• $7,3867
  • €8,984
  • 442.572
  • 1546.78
30 Ekim 2011 Pazar

Akıllı kadın tehlikelidir!

Pelin Batu bir röportaj vermiş ve demiş ki; 'Üniversitede bölüm başkanım beni kenara çekti, Pelin sen çok akıllı bir kadınsın ama bu ülkede akıllı kadın tehlikelidir. Aptal rolü yapmayı öğrenmelisin'...
Okuduğum bu satırlara çok üzüldüm.
Neden mi; üniversitede hocalık mertebesine, bölüm başkanlığına yükselmiş bir kişinin ağzından böyle zavallı sözler çıktığını duyduğum için.
Allah'tan Pelin Batu hocasının adını vermemiş.
Yoksa kariyer çöpe gidecekti!
Kim ister ki, hayata bakışı, Türk kadınını yorumlayış ve akıl verişi bu sığlıkta olan bir hocayı?
Evet, hoca haklıdır Türkiye'de kafası çalışan kadın olmak zor iştir. Büyük mücadeleleri, hayatın size zorlaştırılmasını da beraberinde getirir. Ama hoca bir yerde yanılmaktadır; aydın kişilere, entelektüellere, eğitim görevlilerine düşen görev, akıllı kadına aptal rolü yapmayı öğütlemek değil toplumu akıllı kadına tahammül edebilecek düzeye yükseltmektir!
Kendisinin Pelin Batu'ya aşıladığı 'taktik' taşrada ev hanımları tarafından kızlarına takınılan 'hata'lı tutumla aynıdır!
Bizde genç nesillerimiz 'sağlam kafalara' emanet diye düşünüyorduk.
Hocam ben tüm Türk kadınları adına; size 'yazıklar olsun' diyorum!

Bu dörtlü televizyona çıkmalı!
Geçenlerde, son zamanlarda medya dünyasının ilgi çeken 'yeni dörtlü'süyle karşılaştım...
Yeni yazı konuları için gittikleri günübirlik seyahatten dönüyorlardı.
Enis Berberoğlu, Ertuğrul Özkök, Ahmet Hakan ve Sedat Ergin'den bahsediyorum.
Havaalanında bilgisayarlarını açmış, hem birbirleriyle 'itişiyor' hem de o günkü yazılarını yazmaya çalışıyorlardı...
Dört küçük erkek çocuğu gibi birbirleriyle uğraşıyor, şakalaşıyor sonra da kahkahalarla gülüyorlardı. Ertuğrul Özkök'ün giyim zevki, Sedat Ergin'in disiplini, çalışkanlığı, Enis Berberoğlu'nun kullandığı teknolojik cihazlar ve hiç bitmeyen pilleri, Ahmet Hakan'ın popülaritesi ve teknolojik trendleri takip edememesi gibi konularda birbirleriyle uğraşıp duruyorlardı.
Dört, birbirine benzeyen ama bir o kadar da zıt adam!
Belki de ortak özellikleri erkek ve gazeteci olmalarından ibaret.
Aralarında ki uyumsuzluğun uyumu onları hem eğlenceli hem de merak uyandırıcı kılıyor.
Bir araya geldiklerinde 'reyting çeker'e dönüşüyorlar.
Zaten o gün havaalanına girenler, ne gözlerini ne de kulaklarını onlardan alabildi.
Doğal hallerini ekrana yansıtabilecek ve onları televizyon programına ikna edebilecek bir yapımcı varsa ortaya çok izlenen bir iş çıkacağının garantisini veririm!

Yeni bir butik otel
Galata, Kuledibi'nde dolanırken yeni bir butik otel dikkatimi çekti. Adı Georges. 20 odalı, şık, sıcak bir yer.
Küçük bir restoranı, aynı küçüklükte de bir barı var. İnsana kendisini Avrupa'da hissettiren mekanlardan.
Henüz açılalı 15 gün olmuş. Kuledibi'nde oturan yabancılar, sanatçılar ve otel müşterisinin bir arada sohbet ettiği keyifli bir yer.
Rica ettim odalarını da gezdirdiler. Manzara müthiş. Ama çok yeni olduğu için hala eksikleri var.
Georges'a daha geniş zaman ayırabileceğim gün, özel olarak tekrar gideceğim.

Sağlık Bakanlığı, Perihan Mağden'e müdahale etmeli...
Cuma günü Taraf gazetesinde Perihan Mağden'in bir yazısı yayınlandı.
İçinde onlarca gazetecinin adı geçen bir yazı.
Hezeyan halindeyken yazıldığı, adı geçen herkese hakaretler yağdırılmasından belliydi. Açıkçası tek belli olmayan şey yazının konusuydu. Özetle; herkes bir şeylerle suçlamıştı...  Yazarın o günkü buhran anı mağdurlarından biri de ben olmuşum..
Nereye bağlamak istediğini ya da nereden yola çıktığını anlayamasam da Mağden tarafından 'Odatv adlı internet sitesine müstear adla yazı yazmak'la itham edilmişim. İthamını da gerçek bir paranoyak keskinliğinde, sanki ben Odatv'ye yazı yazarken o da benim yanımdaymışçasına emin bir dille ortaya atmış.
Normal şartlarda, bir gazeteci hakkımda bir iddia ortaya attığında kendisiyle kalemimi kullanarak hesaplaşmak isterim. Derim ki 'derhal bu iddianı ispatla, ispatlayamazsan da özür dile'. Ama akli melekelerini tamamen yitirdiği her halinden belli olan bir insanla böylesine 'düz' bir yol izlenemeyeceği ortada.
Bir diğer seçeneğim ise; hayatımda hiçbir yere müstear adla yazı yazmadığım için derhal kendisini dava edebilirim. Hukuki yollara başvurarak cezalandırılmasını isteyebilirim... Ama      cezai ehliyeti olmadığını düşündüğümden, kendisini mahkemeye vermeyi de boşa sarf edilecek çaba olarak görüyorum...
Ancak, acilen müşahede altına alınması ve tedavi edilmesi gereken Perihan Mağden'in, kendi isteği ile tedaviye 'evet' demesi mümkün görünmüyor. Hem toplumun emniyeti açısından,  hem de kendine verebileceği fiziki zararları önlemek amacıyla, Sağlık Bakanlığı yetkililerinden konuya derhal müdahale etmelerini rica ediyorum!

<p>Türkiye'nin aşı haritası erişime açıldı. Vatandaşlar bunun  takibini nasıl yapabilir? İ<span>ki d

Aşının koruyuculuğu ne zaman başlar?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Koronavirüs aşılarının 2. partisi Türkiye'ye geldi

Dünyayı şok eden iddia! ''Yolcu uçağı lazer silahıyla vurularak düşürüldü!''