• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
25 Ocak 2011 Salı

Hukuk devletinde seksin ölçüsü

Babacanlığın hakkını vermeye yeminli yurt müdürü ya da okuldaki çömezlere hayatı öğretmekten sorumlu ağabeyler gibi konuşmayı çok sever oldu liderlerimiz. Son örnek Bülent Arınç'tan: 'Hayat alkol ve seksten ibaret değil'. Hitabetinin kuvvetiyle ünlü biri olarak kelimeleri kasten seçtiğine şüphe yok. Ayrımcılık yapmaktan imtina ediyor olsaydı seks yerine 'cinsel hayat' deyişini tercih edeceği de muhakkak. Dahil olduğu görüş ve değerler sistemi esas alınacağına göre 'alkol' de, 'seks' de fazlaca Batılı kavramlar. Dahası, Batı'nın 'alınması gereken iyi yanları' listesinde olduğu iddia edilemez bu ikilinin.  

Bülent Arınç profilindeki bir söz sahibinin, normal şartlar altında toplum ve cinsellik hakkında konuşurken mesafeyi elden bırakıp 'seks' ifadesini seçmesinin doğal olmadığı ortada. Konuşmasının devamı, seçimi konusunda oldukça aydınlatıcı: 'Hukuk devletinde her şeyin bir ölçüsünün olmaması, özgürlüklerin sınırsız olması söz konusu değildir'.
Hukuk devletindeki içkinin ve seksin ölçüsünü netleştirmiyor açıklama. Ancak bu ikisinde de uyulması gereken sınırlar olduğunda kararlı. Seks, 'cinsel hayatın' aşırı boyutlara varan haline verilen isimmiş gibi duruyor hatta. Cinselliği aşırılığa vardıran rolde de alkol çıkıyor ortaya. Ki, bütün kötülüklerin anası o değil miydi zaten baştan beri? Baş kötülük de seks işte. Ölçülü olanına 'cinsel hayat' deniyor ve gece gündüz sağlık kuşaklarında tartışılıyor zaten. Ölçü kaçtı mı sekse varıyor iş. Ki Batı'nın hali ortada!

Doğrudur. İçkinin ve seksin sınırları modern dünya bireylerini farklı dozlarda düşündüren, bazen de zorlayan konulardır. İçinden çıkılması için ise çoğu kez devlet büyüklerinin tavsiyeleri bir şey ifade etmez. Bilakis bireyler, kendi istek, deneyim ve baş etme güçleriyle, duygusal-fiziksel tatmin ve hedefleriyle erişirler kendi doğrularına ve sınırlarına. Devlet ise bu konular ancak 'suç' oluşturduğunda bireyle arasındaki mesafeyi kaldırır ve sınırlarını sorgulayıp yargılar. Hakkı ve gereği de bu değil mi zaten?
Fakat ne var ki bizde işler artık hepten, testiyi kırmadan 'çocuğu' pataklamak gereği üzerinden görülme yoluna girdi. Biri 'a' diyecek oldu mu çıkıp patlatıyorlar ağzına bir tane. Herkes ip gibi dizilip 'siz nasıl isterseniz!' sırasına girmeden de yetinilecek gibi görünmüyor. Geçen hafta Başbakan'ın teşhis ettiği 'aksırıp tıksırıncaya kadar içenlerin', cinselliği de abartan sınır bilmezler olduğu ortaya çıkmış oldu Arınç'ın açıklamasıyla. Sırada ne var bilinmez. Ünite başlığı çok hızlı değişir oldu.

Bir Ankara polisiyesi
'Ezel' tarikatıyla başı bir türlü hoşlaşmamış biri olarak belamı bulmuş ve 'Behzat Ç.'ye vurulmuş durumdayım. Akbaba'sından Hayalet'ine, Harun'undan Savcı Hanım'ına herkes mi bu kadar yerini bulur ve rolüne yakışır... 'Hayatımda izlediğim en güzel dizi' diyen yerli dizilerle arası bozuk internet gençliğine hak vermemek elde değil. Baygın durumdaki TV izleyicisini, su katılmamış Serdar Akar tokatlarıyla kendine getiriyor bu dizi. Evlerden uzak Başkomiser Behzat Ç. rolüyle çıtayı az görülen bir yere çeken Erdal Beşikçioğlu'nun kara enerjisi ekran çatlatan türden. Ağabey rolündeki Ege Aydan'la sergiledikleri med-cezir ilişki deseniz izlemeye doyulur gibi değil. Böylesi marjinal bir cazibe yaratmayı başaran usta ekipteki herkesi kutluyorum. Ankara'nın bu bol 'bipli' yüzü kesinlikle kaçmaz.

<p>Nijerya açıklarında Türk gemisine yönelik bir saldırı gerçekleşti. Saldırıda bir denizci hayatını

Türk gemisine saldırının arkasında Fransa mı var?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor

İstanbul boğazında görüntülendi! Sakarmekeler martılarla beraber simitle besleniyorlar