• $9,289
  • €10,7939
  • 527.456
  • 1414.97
20 Nisan 2013 Cumartesi

Feminizm kırmızısı

Kariye'nin arkalarından Haliç'e bakan yıllanmış bir evde okunan bir bebek mevlidindeyim. Ailemizin çıtırı, Feray kızın 40'ını uçuruyoruz. Fakat şans bu ya tecrit haldeyim. Hoca Hanım'ın dualarına Galata'ya bakan arka odadan âmin diyorum, çünkü takvimimin kırmızı günleri. Ay hali, muayyen gün, regl, menstrüasyon vs denen kanlı bölgeden bildiriyorum. Şu an kaşlarınızın çatılıp dudaklarınızın öne doğru büzüştüğünü, hatta öğürmek üzereymiş gibi göründüğünüzü görebiliyorum. Kadına en yasak şey, açıkça kadınlığından söz etmek ne de olsa. Kanamak mı hele ıyyy!? Erkeklerin ilgilendiği en kıytırık konuda bile varlık göstermekten gurur duyarız, bu uğurda seve seve helak oluruz ama her ay kanıyor olmaktan utanırız/utandırılırız. Ve bunu "normal" kabul ederiz! Amma da cins bir 21. yy tablosu! Ee, ben nasıl oluyor da utanmazca bundan söz ediyorum? İlk kanadığım günden beri her ay takvimim hakkında ayrıntılı rapor verdim okulda, ondan herhalde rahatlığım. Din eğitimi almanın böyle ileri şeffaflaşma etkileri de olabiliyor -bana oldu en azından. Müfredat gereği Kuran dersi alan her kız, kırmızı günlerinin raporu verir okula. Bu gerekli bilgiyi paylaştıktan sonra gelelim asıl konuya.

1 MAYIS SEKS VE ÜTÜ GREVİ      
Erkek genelevi vizyonuyla trübünlerde Meksika dalgası yaratan Şefkat-Der, "kadına şiddeti önleme" yolunda cins bir adım daha atarak kadınları 1 Mayıs'ta greve çağırdı. Çağrı diyor ki; tüm kadınlar 41 gün boyunca erkekler(in)e yemek, ütü ve seks servisi yapmayı durdursun! İyi, güzel, durdursun peki sonra? Umulan şu olmalı ki; yemeksiz, ütüsüz ve sekssiz kalan şiddetçi erkek(ler) öyle ama öyyyle pişman olacak ki; kadın dövüp öldürmekten, kesip deşmekten vazgeçecek(ler). 

Oldu, gözlerim doldu. Yeşilçam naifliğinde bir hak mücadelesi mizanseni bu sayın kuzum. Niyet "saf" ve "yapıcı" olabilir ama bu ütopik çağrılar gösteriyor ki Şefkat-Der; felsefi olarak da sosyal olarak kadını anlamaktan, tanımaktan fersah fersah uzak. 

l Şiddet mağduru olsun olmasın kadının en büyük sorunu; erkek-egemen söylemler/davranışlar/baskılar. 
l Kadına şiddeti önlemek adına kadına yeni yeni ödevler icat eden kim? Yine erkekler. 
l En az yemek ile ütü kadar kadın haklarının da "kadın işi" olduğunu anlamadıkça bu iş ilerlemeyecek. 
Şefkat-Der mesela... Tipik olmamakla beraber gayet de erkek sesi/bakışı. Kadınlar adına, kadın hakları adına kendince bir şeyler çabalıyor. Çok sağ olsun da epeyi saçmalıyor. Kadını hesapsız risklere davet ederek (bkz. grev) ya da kadını hiç girmeyeceği toplara sürerek (bkz. erkek genelevi) çözülmez bu işler. Konu futbol değil kadın hakları. Rica edicem bu işi sahiplerine yani kadınlara bırakın. 

TİTRE VE KENDİNE GEL HANIM!
l Kadınlar da o güzel popolarını bir zahmet kaldırmalı önce (yeniden). 
l Başı erkekle derde girmedikçe mücadele eden kadını ara ki bulasın... 
l Feminist annelerin-anneannelerin tuzu-kuru prensesleri, erkek-egemen dünyayla harbi harbi yuvarlanıp gidiyor. 
l Siyaseten ağlanacak haldeyiz ama kadınların tek derdi bikini diyeti ile çantalar, ayakkabılar! 
l Ay pardon bir de beyaz cipe kim binsin kavgası var; açıklar mı, kapalılar mı? 
l Feminizmi yeniden keşfetmek ve defolu anlamlarından temizlemek gerek. 
Sizlere, şahane feminist Caitlin Moran'cığımdan söz etmek yine öbür yazıya kaldı. Yerim de bitti, mevlit de. Pilav yemeye ve Feray'ı sevmeye gidiyorum. Salı görüşürüz.

Hello Tweetheart: "Sosyal medya nedir? ve Kadınlar ne ister? sorularına cevap aramak çok salakça bence. Bundan vazgeçilmeli." (@burusvilis)

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Haftanın gündemine oturan en önemli gelişmelerden biri Uzay Yolu

Elon Musk ve Jeff Bezos arasında sular durulmuyor | TeknoZone #5

Dev şirketlerinin logolarındaki gizli anlamlar

Servis minibüsüyle kamyonet çarpıştı: 2 ölü, 11 yaralı

Motosiklet kazası sonrası şartlı uzlaşma