• $9,5988
  • €11,1706
  • 556.645
  • 1492.93
16 Nisan 2013 Salı

Sigara spotu faciası

Herkes sigara bıraktırmaya yönelik kamu spotlarının çevreye verdiği rahatsızlıktan söz ediyor. "Sigaradan soğutmak", "sigara bırakmaya özendirmek" gibi işlevleri olması gerekir bu uyarıcı filmlerin normalde. Ama bizim spotlar tersine çalışıyor! Maruz kaldığımız "balgamlı", "atardamar birikintili" spotlar; sigara yerine sigarayı bırakan insanlardan nefret ettiriyor! Böylesine çarpık bir sonuca yol açmak ayrı, kaynakların boşa harcanması ayrı skandal. Bir fiyatına iki skandal yani! Büyük bir terslik, büyük bir hata var bu işte:     

l Her spot yeniden ispatlıyor ki; bu filmleri hazırlayanlar toplum psikolojisinden de, iletişim biliminden de zerre kadar anlamıyor. 
l Öyle yanlış vurgularla öyle yanlış duyguları tetikliyorlar ki... Hedef kitleyi ajite ederek aksi istikamette "direnç" yaratıyorlar.  
l Spotların yol açtığı bu yanlış motivasyon, sağlıksız davranışın (sigara içiciliğinin) pekişmesine yol açıyor. 
l Spota kızıp sigara yakıyor insanlar! Var mı ötesi!? 
l Böyle çalışmalar profesyoneller tarafından büyük bir hassasiyetle yürütülüp takip edilmeli. Öncesi-sonrası, etkisi-tepkisi hesap edilmeli.  
l Varolan spotlar sigaranın kendisi kadar zararlı, ilkel ve mide bulandırıcı. 
l Toplumu tanıyan, psikolojiyi iyi analiz eden, yayıncılık dilini doğru kullanan spotlara ihtiyaç var.
l Kafa göz yararak, "pis dede mis dede" gibi ağzına terlik atmalık mesajlarla olmuyor bu iş. 
l Hiç bilmiyorsanız; sigarayı bırakınca ilk 24/48 saat vücutta yaşanan "bayram" havasını google'layın ve o listeyi spot yapın. 
l "Yaratıcı" buluşlarınızı lütfen bu işe karıştırmayın. Kaş yaparken göz çıkartmanın âlemi yok.

Fazıl Say'a hapis!
"Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılamak" suçuyla yargılanan Fazıl Say 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dünya çapında ünlü besteci-piyanist "sanığın" sabıkasız oluşunu göz önüne alan hâkim, Say'ı, 5 yıl denetimli serbestlik şartıyla serbest bıraktı. Yani sanatçı, önümüzdeki beş yıl içinde, davaya sebep olan türlü tweet atar, alıntı paylaşır ya da söz sarf ederse hapsi boylayacak. İşte, 2013 model Türk adaleti. Tepe tepe kullanın. "Yaşasın sosyal medya ve ifade özgürlüğü"nün Türkçesi; dileyen herkes hapse girebilir, basın kartına ya da cilt cilt kitap yazmaya ihtiyaç yok... Alın size eşitlik!

Park ve bahçeler moving...
Emek Sineması davasının Türkçe'mize kazandırdığı bir fiil "moving". Taşınıyor, yer değiştiriyor manasında. Bu gerekli açıklamadan sonra; fotoğrafta görülen "masaüstü yeşil alan" projesiyle, bundan böyle herkes kendi yeşil hasretini kendisi dindirecek. Bu sayede yok Gezi Park'mış (!) yok Kuşdili Çayırı'ymış (!) gibi "hırslardan" arınacağız. Tüm meydan ve parkların enine boyuna betonlanmasını can-ı gönülden alkışlayacağız. Şakası bile tansiyon düşürücü değil mi? Plaza hayatı için geliştirilmiş bir "organik tasarım" örneği bu gördüğümüz sadece. Ama şehirlerimizi -özellikle de İstanbul'u- saran inşaat çılgınlığı dörtnala üstümüze gelirken, yakında bu masalara muhtaç kalır mıyız diye korkuyor insan!

Hello Tweetheart: "Seninle pikniğe gitmemiz gereken bir konu var." (@NaferErmiş)

<p>Yeşilçam'ın usta ismi Hülya Koçyiğit, 1963 yılında henüz 16 yaşındayken Susuz Yaz adlı filmle bey

Hülya Koçyiğit bilinmeyenlerini anlattı

Yer siyah gök beyaz! İşte Beşiktaş'ın Galatasaray galibiyetinden en özel kareler

Düzce'nin 1830 rakımlı Kardüz Yaylası'na kar yağdı

Az bilinen tarihi fotoğraflar ve hikayeleri