• $8,4226
  • €10,2319
  • 498.229
  • 1441.33
21 Haziran 2013 Cuma

Biber gazı öldürür mü?

Dün bir basın toplantısına katıldım. Konu biber gazı ve maruz kalanlar üzerinde yarattığı etkiydi.
Fiziksel, ruhsal zararların yanı sıra hukuki arenada biber gazının yeri, kullanım şartları da konuşuldu.
Öncelikle şunu söylemeliyim; biber gazına çok kez ve yüksek miktarda maruz kalmış bir vatandaş olarak edindiğim bilgiler karşısında ürktüm.
Basın toplantsının konuşmacıları; Toraks Derneği, Adli Tıp Uzmanları Derneği, Tabipler Birliği, Pskiyatri Derneği ve Halk Sağlığı Uzmanları Derneği’nin yetkilileriydi. İşin hukuki boyutunu ise Avukat Turgut Kazan’dan dinledik.
Önce fiziki zararlardan bahsedeyim; biber gazına maruz kalmanın akciğer üzerinde kalıcı hasara neden olduğu tartışmasız ve uluslararası sözleşmelerle de onayalnmış bir gerçek.
Panik hali, kontrol kaybı, solunum yollarında daralma, akciğer ödemi, DNA hasarı, DNA mutasyonu ve kansere sebebiyet ise cabası.

***

Gelelim bireyler üzerinde yarattığı psikolojik etkilere...
Biber gazına maruz kalmak, Birleşmiş Milletler’in raporuna göre; geniş bir topluluğa işkence yapmakla eş değer etkiye sahipmiş.
İşkence; belli davranışlardan ötürü cezalandırmak, canını acıtmak, korkutmak veya bir şey için zorlamak için uygulanıyorsa şayet, karşılığında hiçbirimiz biber gazının daha farklı bir amaç için kullanıldığını iddia edemeyiz. 
Biber gazına maruz kalan ve o esnada yaşanan olaylara tanıklık eden bireylerin korku, çaresizlik, dehşete kapılma duygularından arınması da oldukça güç. 
Travma sayısı oldukça yüksek toplumlarda (Örneğin Türkiye. Örneğin: 12 Eylül gibi darbeler, Güneydoğu’da yaşananlar ve depremler) bu tip müdahelelerin bireysel şiddetin artışına sebep olduğu tespit edilmiş. 

***

Konunun Adli Tıp ayağında ise bizi aslında bildiğimiz ama yıllardır görmezden geldiğimiz gerçekler bekliyor. O da biber gazının öldürücü olmadığı iddiası. Buna en iyi örneklerden sadece biri Hopa’da yaşanan ve Metin Lokumcu’nun ölümüyle sonuçlanan müdaheleler...
Bırakın kalıcı etkisi olmamasını ölümcül olduğu zaten Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden Türkiye’nin aldığı cezalarla ispatlanmış bir meseleden bahsediyoruz.
Madem insan hakları dedik konunun burasından sonrasını Turgut Kazan’ın verdiği bilgilere ayıralım.
Kazan konuşmasına AB müktesebatına göre biber gazı kullanımının aykırı olduğunun altını çizerek başladı. 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye hakkında orantısız gaz kullanımı konusunda üç ihlal kararı bulunmakta. 2006 Oya Ataman, 2012 Ali Güneş ve 2012 DİSK/KESK.
Biber gazı kullanımı konusunda yönetmelik net; kapalı alanlarda asla kullanılmayacak, gaza maruz kalanlar derhal tıbbı destek görecek ve en önemlisi biber gazını kullanmak için mutlaka önlenmesi gereken bir şiddet olacak. Yani biber gazı başka bir yol kalmadığında devreye girecek. Ve kullanım sınırı aşılmayacak. Bireylere direkt veya yakın mesafeden biber gazı atılmayacak. 

Özetle; Gezi Parkı’nda kırmızılı kadına sıkılan gaz, Divan Oteli’nin içine atılan gaz ve piyano çalan bir adamın dinleyenleriyle beraber üzerine atılan biber gazı gibi birçok örnek ne hukuki ne de insani boyutta savunulabilecek durumda.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi

Samsun'da işgalci İsrail'in Filistin'e yönelik saldırıları protesto edildi