkılamaz bir girdaba dönüştürüyor.
***
Tek bir istekleri var; failler, sorumlular bulunsun.
Tek bir dertleri var; 'siz teröristsiniz bunlar o yüzden oldu' denmesin.
Tek bir emelleri var; evlatlarının kanı yerde kalmasın.
Cuma günü yani 28 Aralık günü Roboski'nin, birinci yılı. Acılar, ağıtlar ve karanlıklar içinde koca bir yıl geçirdiler.
Bölgeye bir çok siyasetçi, akademisyen, sosyal sorumluluk dernekleri o gün akın edecek.
Köy halkı çözüme odaklandığı için o kalabalık, o ilgi yine umutlarını yeşertecek.
Ama sonra..
Yine kara kış..
Yine çetin, karanlık gecelerle başbaşa kalacaklar..
***
Bu yıldan tek dileğim acıyı, adaletsizliği, haksızlığı büyük bir şokla yaşamış anaların, babaların azıcık da olsa acılarını dindirmesi umuduyla o gece yaşananların sorumlularının ortaya çıkartılmasıdır.
O köyde doğmuş küçücük bedenleri düşmanlıktan, nefretten kurtarmanın tek yolu sevgi ve şefkatle el uzatmak, güvenlerini geri kazanmaktır!

<p>Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Akrep, Terazi, Yay, Oğlak, Kova ve Balık burçları yeni

Haftalık burç yorumları (25 Ocak – 31 Ocak 2021)

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İstanbul boğazında görüntülendi! Sakarmekeler martılarla beraber simitle besleniyorlar

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor