• $7,4154
  • €8,9755
  • 437.351
  • 1456.72
26 Kasım 2011 Cumartesi

Ali ile Ayşe'nin sınır tanımayan aşkı

Benim ahlaki normlarım genel 'Türk kafası'na uymaz.  
Mesela; genç kadın-yaşlı adam aşkı bana ahlaksızca gelmez.
Evliyken başkasına aşık olup, karısından-kocasından boşanmak isteyenler tarafımca ahlaksız kabul edilmez.
Her şey insanlar içindir çünkü.
Ve hayat sadece bir kez yaşanır.
İçinden ne geliyorsa onu yapmalıdır insan.
Kimse başkasının ahlakına, başkasının doğrularına göre yaşayamaz hayatı.
Esas öyle yaşarsa yazık eder kendi hikayesine...
Aşık olduysan da köküne kadar yaşarsın, 'ahlaksızlaşmak' istiyorsan da...
***
Ama...
Aşık olduğun adamın ölmek üzere olan bir karısı varsa şayet, işte orada durursun.
Yaşam hakkını, önceliği o kadına bırakırsın.
Kavuşmanı ertelersin.
Nice aşıklar birbirine kavuşmak için türlü cenderelerden geçmiştir, bilirsin.
Gerçek olan hiçbir his 3-5 ay bekledin diye bitmez, değil mi?
***
Hele ki,
Hastalığın son evresini de tamamlamak üzere olan bir eşin varsa! Belli ki yorulmuşsun, bıkmışsın, nefessiz kalmışsın, karanlıklarda kaybolmuşsun...
Tam da o sırada karşına gencecik, güzel, tatlı dilli, fıkır fıkır bir kadın çıkmış.
Aşık olmuşsun, o da sana olmuş.
Bir anda bağlantı kurulmuş aranızda.
Kanatlanıp uçmak, sadece onla olmak istemişsin.
İnsansın, kimse hislerini, arzularını yadırgayamaz.
Ama insan olduğun için de önceliği sayılı günleri kalmış, seni seven 'esas' kadına tanırsın.
Onun rolünü en güçsüz kaldığı zamanda elinden alıp daha gencine, sağlıklısına veremezsin. Daha doğrusu; verirsin vermesine de insan olmazsın o vakit!
***
Ali Taran ve Ayşe Özyılmazel kendi 'aşk'ları uğruna hasta bir kadının son günlerini eziyet içinde geçirmesine sebep oldu.
Selma Hanım, her sohbette çektiği acıyı üzüntüyü dile getirdi.
Yalnız kalmıştı, terk edilmişti. En fenası, ölmek üzereydi ve bunu biliyordu!

***
 Selma Ann Desmond zaten dönüşü olmayan bir yoldaydı. Hastalık bedenini sarmıştı. Son aylarını huzur içinde geçirip kendini ölüme hazırlaması gerekiyordu. Ama izin vermediler...
***
Hayatına kendi seçimiyle aldığı, en sevdiği insan, çocuğunun babası, yoldaşı, uğruna 'kariyerini' çöpe attığı, hep hayat önceliğini ona verdiği kocası Ali Taran, Selma Hanım'a son günlerinde huzuru gerek görmedi!
***
Tüm Türkiye'nin önünde karısını terk edip bir başkası ile evlendi. Hem de hemen...
O kadar eğlendi, o kadar mutluydu ki yeni eşi havuza gelinliğiyle atlarken Selma Hanım'a morfin iğneleri yapılıyor olması umurunda bile olmadı!
Selma Hanım'ı bir defa arayıp hatırını sormazken, sağlık harcamaları için para vermezken, yeni eşi basın mensuplarına, göğsünü gere gere düğün hediyesinin 'siyah bir Range Rover' olduğunu anlattı durdu!
Özetle; iki yetişkin, bir kanser hastasına merhamet etmeyi unuttu! 
***
 Hayat ilginç bir sahne.
Herkesin tüm becerilerini sergilemesine sonuna kadar izin veriyor.
Ama performans bittiğinde de yaşaman gereken 'ders' başlıyor...
Bakın etrafınıza, kim vicdansızlığının bedelini ödemeden göçebilmiş bu dünyadan?
***
Ali ve Ayşe Taran'ın hikayelerini, hayatın onlara sunacaklarını hep beraber izleyeceğiz.
Aslında onların 'aşk hikayeleri' daha yeni
başlıyor.
Bir ölümün ağırlığı altında yaşanacak; Selma Hanım'ın ruhu hep aralarında olacak!

Ayşe Özyılmazel talihsiz bir kadındır
HEP yazdım...
'Bu kızın bir seveni, dostu yok mudur' diye sordum.
İlk popüler olduğu günlerde başlayan hata silsilesi, yokuş aşağı yuvarlanmasına sebep oluyordu.
Benim gibi alaycı kalemlere fazlaca malzeme olacak hamleleri art arda sergiliyordu.
Ve yaptıklarının 'makbul' olduğunu sanıyordu.
Bu kıza annesi, kardeşi, dostları nasıl el vermez anlayamıyordum. Tek bir 'Kızım yapma, günahtır' diyeni yok muydu Allah aşkına!
Bunları yazdığımda bana kızdı, 'Sana ne' dedi.
Şimdi baktığımda Ayşe Özyılmazel'e tek dostluk yapanın ben olduğumu görüyorum.
Şüphesiz, bu son o günlerden belliydi.
Çünkü Ayşe yarını düşünmeden, büyük resme bakmadan yaşıyordu.
Ve önceliği konuşulmak, popülerliği arttırmaktı.
Tüm özel hayatı bunun üzerine kuruluydu.
Kimsede 'Kızım bak bu işler böyle yürümez. Şöyle davran' demiyordu!
Şimdi onun adına çok üzgünüm. Çünkü etrafında onun iyiliği ve doğruluğu için çaba sarf etmek isteyen tek bir insan bile olmadığını daha net görebiliyorum!

Gerekiyorsa gizli yaşasaydı ama Selma'yı yıkmasaydı
SELMA Ann Desmond'un en yakın arkadaşlarından biri Haldun Demirhisar.
Bir nevi kader birliği onlarınki... Son güne kadar yan yanaydılar...
Aslında arkadaşlıkları Ali Taran ile Selma Hanım evliyken başlamış.
Sonra Ali Taran'sız devam etmiş.
Dün bazı köşe yazarları Haldun Demirhisar'ın adını vererek 'Haldun bile Ali'ye kızgın değil, size ne oluyor' yazmış.
Haldun Bey bu yazılanlardan rahatsız olmuş
Cenaze sonrası, konuştuğumuz her şeyi açık açık yazmamı rica etti:
Ali'ye çok kızgınım. Çünkü: Selma'nın hastalığının ilk iki senesi beraberdik. Ve karısına bir bebek gibi baktı. Ellerimizde kan torbalarıyla sokaklarda koştuk onunla. Sonra aniden çekti gitti. Tek bir söz söylemeden. 'Haldun ben gidiyorum, Selma sana emanet' bile demeden. Eğer Ali'yi bilmesem, tanımasam, karısı için nasıl çırpındığını görmesem inanın bu kadar kızmazdım ona. 'Adam değilmiş' der geçerdim. Selma da öyle.. Hastalığın en ağır döneminde, son 6 ayda Selma'nın yanındaydım. Ona yaşatılanlara, hissettiklerine şahit olup Ali'ye kızmamak imkansız. Ben bile Ali'yi görmeye hazır değildim. Tüm gece karşılaşmamak için dua ettim. Çünkü o Selma'yı en zor anında, en savunmasız, sona en yakın anında tek açıklama yapmadan bıraktı ve gitti. Biz her şeyi gazetelerden öğrendik. Selma'nın son 6 ayını bu şekilde geçirmiş olmasından dolayı Ali'ye çok öfkeliyim. Ve onun nasıl olup bir anda bambaşka bir adama dönüştüğünü de anlayabilmiş değilim. Aşksa aşk! Ama Selma'ya saygı duymalıydı. Onun gözüne sokup, ona acı çektirip, ona darbe vurmamalıydı. Gerekiyorsa gizli yaşasaydı ama Selma'yı yıkmasaydı.

Acun Ilıcalı'dan özrü borç bilirim
AYLAR önce Acun Ilıcalı'nın Ali Taran'ı işten çıkarttığı duyuldu.
Sebebi Ali Taran'ın 'ahlaksızlığı' idi...
Müthiş saçma bulmuştum.
Adamı özel hayatı yüzünden cezalandırdığını düşünmüştüm. 'Ahlak bekçisi misin yoksa yapımcı mı?' diye saldırmıştım hatta.
Ama henüz Selma Hanım'ı tanımamıştım. Henüz ona yaşatılanlardan, hayatından çalınanlardan haberdar olmamıştım. Şimdi Acun Ilıcalı, Selma Hanım'ın cenazesinin başında, ona sahip çıkarken yansıyor gazetelere. Neden biliyor musunuz? Çünkü Acun Ilıcalı, Ali Taran'ın yarım bıraktığı işi tamamladı. Selma Hanım'a gerçekten sahip çıktı da ondan...
Cenazede Ali Taran'la selamlaşmadı, ona başsağlığı dilemedi. Neden biliyor musunuz? Çünkü gerçekten Ali Taran'ın bunu hak etmediğini düşünüyor da ondan!
Ben de kendi adıma Acun Ilıcalı'dan af diliyorum. Yaptığı hareketi bir yapımcı olarak değerlendirdiğim ve insanlığını görmediğim, göremediğim için!

<p>Mardin'de akrabalar arasında çıkan kavga silahlı çatışmaya dönüştü. Kameralara yansıyan görüntüle

Aksiyon filmi değil gerçek: Araçla gelip dehşet saçtılar

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yıldırım çarpmasının vücutta bıraktığı ilginç izler

Eren-5 operasyonunda 53 sığınak ile 62 depo kullanılamaz hale getirildi