• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
12 Şubat 2012 Pazar

Aşk dediğin...

Sevgililer Günü kutlamak alışkanlıklarım arasında değildir. Kaldı ki son bir senedir, 14 Şubat benim için meslektaşlarımın evinin basıldığı, özgürlüklerinin kısıtlandığı, hapis hayatlarının başladığı günden ibarettir.
Ama diğer taraftan da aşka, aşıkların hikayelerine kıymet verenlerdenimdir.
Aşk dediysem illa 'düzeyli'sinden, sonu mutlusundan bahsediyorum sanmayın.
Bugün Can Dündar'ın belgeselleştirdiği daha sonra da kitap olarak basılan 'Yüzyılın Aşkları'nı kaynak olarak kullanıp, hasret kaldığımız gerçeklikteki kadın-erkek ilişkilerini hatırlatacağım sizlere.
Birçoğunun sonu mutlu olmasa da, kimine göre içinde ahlaksızlıklar barındırsa da aşk esas onların yaşadıkları gibi yaşanır işte...

Nazım Hikmet aşka hep ihanet etti
Nazım-Piraye
20 yıllık bir ilişki düşünün, bunun 13 yılının ayrı geçtiğini ve aşık olduğunuz adamın özgürlüğüne kavuştuğunda gönlünde bir başkası olduğunu...
Türk şiirinde Nazım Hikmet'in hapishaneden Piraye'ye yazıp yolladığı aşk şiirlerinin yeri ayrıdır.
Nazım, Türkiye Komünist Partisi'nden 'yeterince komünist olmadığı' gerekçesiyle ihraç edildiği günlerde 24 yaşındaki Hatice Zekiye Pirayende ile tanıştı.
Genç kadının iki çocuğu ve Paris'e gidip bir daha dönmeyen bir kocası vardı. Boşanmak üzereydiler.
Nazım iki evlilik yapmıştı.
Piraye'ye ilk görüşte aşık oldu.
Evlenmek için ısrarcı oldu.
Piraye'nin ailesi komünist bir şairle evlenmesine kesinlikle karşıydı.
1932'de evleri birleştirdiler. Piraye henüz boşanmamıştı, para sıkıntısı da çekiyorlardı ama mutluydular. Tam bir sene sonra Nazım Hikmet'in Gece Gelen Telgraf kitabı toplatılmış, 'gizli örgüt kurmak ve propagandasını yapmak' suçlamasıyla tutuklanıp Bursa Hapishanesi'ne gönderilmişti. 17 yıl sürecek tutukluluk hali başlamıştı. Nazım'dan Piraye'ye aşk mektupları da. Cumhuriyetin 10. yılında af çıktı. Nazım serbestti. Çıkar çıkmaz Piraye ile evlendiler. Piraye'ye dingin bir hayat sözü verdi. Artık daha dikkatli olacak, tutuklanmayacaktı. 1938'de harp okulu öğrencilerini isyana teşvik suçuyla tekrar tutuklandı. 15 sene ağır hapis cezasına çarptırılmıştı. 1948 yılında Nazım'ı ziyarete dayısının kızı Münevver Berk geldi. 31 yaşında, evli, bir çocuk annesiydi. Nazım ve Münevver'in arasında kıvılcım oluştu. Gel zaman git zaman Nazım aşık olmuştu. Piraye'ye özetle; dost kalalım, boşanmak istiyorum yazan bir mektup yolladı. Piraye yıkılmıştı ama bu isteği kabul etti. Nazım'ın hapisten çıkamayacağı, af durumunun söz konusu olmadığı da o günlerde netleşti. Münevver, Nazım'ın hapishaneden çıkamayacağı haberini alınca maceraya atılmak istemedi ve kocasına döndü. Nazım ise Piraye'ye 'Sana muhtacım, yalvarıyorum affet' mektupları yolladı ama Piraye dönmedi. Yıllar sonra hapisten çıkan Nazım, Münevver'e kavuşmuştu, bir süre sonra ise tek başına yurtdışına kaçmıştı. Aşık olduğu adamı ziyarete giden Münevver, Nazım'ı başka bir kadınla evlenmiş olarak buldu...

Nereden Sevdim O Zalim Kadını
Afife Jale-Selahattin Pınar
AFİFE Jale, babası tarafından 'fahişe' olmakla suçlanıp, evlatlıktan reddedilmesine rağmen oyuncu olmak için çalışır.
Ve Türkiye'de sahneye çıkabilen, oyunculuk yapabilen ilk Müslüman kadın olur.
Selahattin Pınar 'çalgıcı mı olacaksın' diye itiraz eden babasına 'Bir gün benim adımla anılacaksınız' diye rest çekip, evini terk eden genç bir müzisyendir.
Bu iki 'zamanın ötesinde' sanatçı, Hafız Burhan konserinde karşılaşır.
Afife Jale; 1912'de İçişleri Bakanlığı'nın Müslüman kadınlara sahneyi kesinlikle yasaklayan bildirisiyle Darülbedayi'den uzaklaştırılmış ve yıkılmıştır.
Pınar, bu devrimci, bu ilerici kadınla tanıştıktan çok kısa bir süre sonra aşık olmuş.
Jale'nin 'ben sana saadet değil mutsuzluk getiririm' ısrarına rağmen evlenmek için çabalamıştır.
Sonunda evlenen çift masum ve çocukça bir ilişki yaşamışlar.
Sahne hayatından uzaklaştırılan, yaşama sevincini kaybeden Afife Jale morfinman olmuş.
Pınar bu ilişkiyi her şeye rağmen yürütmek için elinden geleni yapmış. Ama Afife Jale'nin 'Seni de dibe çekiyorum. Gitmeni istiyorum' iknaları bir gün işe yaramış ve ayrılmışlar.
Bu ayrılık Pınar'ı hüzünlü eserler yapmaya, Jale'yi esiri olduğu morfin yüzünden hastanelere taşımış.
Bir daha birbirlerini hiç görmemiş ve bir daha hiç mutlu olamamışlar.

Çiğdem Talu-Melih Kibar
BİRİ İngilizce öğretmeni, diğeri kimya mühendisi.
Onları müzik buluşturdu.
Çiğdem Talu söz yazıyordu, Melih Kibar beste yapıyordu.
Beraber çalışırken aşık oldular. Birbirlerine söz yazar, beste yapar oldular. 270 esere imza attılar.
1975 yılında Türkiye ilk defa Eurovision'a katılacaktı. Seçmeler yapıldı. Melih Kibar, kendi bestesini televizyonda dinlediğinde gözyaşlarına hakim olamamıştı.
Çiğdem Talu evlenmiş, boşanmış, bir kız annesiydi.
Hobi olarak şarkı sözü yazıyordu.
Melih Kibar'ın Ferahnak adlı bestesine bayılmıştı. Bestecinin hocası Timur Selçuk'a beğenisini dile getirdi. Selçuk, bu iki yeteneği tanıştırma kararı aldı.
1975'te Bebek'te gerçekleşti buluşma.
Tanışma bir süre sonra Marmaris'te düzenlenecek bir festival için istenen beste konusuna geldi. Çiğdem sohbet esnasında sözleri yazmıştı bile. O günden sonra sık sık beraber çalıştılar. Ortak bir dil, uyum yakalamışlardı. Yaz aylarında Polonya'da düzenlenen müzik festivaline beraber gittiler. Yakınlaşma orada başladı. Polonya'dan dönerken artık iki sevgiliydiler ama bunu herkesten gizlediler. Çiğdem Talu, Melih Kibar'dan yaşça büyük olmayı problem ediyordu. Ayrıldılar. Melih Kibar bir beste yapıp Çiğdem Talu'ya gönderdi. Talu da cevap olarak müziğin üzerine sözleri yerleştirdi. Ortaya ikilinin ünlü parçası 'Bir Fırtına Kopar' çıktı.
Tam olarak gönül rahatlığıyla beraber olamıyorlardı. Aralarındaki yaş farkı peşlerini bırakmıyordu. 80'lerin başında Çiğdem Talu kanser tedavisi görmeye başladı.
Ve bir süre sonra hayatını kaybetti.
Melih Kibar, hayatının geri kalanını Çiğdem'i arayarak ve bulamayarak geçirdi. Artık çok az müzik yapıyordu. Bir gece biriktirdiği tüm duyguları 'Sessiz Veda' parçasına akıtana kadar...

<p>Peki, doğru beslenme nasıl olmalı? Vücudu yeni haftaya nasıl hazırlamalı? Beslenmede doğru biline

Beslenmede doğru bilinen yanlışlar neler?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor

Kilo vermek için iştah kapatan besinler