• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
03 Nisan 2012 Salı

Hayatımız Truman Show

Mimiklerin efendisi Jim Carrey'nin can verdiği, 1998 tarihli reality-show trajedisi Truman Show'u hatırlarsınız (umarım). Jim Carrey'e kanıp komedi filmi izleyeceğini zannederek elinde patlamış mısırıyla koltuğa oturan gafil seyirciyi evire çevire pataklayıp salondan şutlayan unutulmaz bir tüketim furyası eleştirisi. Tüm yaşamı pahalı bir prodüksiyon olan şov yıldızı(!) Truman'ın kendisi hariç - hayatındaki ve ekran başındaki - herkesin bildiği koca bir yalandan (ya da AVM'den) ibaret dünyası... Karısı, işi, sabah gazete aldığı büfecisi vs. herkesin asıl işlevinin araya 'reklam' boca etmek olduğu bol güneşli bir pazarlama şovu. 'Vay beee' diye cık cıkladığımız o yalan dünya gerçek oldu işte, sayın ufuk çizgisine toslayan!

SOBELENME KEYFİ(!)
Kız arkadaş bulmaktan ve okulun popüler kulüplerine kabul edilmekten aciz, kindar Marc Zuckerberg'in (Facebook'un yaratıcısı) büyük katkılarıyla fişlendik hepimiz sonunda. Hayatımızı aşırı kolaylaştıran mail adresimiz ve sosyal paylaşım zımbırtısı hesabımız sayesinde, bizden önce dünyanın her bir köşesine ulaşıyor kişisel bilgilerimiz. Sobelendik topluca. İznimize ihtiyaç bile duymadan en beter mamullerini pazarlamaya diretiyor, tacizkar satıcılar dört koldan. Yetmiyor, friends listemizin altını üstüne getirip tanıdığımız kişilerin adıyla ilan, virüs vs. postalayıp, post ediyorlar 7/24. Üyesi bile olmadığımız şehir fırsatlarının, çöp çatan sitelerinin bombardımanı altındayız. Global köyün ortasında yakılan bu parti ateşi canımızı fena yakıyor artık.

DİJİTAL ŞENLİK ATEŞİ         
Sosyal paylaşım ıvır zıvırlarına bakarsak da öte yandan, yemeyip içmeyip iyilik ve vefa peşinde koştuğuna inanacağız insanların. Toplumsal hassasiyetleri yaralayan bir musibet, bir skandal, bir gündem var diyelim, ahali hürraaa ona kilit. TT (Trending Topic) yapana kadar abanıyor herkes klavyeye. Tanınmış biri vefat ediyor, sevilen birinin ölüm yıldönümü geliyor... Balık sürüsü gibi akvaryumun hooop o tarafına akıyor hareket. Gündem yavaşlayınca ya da hassas mevzular TT, RT yapılıp misyon tamamlanınca ise gevşiyor ortam yeniden. Yeme içme, gezme tozma, övme sövme 'keyiflerine' geri dönülüyor topluca. 'Sürü'yle aynı yöne akmazsanız filan da hesap soruluyor... Truman'ın karısı, patronu, gazete aldığı büfecisi gibi, şovu devam ettirmeye zorluyorlar. Dijital şenliğin ateşini canhıraş harlamakla meşgulken ünlüler ve cümle gönüllüler... 'Uyanış' nasıl olacak bakalım?

Cımbız
KLAVYE AKTİVİSTLERİ
: İyi olmak, iyilik yapmak bile bir kampanya artık (...) Slactivizm diye bir şeyden bahsedeceğim size. Bu, yeni çağın aktivistlerini tanımlıyor. Öyle bilgisayarın başında oturup Facebook, Twitter, Myspace gibi yerlerde dünyayı kurtarmak için bir yerlere tıklıyorsunuz. Birtakım gruplara katıl tuşuna basıveriyorsunuz. Böylece aktivist oluyorsunuz. Hiçbir efor sarf etmeden kendini mutlu hissetmek ve tatmin olmak için eylem yapan aktivis(?)in adı bu. Slacktivistler arabalarına çıkartmalar yapıştırıyorlar, kollarına birtakım bilezikler takıyorlar. Hatta mümkünse kendi isimleriyle değil nick'leriyle gruplara katılıyorlar. Ne polis, ne nezaret, ne risk. Sen tıkla dünya değişsin. Dijital kurtuluş(!) (Yazar, yayıncı, psikiyatrist Cem MUMCU'nun digital çağın tetiklediği deformasyonları anlattığı, 'Yeni bir akım: Salaktivizm' başlıklı blog yazısından.)

Home Tweet Home: 'İnsülin kullanmak zorunda olduğu için bir adayı YGS'ye almamak ancak, kuralları sorgulamadan uygulayan koyunlar sayesinde mümkün olabilir!' (@beautiful_boyz)

<p>Sadece Türkiye değil Amerikan basınında da yemin töreninin önüne geçen İncil detayı ile ilgili de

Joe Biden'ın yemin törenine damga vurdu: Üzerinde Kelt haçı bulunan İncil'le ilgili çarpıcı detay

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Malatya'da depremin izleri devletin yardım eliyle siliniyor

İHA fabrikası Ankara'da üretime başladı