• $33,0747
  • €36,2009
  • 2608.45
  • 11139.5
8 Temmuz 2024 Pazartesi

‘Varoluşsal bir tehdit'

Türkiye'de doğurganlık hızının dramatik düşüşü geleceğimizi tehdit ediyor.

Nüfus artış hızımızın durma noktasına gelmesi bu konuda çok ciddi adımlar atmamızı zorunlu hale getiriyor.

TÜİK Doğum İstatistiklerine göre 2001'de yılda 2,38 çocuk olan doğurganlık hızı, 2023'te hızlı bir azalmayla 1,51 çocuğa düştü. Nüfusun kendini ikame seviyesi 2,1 çocuktur. Bir başka anlatımla doğurganlık hızı 2,1 çocuk seviyesinde olduğunda nüfus kendini yeniliyor. Bu oranın altına düştüğünde ise nüfus azalıyor.

Nüfus artışımız durma noktasına geldi

Yıllık nüfus artış hızı, iki sayım tarihi arasındaki dönemde her bin nüfus için yıllık artan nüfusu gösteriyor.

Bu hızın sıfırın altında olması, nüfusun düştüğüne işaret ediyor. 2023'te nüfus artış hızı binde 1,1 gerçekleşti. Bu oran ülkemizde 2001'den bu yana karşılaşılan en düşük nüfus artış hızı.

Ülkemizde nüfus artış hızı;

2020 binde 5,5

2021 binde 12,7

2022 binde 7,1.

Yıllık nüfus artış hızı Covid-19 salgınının hakim olduğu 2020 yılında binde 5,5'e kadar düşmüştü. Bu oran son 20 senedeki en düşük oran olmuştu.

2023 yılına gelinceye kadar 2020 ve 2022 yılları haricinde nüfus artış hızı binde 10'un altına hiç düşmemişti.

Dünyada doğurganlık hızı

Sadece ülkemizde değil diğer ülkelerde de bu sorunun varlığı istatistiklere yansıyor. Türkiye'de kademeli biçimde düşen doğurganlık hızı AB üyesi ülkelerde de düşük seviyelerde.

2022 yılında AB üyesi ülkelerde toplam doğurganlık hızı ortalaması 1,46 çocuk oldu. En yüksek doğurganlık hızına sahip ülke 1,79 çocuk ile Fransa oldu. En düşük doğurganlık hızına sahip ülkeler ise 1,2 çocuk ile İtalya ve İspanya oldu. Toplam doğurganlık hızı Türkiye'ye yakın olan ülkeler 1,53 çocuk ile İsveç, Belçika ve Hırvatistan oldu.

OECD ülkeleri arasında ise 2022 yılında kadın başına 2,9 çocuk ile doğurganlık oranı en yüksek ülke işgalci İsrail oldu.

Neler yapılmalı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, doğurganlık hızında geldiğimiz durumu "Türkiye açısından varoluşsal bir tehdit, bir felaket" olarak ifade ediyor. Gerçekten de bu konuda şimdiden çok sıkı tedbirlerin hayata geçirilmesi gerekir. Zira bu konuda sonuç almak için uzun vadeli çalışmaların yapılması zorunludur. Mesela nüfus artışına ilişkin bugünden atılacak adımlar ancak 20 yıl sonra işgücü piyasalarında çalışma çağındaki nüfusun artışına yansıyacaktır.

Son dönemde bu konuda çok sayıda çalışmalar yürütüldüğünü görmek meselenin farkında olunduğunun bir göstergesidir. Bu konuda raporlar, çalıştaylar ve kurumlar arası çalışmalar yürütülmektedir.

Meselenin çözümünü sadece doğum izinlerinin artırılmasında aramak doğru değil. Zira ülkemizde son 21 yılda doğum izinleri ile iş ve aile uyumunu sağlayacak çok sayıda düzenleme yapıldı. Ancak buna rağmen doğurganlık hızı artmadı. Dünyada bazı ülkelerde de bizdeki gibi uygulamalara rağmen doğurganlık hızı artmadı.

Bu varoluşsal tehdide karşı; ücretli ebeveyn izinleri, erken çocukluk eğitimi ve bakımı sistemleri, aile kurmanın teşvik edilmesi, gençlerin ve ailelerin sapkın akımların tahribatına karşı korunması, dezavantajlı grupların işgücüne katılımı, göç meselesi, iş ve aile uyumunu sağlanması ve benzeri politikalar bütünsel olarak ele alınmalıdır.

<p>İstanbul Gayrettepe'de tadilatta olan gece kulübünde meydana gelen ve 29 kişinin yaşamını yitirme

Beşiktaş'ta 29 kişinin can verdiği yangının yeni görüntüleri ortaya çıktı

Üniversite tercihi yapacaklar dikkat! İşte en çok para kazandıran meslekler

Kıbrıs Barış Harekatı'nın az bilinen fotoğrafları! İlk kez göreceksiniz

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (18 Temmuz 2024)