• $9,603
  • €11,2051
  • 553.488
  • 1479.93
28 Mayıs 2013 Salı

Hayalimdeki ülke

Ticarete değil insana saygı duyan bir ülke var hayalimde. Kültür sanatı köksüzleştiren değil onlara gözü gibi bakan, dahası herkes için ulaşılır kılan bir ülke. Bilginin, emeğin, eşitliğin, dürüstlüğün, saygının, merhametin, “kendin” olmanın erdemlerine inanan bir ülke. Kadınlardan yana bir ülke. Güzel şarkılardan, güzel filmlerden, romanlardan, güzel sanatlardan, güzel insanlardan yana. Dans etmeyi, öpüşmeyi, sarılmayı lanetlemek yerine kıymetini bilen bir ülke. Kadınları erkeklerle aynı masalara oturmaya cesaretlendiren bir ülke. Kızlarını eve kapatmayan ve kimsenin dediğini yapmaya mecbur bırakmayan... Oğullarına; karakterlerinin, ceplerindeki parayla ölçülmediğini öğreten bir ülke. İnsanların renkli giyinmekten, rengini belli etmekten korkmadığı... Kendiyle, ailesiyle, tarihiyle, diliyle, diniyle gurur duyduğu... Birbirini suçlamak, yargılamak yerine anlamaya mecbur hissettiği... Hata yapanın özür dileyebildiği... Huzurlu, güvenli, adaletli, aydınlık bir ülke.

Temalı depresyon
“Temalı konut projesi”, “temalı park” gibi “temalı depresyon” gündemimiz de oldu. Hürrem Sultan’ımız Meryem Uzerli, devreleri yakıp Almanya’ya kaçmış. “Tükenmişlik sendromu” illetine yakalanmış diyorlar, “burn out” olmuş. Geçmiş olsun. Yazık ettik kıza. Nasıl da eşine benzerine az rastlanır bir melek enerjisine sahipti. Nasıl da şen şakıyan, çocuk kahkahalı bir kişilikti. Ama kim takar? Beyaz cam bilirkişilerinin, yani hayranların teşhisi; “şımarıklık”, “rahat batması” oldu derhal. Beğenmeye, bayılmaya gelince herkes yarışmıştı oysa. Anlamaya gelince ise herkes omuz silkip gözlerini devirdi; “işte şöhret işte para, daha ne!?” diye cık cık’lıyor ahali. Mutluluk için gerekenler salt bunlarmış da, bulunca nankörlük etmiş gibi. Ne kadar bilinmezli ve profesyonelliğe aykırı görünüyor olursa olsun; çok bağımsız bir duruş bence Meryem’in sergilediği. ‘Başlarım dizisine de, magazinine de, benden kıymetli mi?’ dedi ve basıp gitti. Umarım ilk ve son projesi olarak kalmaz bu dizi.   

Erkek yazarlar çok alınmış
Hatırlayacaksınız, geçtiğimiz hafta... İnstagram vesilesiyle görünür olan yeni sosyal fenomen “Süslümanlar”a dikkat çeken Nilay Örnek haberi (AKŞAM hafta sonu), kimi erkek yazarlar için turnusol kâğıdı oldu. Yazılanları gördükçe hayrete düştüm. Çünkü;
*Meseleye ısrarla eksik ve yanlış açılardan baktılar.
- Temanın merceğindeki kadınlara “şirin” görünmek uğruna, kavramı medyaya taşıyan kadın gazeteciyi ısrarla yok saydılar.
- Saf bir gözlem ve analiz haberini inatla “karalama” diye kodladılar. “Hop!”, “stop!”, “cıss!” nidalı trafik memurluğuna giriştiler.  
- “İslamcılık karşıtlığı” adlı köhne kutupçuluğa-kışkırtmacılığa sarıldılar.
- “İslami hayattaki kadın maddi-manevi erkeğe bağımlıdır. Ve bu kesimdeki kadın, erkekten bağımsız sosyal gözlem konusu edilemez” deyip (!) sınır koyuculuğa soyundular.
- Yeni ve derin bir temayı, kendi sınırlı görüş ve reçetelerine hapsedip örtbas etmeye çalıştılar.
Manzara da, mesele de klasik esasen. Bir kadın gazeteci, erkek yazarlara sormadan (!) “yeni nesil İslami kadınlar” hakkında trend okuyuculuğu yaptı ve kimilerinin canını çok sıktı! Bu kadar basit ve acıklı maalesef. Keşke enerjilerini ustalıklarını, köhne kavgaların ateşini harlamaya kasmak yerine; içinde salındıkları hayata yorsalar biraz...

Hello Tweetheart:  “Atatürk ismi dünyada sadece Albany’de var. Atatürk Entrance/Atatürk Boğazı olarak, haritalarda...” (@hsnSasn)

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi