• $7,3658
  • €8,9573
  • 437.167
  • 1536.11
14 Şubat 2012 Salı

Yaşam koçu terörüyle mücadele

Her şeyin en güzeline, en fevkaladesine layık olduğuna tereddütsüzce iman eden şimdiki zaman insanının en ulvi temalarından biri 'kişisel gelişim', doğal olarak. Her türlü 'başarı' mayasının kendi fani damarlarında akan asil kanda mevcut olduğuna dünden ikna olmuş 'düşünce gücü' disiplinleri o kadar popüler ki artık; evrene giden mesaj trafiği İstanbul trafiğinden beter durumda. Kendini secret'a, olumlama ritüellerine, bilinçaltı temizliğine veren verene. Elimizi sallasak yaşam koçuna, ilişki koçuna, kariyer koçuna çarpıyor. Çağın favori mesleği! Doğru düzgün bir işin ucundan tutamayan ne kadar 'uyanık' varsa, 'Ferrari'mi satıyorum, satıyorum, saaaaattım' havasında. Bir seminere, bir kursa kapağı atan ilk günden CV'sini baştan yazıyor, küllerinden 'yaşam koçu' olarak doğuyor. Oh ne ala... Ne hizmetin tanımı belli. Ne nitelik açısından, ne de nicelik açısından ölçülebilir bir hizmet söz konusu. Daha 'yağlı' bir kapı olabilir mi? Mümkün değil.
Piyasada ne kadar histrionik kişilik varsa, kafasında 'yaşam koçu' tabelasıyla ve tabii gözlerinde ennn pozitifinden dolar işaretleriyle gezer oldu. Dikkat çekmek uğruna, nice sorumsuz fikirleriyle söylev çekip duruyorlar sağda solda. İmam nikahlı 'ikinci' eşler arasında fenomen olan 'koç' bile türedi - bkz. çok eşlilik koçu Sibel Üresin. Oyunu oraya göre kurmuş, limitsiz saçmalıyor. 'Çaresizliğin ticareti' bunun Türkçesi. Ama alan memnun, satan memnun bir yerde de. İçini ferahlatmak, doğru yolda yürüdüğüne inanmak için daha nice 'yılana' sarılır insanoğlu. Onaylansın yeter ki. Kurunun yanında yaşı da yakmak gibi durduğunun farkındayım. Ama kuaför kadar da yaygın olması çok anormal değil mi yaşam koçluğunun? Fön çektirmeye gider gibi, bilinçaltı temizliğine gider oldu millet. Çok da ciddi paralar harcanıyor bu uğurda. 'Farkındalık' ise ana gaye, önce bu olan bitenin farkına varmak lazım, sayın yüreğinin götürdüğü yere doğru yola çıkan.

Terk edilmek için güzel bir gün!
Sevgililer Günü'ne alternatif yaklaşımlarım sürüyor, sayın klişelerden bunalan. Bugünkü tavsiyelerim, yalnız kalmak isteyip de bunu bir türlü beceremeyenleri ilgilendiriyor. Geçen yıllarda yazmıştım, ancak tekrar etmekte fayda olabilir: Ayrılmak istiyor, fakat bunu ona bir türlü söyleyemiyorsanız, 14 Şubat sizin için eziyettir. Haklı olabilirsiniz, ancak bir de bardağa dolu tarafından bakın... O uzun ve sıkıcı ayrılık konuşmasını yapmadan da özgürlüğe yelken açabilirsiniz! Ha gayret:

- Buluşmaya, büyük bir (veya birkaç) çantayla gidin... Mutlu mutlu kıkırdayın ve 'Ben sana kaçtım' deyin.  
- Uzun ve ateşli gecenin sonunda, 'Beni seviyor musun?' diye sorduğunda 'Sevdik ya!' diye tersleyin. Sonra da '14 Şubaaaattt!!' diye el çırpıp boynuna atlayın...  
- Uzun ve ateşli gecenin sonunda, 'Ne o yorulmuşa benziyorsun, kontörün mü bitti yoksa?' deyip tepine tepine gülün...  
- İşyerinizdeki 14 Şubat partisine onu da çağırın. Patronun, burnunu yere yapıştırıp poposunu havaya dikmiş köpeğini göstererek, herkesin duyacağı şekilde; 'Hayatım bak! En sevdiğin pozisyon' diye bağırın.  
- Ona istediğini verin... Ancak fazla ileri gitmeyin. Hararetin yükseldiği noktada aniden durun ve 'Fragman buraya kadardı. Filmin devamı nikahtan sonra!' deyin...

Home Tweet Home: 'Fatih Procesi güncesi: Örtmenim elektirikler kesikti akıllı tabletimi şarj edemedim.' (KuzuBoyz)

<p>Yozgat'ta aydınlatma direğindeki Türk bayrağının katlanmış olduğunu gören yaşlı bir vatandaşın, ş

Yozgat'ta vatandaşın 'bayrak' hassasiyeti kameraya yansıdı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...

Ahır yapımı sırasında bulduğu taşların gizeminin çözülmesini istiyor