• $7,3145
  • €8,7932
  • 404.68
  • 1528.92
02 Haziran 2012 Cumartesi

Pazar kasveti lideri

Burası benim evim, burada herkes benim istediğim gibi olacak!' diyen despot babalardan farkı yok Başbakan'ın Erdoğan'ın. Geleneksel aile yapısından tanıdığımız, karın tokluğuna katlanılan bu 'doğal liderlik', karşısındakileri sus pus etmeye yeter belki ama mutluluktan söz edemeyiz o 'evde'. Sevilen değil korkulan bir figürdür orada 'baba'. Ne duygusal ne de fiziksel bir neşenin öznesidir. Gitsin de nefes alalım diye bakılan, arkasından türlü iş çevrilen de ondan başkası değildir (maalesef). Pazar günleri içimize çöken kollektif kasvetin de mimarıdır. Küçüklüğümüzün pazarlarından kalma ezici bir kasvet... Baba evdedir ve herkes diken üstünde durmak zorundadır hani. Geçmez oğlu geçmezdir o gün. Diğer zamanlar nispeten kolay çünkü baba işte! Ama hava kararınca kasvet çalar kapıyı yine. 'Hoş geldin' diye sıraya girilse de baba geldiğinde, asıl hasretle beklenen evden gidişidir babanın, gelişi değil. İkiyüzlü bir yapıdır bu açıdan 'aile'. Ve şiddetin, zulmün rutin adresi ailelerdir ne yazık ki bu nedenle. Lider ne kadar ilkelse, mutsuzluk o kadar artar. Hayattaki tüm yenilgilerini, hırslarını evden çıkartmaya çalışan, evin canına okuyan babalar. O kadar ilkeldir ki onların liderliği, sevgi yerine tehditle yönetebilirler ancak kurdukları aileleri. Yönetemediği yerde cinnet getirmeleri bundan. Yasakçı babalar ve gizli gizli yaşamaya çalışan aile bireyleri. Türkiye'nin bugün süreklendiği tablo da bundan farklı değil. Başbakan evin reisi, bizler de onun biçare çocuklarıymışız gibi bir yanılsama içinde yönetiliyoruz. Kendi değerleri, doğruları, kinleri, hesapları etrafında yekvücut olmamızı beklemesi bundan. Hoşuna gitmeyen bir ses çıktığında hiddetlenip hırslanıyor. Kaş yaparken göz çıkarıyor. Tipik despot baba tavırları sergiliyor. Ancak bir sır vereyim; sürpriz olacak belki ama eşit bireyler olarak, şeffaf bir hayat sürmemizi sağlayacak 'olgun' bir lidere ihtiyacımız var bizim, kasvet körükleyen bir babaya değil. En 'hayati' konularda dahi fikrimiz sorulmazken, Başbakan'ın dilinde hep aynı nakarat: 'Halk böyle istiyor!' Yüzde 50 kastediliyor olmalı, cümlede geçen 'halk' ifadesiyle. 'Herkesin, her kesimin Başbakan'ıyım' diyen o iddialı adama ne oldu peki? Birileri kaçırdı ve bu skandal bizden gizleniyor mu yoksa..? Ben halkım ve Başbakan'ım olduğunu iddia eden o adama ne olduğu hakkında bir açıklama bekliyorum...

Cımbız
'Sanki hayatta 'Keyfime bakarım, hamile kalırsam da parasını bastırır, aldırırım' diyen kadınlar var! Sanki bu hakkı koruyan yasanın varlığı, doğurmak isteyen kadınlara mani. Bir kadın ancak kendi isterse kürtaja karşı olabilir. Karşı olan bir hekimin kürtaj operasyonu yapmama gibi bir hakkı da var. Zaten böyle işliyor. Fakat yasalarla dayatmanın hayattaki karşılığı, kadınların temel hak ve özgürlüklerine tecavüzdür.' (Pınar ÖVÜNÇ'ün 'Biz de halkız' başlıklı yazısından.)

HOME TWEET HOME: 'Kürtaj Hakkı Kampanyası başladı, fotoğraflarınızı bekliyoruz - Bianet: bit.ly/KAbFPv' (@IsilCinmen)

<h3>ÇALIŞANLAR İSTİFA METNİ YAZARKEN DİKKAT!</h3><p>'Kısa Çalışma Ödeneği'nin biteceğinin açıklanmas

Kısa çalışma sonrası çalışanlar nelere dikkat etmeli?

Eski telefonunuzu sakın atmayın! İçinden çıkan parçayla bakın ne yaptı

Çorum'da 7 bin 291 litre sahte içki ele geçirildi

İstanbul'da yüzde 50 kapasiteyle kafe ve restoranlar ilk müşterilerini aldı