• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
11 Ekim 2021 Pazartesi

Netameli mevzu hakkında yazı

B.

Mevzumuz bir parça netameli olduğu için ancak ima edebildiğim şekilde yazabiliyorum. Ferasetinize havale ederim.

Temennileri ile analizlerini birbirinden ayırt etme konusunda ekseriyetle sıkıntı yaşayan bir dostum "bu millet bumerang gibidir, gitse de mutlaka döner" demişti.

Arkadaşımın huyunu bilmek itibariyle hiçbir mana atfetmeden "Tabi tabi öyledir. Yoyo gibidir, düşse de mutlaka çıkar" demiştim ben de.

Anlamıştı dalga geçtiğimi.

Nerden sonra düşünüyorum da, ikimiz de haklıymışız. İkimizin de gözden kaçırdığı tek bir nüansmış sadece.

Tanzimat ile başlayan süreçte sağlıklı bir vatandaşlık tanımı yapamamanın ve zaruri sınırları açıkça ortaya koyamamanın faturasını Osmanlı'nın son döneminde de ödedik, şu anda da ödemekteyiz.

Daha açık söylemenin alemi yoktur, genel hatlarıyla temel sorunumuzu dile getirmek kâfidir. O sorun da şudur:

Sırf var ve odur diye devletimizden, bayrağımızdan, vatanımızdan ve milletimizden nefret eden nicesi bizlerle eşit yurttaş olarak bizler kadar hak sahibidir ülkemizin gidişatı hakkında!

Yani "bu millet" derken sınırları açıkça belirtmezseniz, baba katili ile babanızı aynı kimse olarak tarif edebilirsiniz.

Cümleyi biraz daha basitleştirelim:

Bizi hakikaten bir dost bir kardeş aynı vatanın evladı olmakta paydaş göremeyenler, hatta bertaraf edilmesi gereken düşmanlar olarak görenler; mevcut durumumuz itibariyle parti kurabilir, kadim partilerimize genel başkan olabilir, belediye başkanı olabilir, seçimlerde oy isteyebilir....

Hakkıdır.

Zira mevcut kabulümüz kendisine bu hakkı vermiştir.

Velakin unutulmaması gereken şey şudur: Bu kimse, siyaseti katiyyen siyasal kaygılar ile yapmamaktadır. Bir başka kaygıdır o. İzah edip de Türk mahkemelerini kendimizle uğraştırmayalım...

Ancak ekseriyetle altından asırlık nasırlar ve asla kapanmayacak kan davasıvari hisler çıkar o kaygının.

Ulus devlet hepimize tek tip bir çarşaf giydirdi. Altındaki kurt mudur kuzu mudur tefrik edemiyoruz. Ancak sofraya oturunca fark ediyoruz, tabağındaki ota değil yanında oturan kuzuya göz diktiğini bazılarının.

En az onlar kadar onurluyuzdur hepimiz. Koyun olduğumuz için değil, kuzunun canını kurda kaptırmak istemediğimiz için siyasal tercihlerimizi olması gerektiği gibi yaparız.

Yoksa bize onur dersi vermeye kalkan nesebi gayri sahihler kadar onurluyuzdur en az. Ne azı? Çok daha onurluyuzdur. Yanlışa yanlış demeyi biliriz.

Gelgelelim, bizim kuzumuzun canı, hepsinin kaygılarından kıymetlidir.

Bir yerlere savrulsak da, kuzumuzun canını korumak üzere döneriz elbette.

Lakin aslı kurt nesli kurt olan bu 'biz'e dahil değildir. Safdillik edersek, ellerimizle ona teslim ederiz kuzumuzu.

Hafazanallah.

Etmeyelim...

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi