• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
30 Ağustos 2021 Pazartesi

Aşure

B. Bir akıl bir şekilde bizleri aslında hiçbir iyiliğe ve güzelliğe layık olamayacak insanlar olduğumuza ikna etmeye çalışıyor.

Daha evvelden yazdığım ve söylediğim için tekrar etmiş olacağım ancak bu beni hiçbir şekilde tereddüt sahibi kılmıyor. Söyleyecek başka sözüm olmadığını düşünmenizden endişe etmeyişimin sebebi, bahsedeceğim şeyin en temel kavgamız olduğunu düşünüyor olmam...

Muhtemelen daha sık tekrar edeceğim.

Ettekraru ahsen velev kâne yüzseksen

Türk orta sınıfını bir başka şeye dönüştürmek isteyenlerin, bu dönüşümü ekonomik bir darbe ile gerçekleştiremeyeceklerini keşfedeli çok oldu. Zira en ağır ambargo dönemleri de dahil olmak üzere Türk orta sınıfının ekonomik daralması hiçbir zaman ezilmesiyle sonuçlanmadı. Aksine kültürümüzü ana hatlarıyla ve tolere edilebilir sapmalarla bir sonraki kuşağa aktarmayı başardı orta sınıfımız.

Bu sınıfa kast edenlerin şimdi yapmaya çalıştıkları şey bir başka metodu deniyor bir süredir.

Türk kültürünü kendisinden utanılacak bir şey olarak lanse etmek ve insanları bu kendisinden utanılacak şeyden yüz çevirmeye ikna etmek üzere sahneye koydukları piyes, kültürümüzün aslında bir kökeni olmadığına inanmamız üzerine bina edilmiş durumda.

Yaranmacı bir hissiyat ile sürekli olarak, bizim zannettiklerimizin aslında bize ait olmadığını ispat için çırpınan Ahmetler Mehmetler, hayat yolculuğunun bir noktasında zihinlerinin idlal olmuşluğuna bakmadan bizlere akıldanelik ediyorlar...

Efendim o yemek bizim değil Rum'un, bu müzik bizim değil Rus'un, şu motif bizim değil falancanın... Neticede Taklamakan Çölleri'nde taş kırığı yiyen adamlar olarak buralara kadar gelmiş; sizlerin iftihar ettiğiniz ve kendinizi yamamaya çalıştığınız medeniyetlerin çanına ot tıkamışsak, bize bunun nasıl olduğunu izah ediniz.

Öyle ya, yıkmakla kalmadık, otantik ve benzeri olmayan bir şeyi de inşaa ettik. Siz inanmayadurun... Bizim olmadığını iddia ettiğiniz her şey ya bizzat bizim yahut çok başarılı şekilde temellük etmişiz.

Son olarak aşureyi de aslında Ermenilerden çaldığımız saçmalığını duyunca bu aymazlığı bu yazıya konu etmeye niyet ettim.

Şunu söyleyerek bitirmek isterim: ey komplekslilerin en teskin olmaz, milletlerin en necibine mensup olmaktan utananan kafası çalışmazlar!

Bir toplumun kolektif bilinçaltı diye bir şey vardır. Orada çeşitli şeylere bir takım manalar atfedilir.

Evet belki Ulubatlı Hasan diye bir kahraman hiçbir zaman yaşamadı; bir mitos kahramanı olabilir. Ancak onun varlığını ispat etmek için uzun uzun uğraşmak beyhudedir. Buna karşın Türk kolektif bilinçaltının Ulubatlı Hasan'ı neden meydana çıkardığı anlaşılması gereken şeydir.

Belki Fatih Sultan Mehmet'e izafe edilen o meşhur hikaye hiçbir zaman vuku bulmadı ve Edirne çarşısının hiçbir esnafı Fatih Sultan Mehmet'e "Ben siftah ettim tereyağını da komşumdan alın" demedi.

Şu durumda sorulması gereken soru kitaplarda okuduğumuz büyüklerden duyduğumuz bu kimselerin ve hikayelerin hakikat olup olmadığı yahut kökenin ne olduğu değil, Türk kolektif bilinçaltının bu motife neden önem verdiğidir.

Esnafı terbiye eden, diğerkamlık öğreten ve bir tüccarı her türlü ahlaksızlığa sevk edebilecek olan hırs illetini törpüleyecek bir öğreticilik ortaya koyan bu hikayeler hakikat midir değil midir size ne bize ne?

Şu halde aşureyi değil Ermeni'den Japon'dan da öğrensek önemli olan şey aşureye atfettiğimiz mânâdır.

Elbette sizler bütün konsantrasyonunuzu aşurenin içindeki kayısıya ve incire yöneltmişken neden bahsettiğimi anlamanızı beklemiyorum.

Şu anda sadece tarihsel şahitliğimi yapıyor ve saçmaladığınızı söylemek istiyorum

el-hak saçmalıyorsunuz.

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi