• $7,381
  • €8,9404
  • 436.467
  • 1453.09
08 Şubat 2011 Salı

Bir Ankara masalı

Behzat Ç'yle kabaran Ankara iştahı Aşk Tesadüfleri Sever'le sinemaya taştı. Bu ezber bozan hikayelerin başarısı, Ankara burcuna girdiğimizin resmidir. Herkesin dilinde, gönlünde bir Ankara'dır gidiyor. Hele de filmin Ankara'sı; siyasetin o betonarme laci-grisinden muaf, güneşli, kuğulu, bisikletli, flash-back'li bir şehir olarak sahiden de çok romantik... Hatta damar. Müslüm Baba'nın seslendirdiği jenerik şarkısıyla, daha filmin başında seyirciyi koltuğa mıhlıyor yönetmen Ömer Faruk Sorak. 'Kesin ağlayacağız' dedirtiyor ve zaten film boyunca epeyi bir müzik ziyafeti sunarak zaman zaman melodilere bırakıyor hikayeyi anlatma işini.

AŞK TESADÜFLERİ SEVER 
Bir İstanbul kaldırımında ellerinde telefon, birbirlerine teğet geçerlerken başlıyor Deniz ile Özgür'ün tesadüflerle dolu hikayesi. Bir semt fotoğrafçısı olan babasının arşivinden oluşturduğu sergisinin açılışı var o gün ünlü fotoğrafçı Özgür'ün (Mehmet Günsür). Deniz de (Belçim Bilgin) bir film görüşmesinden çıkmış, evlenmek üzere olduğu adamla (Yiğit Özşener) kariyeri üzerine didişiyor telefonda. Derken sen topuk kırıl! Üstüne de, sokağa bakan galerinin içinde asılı kendi çocukluk fotoğrafını gör! E serginin sahibi Özgür'le tanışmak için bundan ala sebep gerekmiyor tabii. Filmden kopmayalım ama Yiğit Özşener'in dikkat çekici pozisyonuna değineceğim birazdan.
Ne diyorduk, tesadüfler... Meğer bu Deniz'le Özgür'ün hayatı daha annelerinin karnında, hastane kapısında kesişmiş. Çocuklukta da basbayağı 'film çevirmeye' niyetlenmişler! Platonik olarak tabii. Barındırdığı tüm bu dönemeçlerle sömürüye, sulanmaya, ağdalanmaya çok açık bir hikaye olmasına rağmen, öyle nahif ve içten gelişiyor ki olay örgüsü. Oyunculukların doğallığı, filmin masalsı yanını öyle güzel besliyor ve müzikler insanın kalbini öylesine ele geçiriyor ki, bu filmi sevmemeye imkan yok. Üstelik birçok kilit sahnenin çocuklarla yürümesi ve bütüne zeval vermeden başarılması hiç kolay iş değil. Sanat yönetimi, kostüm ve makyaj da ayrıca göz dolduruyor ve can veriyor filme. Mehmet Günsür'ü kendi ilk gençliğine ışınlayan sahneler bayağı kafa karıştırıyor hatta. Amatör bir sesle, 'Taa o zaman mı çekmişler ki bu sahneleri?' diye sorabilir bile kişi kendini kaptırıp. Belçim Bilgin'in bu ilk büyük işindeki abartısız ve sakin oyunculuğu ise hem şaşırtıyor, hem sevindiriyor. Yeni yüzler, yeni yetenekler taze heyecanlar uyandırıyor daima.
Önümüz Sevgililer Günü zaten sevgili okuyucu. Ay aman off. Ağlamadım ama film bitince de koltuktan kalkamadım. 'Çok güzeldi, çok güzeldi' diye sayıklıyorum hala.

YİĞİT ÖZŞENER'E BİR ÇARE
Herkesler, 'Aman üzerime yapışır' diye benzer rollerden kaçınırken Özşener'in cesareti mi, talihi mi ne hikmetse; devamlı surette 'başkası için terk edilen adam' pozisyonu tesadüf ediyor sanki kendisine gelen senaryolarda. Tamam açık renkli, tamam soluk benizli, tamam 'gıcık' görünüşlü olabilir adam (!) ama insaf ey yapımcı ve yönetmenler! Gülmedi gitti şu adamın yüzü ne televizyonda, ne sinemada. Dudaktan Kalbe, Ezel, şimdi de Aşk Tesadüfleri Sever... Gelen vurdu, giden vurdu. Yazık artık bu kadar da üstüne gidilmez ki. Aşkta kazık yerken görmek istemiyorum ben artık Yiğit Özşener'i. Yok mu şöyle helal süt emmiş, 'Yalnız benim için bak yeşil yeşil' diyecek bir rol arkadaşı şu adama? Lütfen yani...

BİR BAŞKA TESADÜF MÜ?
2003 yapımı bir Fransız filmi ile benzerliğinden söz ediliyor bu arada filmin. 'Jeux D'enfants'... Ben izlemedim, neyi kastediyorlar bilmiyorum o açıdan. Bir esinlenme olduysa eğer, Ömer Faruk Sorak bunu gönül rahatlığıyla söylerdi diye düşünüyorum. Sinema bir selam çakma sanatıdır çünkü aynı zamanda. Bunu zarafet ve dürüstlükle yapan da her zaman kazanır.

<p>Milli Savunma Bakanlığı, bir NATO uçağına ilk kez gece görevi esnasında havadan yakıt ikmali sağl

İlk kez bir gece görevi esnasında NATO uçağına yakıt ikmali yapıldı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları