• $8,155
  • €9,7089
  • 457.312
  • 1393.24
11 Haziran 2011 Cumartesi

Selvi boylum altın kalplim

En hakikatli en ağır jönlerimizden Kadir İnanır'la başrolü paylaştığım bu fotoğrafın (Bkz. TV sayfası) ürkünç kamera arkasını paylaşmak istiyorum sayın okuyan. Hem kafamız dağılır. Seçimdi stresti unutur soluklanırız hiç değilse şuracıkta... Efendim; günlerden bir mayıs sıkıntısı perşembesi. İzmir havaalanında karşılaştığımız hava, bizi oracıkta boğmaya yemin etmiş gibi. Öylesine bir sıkıntı, görülmemişçesine bir ağırlık. Olay yerine vardığımızda da değişmiyor atmosfer. Bilakis artarak devam ediyor bunaltıcı etkenler. Ve Kadir İnanır'la ilk karşılaşma... Ayy nasıl yarım ağız bir 'meraba', nasıl yarım el bir tokalaşma anlatamam. Hay bin pişman oluyorum geldiğime geleceğime. 'Ne bekliyordun, bando mu?' diyebilirsiniz bu sahnede, haklısınız. Ama insan bozuluyor öyle demeyin, başına gelen bilir (Bu arada aksi gibi benim görevim de Jim; dizi tutkunları için şöyle tatlı bir röportaj çıkartmak)...
Neyse çarşı çekimi başlıyor. Beklemeye alıyoruz biz de kendimizi. Sempati kazanmak için figürasyona omuz veriyor ve CV'mize altın bir madde ekliyoruz hatta iki arada bir derede. Kısadan da kısa sürüyor tabii rolümüz. Ev çekimine doğu yola koyuluyoruz yavru ördekler gibi ekibin ardına takılıp. Yol boyunca Kadir İnanır'ın sette estirdiği kuzey rüzgarları hakkında yakası açılmadık efsaneler dinliyorum. Genel kanı 'ben babamdan tırsmıyorum o kadar ama Kadir Bey'in karşısında çenem titriyor' yönünde... Başımıza ne işler gelecek diye diye varıyoruz dizi evine. Bahçe kapı aralığından kafamı uzattığım ilk saniye Kadir İnanır'ı görüyorum. Arkama bakmadan şehir merkezine doğru koşmak geliyor o an içimden. Ama sabit bakışları beni de sabitliyor. Hatta hükmediyor. Şuursuz bir şekilde yanına varıp, 'Müsait olduğunuzda kısa bir röportaj...' diyorum en kibarcık sesimle. 5 uzun saniye süren ve insanın eline ayağını gemici düğümü atan bir sessizlikten sonra 'Sabaha kadar buradayız, yaparsınız' karşılığını alıp oturuyorum efsane jönümüzden.
Sonraki saatler boyu magazinci arkadaşları bir keresinde 4 gün bir otelde esir ettiğini dinliyorum. Nasıl yani diyorum ben de aynen... Hiiç, öyleymiş işte. Dört gün hiç konuşmamış Kadir Bey. Onlar da kameralarıyla beklemişler mecbur. Ya bize de öyle yaparsa?! Ama akşam uçağıyla dönüyorum ki ben. Gökyüzü hızla kararıyor ve 'Ellerim Bomboş' şarkısı başlıyor aniden fonda... Ve hava bir patlıyor... O ne sağanak Sayın İzmirli... En fenası da dizi evinden başka kaçacak yer yok. Ayağımda çivit mavi galoşlarla Kadir İnanır'ın karşısındaki koltuğa ilişmek zorunda kalıyorum devamında... Yer yarılsa tercih ederdim yani. Orada olmamdan daha doğal bir şey olamaz havalarına girme gayretim ömrümden iki yıl yemiştir yemin ediyorum. Yorgunluğu, bıkkınlığı da yüzünden okunuyor Kadir İnanır'ın. Ağrısı mı var acaba? Canı da yanıyor sanki? Buralar da mı oturuyor acaba? Var mıdır ki sevdiği... Sevgi neydi... Sevgi emekti... temalı dalgınlığım uzun sürmüyor. 'Hangi kanal', 'Saat kaçta', 'Ne programı' gibi sorular duyuluyor kesik kesik. Odadakilerin kaş göz etmesiyle bana sorduğunu anlıyorum ve bir o kadar yalın yanıtlar veriyorum Kadir İnanır'a. Gözleri kapanıyor ve uykuya dalıyor o an.
Yağmur durmuş mu bir bakayım hele gibilerden odadan sıvışıyorum o ara. Üstünü örtmedim diye de suçluluk duyuyorum bir yandan. Yağmurun duracağı hayal gibi... Gün tamamen düşecek birazdan ve denizde kum tanesi olan umudum tamamen yalan olacak. Yenilginin yanmış balatayı andıran kesif kokusu doluyor burnuma. Kederli başımı nereye vuracağımı netleştirmeye çalışırken, 'Kadir Bey çağırıyor' diye fısıldıyor biri. Emir eri gibi o saniye bitiyorum odanın kapısında. 'Bul bir şemsiye, çıkalım konuşalım dışarıda' diyor Selvi Boylum'daki şefkatli sesiyle birden... Sonrası sahiden film gibi. O tarihi sağanağın altında bir elimizde şemsiye bir elimizde mikrofon, romantik görünümlü melankolik bir sohbet gerçekleştirdik. Sonuç: Kamera arkası ve önü dahil olmak üzere Kadir İnanır'ı hiç böyle görmemiştim. Merak edenler için bugün 18.00'de Dizikolik'teyiz. Seçimden sonra görüşmek üzere. Hayırlısı olsun.

Home Tweet Home: Sokakta kedi, mutfakta kedi, yatakta kedi... twitter.com/KediZihni

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü