• $7,3602
  • €8,9084
  • 410.684
  • 1528.82
28 Ocak 2021 Perşembe

DİKKAT BUYURUN ERENLER

Taceddin Kutay
Taceddin Kutay
YAZARIN SAYFASI

Bir vakit, hatrına cihan feda bir mahbub dostu ziyaret etmek üzere sözleştiğimiz bir günden kısa süre önce ayağımı sakatlamıştım.

Haberdardı rahatsızlığımdan; huzursuzdu, zira acı çekerek gidip geleceğim malumuydu.

Bedenen ve ruhen acı çektiğim bir eyyam-ı garip içinde bulunan bendeniz, ayağım kopsa da teselliyi o dostun sohbetinde bulacağımdan emin olmam sebebiyle, katiyen gitmemek gibi bir hataya düşemezdim.

Hiçbir şey yokmuş gibi davranıp, sanki sakat ayağım hiç sızlamıyormuş gibi yapmak cüretiyle kendisini teskin ederek ziyaret ettiğim o gün, kalb-i nazeninini kırdım o aziz dostun.

Hem de, hiç unutulmaz hatıralarla hitama eren bir güzel günün ahirinde, öpüşerek ayrıldığımız esnada…

Hem de hiç kastetmediğim bir sözü, nedendir bilmem, etmek suretiyle.

Tam da fakirinizin kıracağı türden bir pot.

Allah ıslah etsin. Dilin kemiği olmamasına sığınarak, bağışlamasını diledim. Bağışladı sağ olsun. Alicenap insanlara vermeli ölçüsüz değeri. Bu kaziyyeyi, o günün akşamında ispat etti yüzü iki cihanda ak olası.

Sızısı kaldı lakin kalpte ve bir teselliye yanaşmaz bitter mahcubiyet hissi… Ne gereği vardı ki? “Takdir” diyerek, bir seyyal teselliye sığınmaktan başka olur şey yoktu. Öyle yaptım.

Kırmamakta mıdır keramet yoksa kırılmamakta mıdır bilmem.

Bildiğim, felekle âşık atılmayacağı hakikatidir.

Kader size bazen bir ikaz levhası tevcih eder de, siz yine üstüne gidersiniz ve en başa çıkılmaz ve mağlup edilemez olan mukadderatın sillesini yersiniz.

“Gitme bak! Encamın tersten dönüyor. Bir arzu edilmez hal gelir başına. Sonra nadim olursun.” demiyor muydu o ayak bana? Vallahi diyordu.

Müneccim değilim, lakin azıcık arif olmağa mani midir bu? Ders çıkar ve dur efendi! Yok duramam. Meşrebim değil. Beceremem. İlk gençliğimden beri, maksat bildiğim umur-u hayriyeye, nice muzur manilere aldırmadan koşmak gibi bir huyum var.

Sonra, başıma gelmeyen kalmıyor tabiatıyla.

Neyse, çok fazla ben dedim. Benliğe lanet. Siz muradıma bakınız rica ederim, ben deyişime değil.

Rüzgarın tersten estiği vakitlerde yelken açmamak gerektiğini bilmek için denizci olmanın zarureti yoktur.

Bir bahre bakacaksınız, bir teknenize. Sonra parmağınızı yalayıp, havaya kaldıracak ve rüzgârın yönünü tespit edeceksiniz.

Sonra, halin iktizası ne ise ona göre davranacaksınız.

Hepi topu bu aslında.

“Uslu durun, cüretkar olmayın” demek değildir bu. Aksine, Schmitt’in vâzıh şekilde söylediği gibi “denizcilik yaldızlı apoletler taşıyan doçların değil, balina avcılarının ve korsanların işidir!” Haşarı olmaktan ve sizi nâmümkün olduğuna ikna ettikleri şeyleri kovalamaktan vaz geçmeyin çok rica ederim.

Fakat ayağınızdaki prangalara ve yoldaki engebelere bir nazarcık olsun atarak, azıcık olur tarafından yürütmeli büyük kavgaları.

Bu bir “kavganız küçük olsun” teklifi de değildir. Bilakis “büyük kavga detaylara dikkat etmekle verilir” demektir.

İtinayla, her bir adımınızda parmak ucunuza bakarak hızla koşabilmek gibi bir şey. Belki paradoks, fakat olmazsa olmaz bir gereklilik.

“Şimdi bu yazıyı hangi siyasi meseleye bağlayacak acaba” diye bekleyen sevgili sadık ahbabımı hayal kırıklığına uğratacak ve şunu itiraf edeceğim: Ne siyaseti ya hu? Siyasetin çok fevkinde hadiselerin verdiği huzursuzluk sebebiyle kaleme aldım bu yazıyı.

Ve o hadisatın sızısıyla, okumak zahmetine katlanan dostların benzer bir sızıdan mahfuz buyrulması için belki bir tevessül tavsiyesidir tüm kaleme getirdiğim.

Azmettiğiniz nice şeyin, sizden muvakkaten yahut ilâ nihâye uzaklaşmasını neticelendiren her hata büyük hata mıdır zannediyorsunuz?

Kader bizleri bazen, küçük hataların yol açtığı büyük hasarların yüklerini yüklenmek gibi bir imtihana tabi tutar.

Nice sınanmışlıktan geçmişsinizdir de, tahammül sınavından ikmale kalmışsınızdır örneğin. “Bu da dert mi?” demeyin. Derttir. Küçücük dişin sızısı, bacakta olmaz ya hani… Öyle bir şey işte.

Bir küçük özensizliğin, nice büyük varınızı yok kılmasından Allah’a sığınmalı.

Pek kıymetli bildiğinize özen gösteriniz. Sonra dilinize kekremsi bir hicaz şarkı oturur da “sen değildin o giden, ruh-i revânımdı benim” der yürürsünüz bikes yollarda. Hafazanallah…

Dikkat buyurun erenler! 

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, İnsan Hakları Eylem Planı'nı açıkladı. İnsan Hakları Eylem Planı'nın

Başkan Erdoğan İnsan Hakları Eylem Planı'nı açıkladı

Düzce'de altyapı çalışması sırasında şans eseri bulundu!

Her yerde uyuyabilen vurdum duymaz insanlar

Endonezya'nın Sinabung Yanardağı'nda hareketlilik