• $31,0708
  • €33,679
  • 2032.57
  • 9374.2
4 Nisan 2022 Pazartesi

Relax

Not: Bundan iki yıl evvel kaleme aldığım bu yazı geleneksel Ramazan saldırılarıyla karşılaşmamız sebebiyle aklıma geldi; bir kez de bu mecrada yayınlamak istedim. "Tutmuyorum, siz de tutacaksanız adam gibi tutun" saçmalığına tahammül edemeyen dostlara selamlarımla iyi okumalar dilerim.

B.

Sıcak bir yaz akşamı sevgili Hikmet Genç'le Nişantaşı'nda randevulaştık. Buluşup önemli bir ziyarete gideceğiz. Nerede randevulaşabiliriz? Akşam namazında Teşvikiye Camii'nde... Merhum pederi o caminin imamı olduğu için, cami müştemilatında dünyaya gelmiş Hikmet abi. Yabancısı değil muhitin.

Ben papyon, ceket, yeni cilalanmış pabuçlarımla sünnetlik çocuk gibiyim. Hikmet abi ise ayakta kot pantolon, üstte deri ceket... Çizmesinde mahmuzu eksik. Uzaktan gören, ceketin iç cebinde bandana olduğuna ve Harley motosikletini bir köşeye park ettiğine yemin edebilir.

Öyle yakışıklı.

Barselona'nın La Rambla'sı gibi canlı her yer. Gençler, âşıklar, bakımlı hanımlar, kıranta beyefendiler... Hulasa, Nûh'un gemisi dağılmış, benî beşer restoranları, kafeleri işgal etmiş.

Nişantaşı cıvıl cıvıl, hayat bahşediyor.

Biz şadırvanda parmaklarımızın arasını hilalleyerek abdest alıyoruz. Cami tadilatta, bir konteynerde namazımızı eda ettik. Allahümme entesselam ve minkesselam...

Kapının önüne çıktık. Mihmandarımızın refakatinde yürüyoruz. Derken anlam veremediğim düşmanca bakışlarla karşılaşıyorum. Bir menbaı meçhul kin bedene bürünmüş bize bakıyor.

Hiçbir müşterek referansımızın olmadığı nice dostlarım olmuş hayatta. Ömrümün on dört senesi Avrupa'da geçmiş. Kolay değil. Birbirini anlamak, anlaşmak, müşterek bir yargıda buluşmak hiç kolay değil. Bunu bittecrübe kaç defa tasdik etmişim. Ancak çözümün ne olduğunu da görmüşüm. Nerede yaşadığını bilecek, o ülkeyi o ülke kılan değerlerle savaşmayacak; ezcümle yekdiğerine hürmet edeceksin. Yoksa anlamak, anlaşmak mümkün değil.

Heitmeyer'in "Paralel toplum" dediği şey...

Paralel iki çizgi ezelde ve ebedde nasıl ki kesişmez, öyle kesişmiyor yollarımız. Referanslarımız kesişmiyor zira, nâletliğimizden buluşmuyor değiliz.

İşte, derisi bu tecrübelerle tabaklanmış olan fakiriniz, o nalet bakışlar karşısında kendimi her zamankinden daha çaresiz gördüm.

Dedik ya, paralel toplumlar birbirleri ile ezelde-ebedde kesişmeyen iki çizgi gibi yan yana sürüp giden farklı hayat pratikleri ortaya koyarlar.

Gelgelelim, referansları yekdiğerinin referanslarıyla kesişmeyen iki kitle olarak biz ve bize ötekine bakar gibi bakan ötekilerimiz daha girift bir ilişkiye sahiptik.

Referanslarımız kesişmese de hayatlarımız sık sık birbiri ile kesişen dönemlere sahipti bir kere.

"Benim de nenemin başı örtülüydü, dedem hacıydı, sünnet olmuştum" vb. gibi nice aidiyet kırıntısı bizleri kesişen müşterekler kılıyordu.

Dolayısıyla Avrupa'da ortaya koyabildiğimiz o basit ignore edici saygıyı bunlara karşı gösteremiyorduk.

Olmuyordu.

Adı, Ahmet, Mehmet, Mustafa olan adam ezandan, saladan rahatsız olduğunu ve dinlemek mecburiyetinde olmadığını söylüyor. Dinmesin diye kuşaklarca kan akıttığın şeyi, bir müştereklik kırıntısı ile kendisini öz mirasçı sayarak susturmak istiyor.

Nasıl ignore edeceksin? Neyine saygı duyacaksın?

Fakat bir çözümü olmalıydı.

Keşke hiçbir müşterekliğimiz olmasaydı. Her şey ne kadar da kolay olurdu. Var ama. Maalesef var.

Biz camiden çıkarken uzaylı görmüş gibi gözümün içine içine bakan yetmişlik amca var ya... Bir şekilde bu adamla yan yana yaşamaya devam edeceğiz. Sana öteki muamelesi yapan herkesle yan yana yaşamaya devam edeceksin sevgili okuyucu dostum. Çünkü hiçbirimiz bu adamları bir yere kovacak kadar bu adamların ahlakından hissemend değiliz.

Dedik ya referanslarımız farklı.

"Mollalar İran'a" sloganının bir benzeri benim hatırıma gelmiyor. Gelmez. Utanırım. Vallahi billahi utanırım.

"Kimi nereden kovuyorum lan?" derim.

O halde bu adamla bir şekilde yan yana yaşayacağız. Hem de "ne halt ederse etsin umurumda değil. Benden uzak olsun, Mısır'a sultan olsun" dediğin halde, laubali herifin sabah akşam seninle yüzgöz olmasına rağmen yaşayacağız.

Haşir sabahına, Arasat meydanına kadar hiçbir ahlaki müşterekliğimiz olmayacak bu adamlarla bir arada yaşayacağız.

Bir formülü olmalıydı.

"Ne yapalım a iki gözüm?" diye sordum kendi kendime...

"Allah'tan iyi mi bileceksin?" dedim.

Karşılaştığında "selametle" diyeceksin, kin kustuklarında "mûtû biğayzikum" diyeceksin.

Enfas-ı madude böylece tamamlanacak.

Ve dehrin kayıkçısı ne tarafa isterse o tarafa kürek çekecek.

Çok da omzumuza yük etmemek lazım yani.

Relax.

<p>Alınan bilgiye göre kaza, Zafer Mahallesi Ankara-Eskişehir Yolunda meydana geldi. Doğan K. yöneti

Yaya geçidini kullanmadı, canından oldu

70.000 TL'den başlıyor: Kapış kapış gidiyor! İkinci el otomobil alacaklar dikkat…

Yavruları için ölümü göze aldı! Piton yılanı ile komodo ejderi karşı karşıya gelirse

Çöp evde emekli öğretmenin cansız bedeni bulundu! Yaklaşık 10 gündür haber alınamıyordu