• $7,4186
  • €9,0203
  • 446.843
  • 1569.35
12 Temmuz 2011 Salı

Balkon konuşması

Seçim gecesinden beri fırsat kolluyorum şu havadar balkon fantezisi için, kısmet bugüneymiş nihayet. Efendim, sayın izleyenler olmuştur muhakkak, cumartesi gecesi konuk olduğum eğlence ve zeka dolu Sosyal Medya diyarında, bir ara savruk rüzgarlar esti. Kaçıranlar için özetlemem gerekirse, Sevgili Serdar Kuzuloğlu, programa gelen masumane tweet'lerden birini demokratik bir seçimle okurken, ani bir atakla hafiften delleniverdim. Ki şöylesine bir tweet'ti: 'Sevim Hanım'a, 'en güzel imam hatipli' desek kızar mı acaba?' Kızarım tabii sayın tweet'leyen, hatta bkz. youtube'da kızılmışı var. Niyesini anlatacağım etraflıca ancak yanlış anlaşılmasın, programda fırsat bulamadığımdan değil, eksiksiz anlatmayı beceremediğimden balkon konuşmasına ihtiyaç duydum. Canlı yayın cadı kazanıdır malumunuz. Aranan aklıselime de ha deyince ulaşılamayan güzide bir evrendir aynı zamanda. Hazırlıksız yakalanmak da işin tuzudur, biberidir. Geldik o zaman sadede:
'EN GÜZEL İMAM HATİPLİ'
Aykırı ve ezber bozan imam hatipliliğimde nur topu gibi bir mertebeye daha eriştim görüyorsunuz, sayın takipte kalan. Ancak itirazım şu ki: Tek eksiğimiz 'imam hatip güzeli' seçmekse -ki şarap içen türbanlı hayallenen ortamda bu yarışın eksikliği haydi haydi çekiliyordur- lütfen bu haksız rekabete beni alet etmeyiniz. Ki ortada kabak gibi sade ben varken yapılan seçim, seçim olmaz. Olursa da sayılmaz. Bu sıfatı hak edecek nice güzel insanın olduğu bir camia söz konusu. Diğer yandan kompliman için elbette teşekkür ediyorum. Ancak özür dileyerek itiraf etmeliyim ki, ayaklarım popoma vurmuyor sevinçten. Dünyanın güzelliğe verdiği kıymeti merak ve sadakatle takip etsem de kişisel listemde zeka ve emekten sonra gelir çünkü 'güzellik'. Aileden öyle öğrendim bir, Allah'ın verdiğiyle kişisel başarıymışçasına övünmenin ahmaklık olduğunu iyi belledim, iki.
Göz önünde olduğum meslek hayatımda da... Bu öz totalinde algılandığımdan şüphe duymayacak kadar tanıdım yıllar içinde, hitap ettiğim kitleyi. Dolayısıyla ne güzelliği, ne imam hatibi, ne de başka popüler etiketleri 'unvan' olarak benimserim. Özüme, sözüme itibar etmeksizin yakama rozetlendirilme çabalarını da kabul etmiyorum.
DİN VE UTANÇ
Konu özelindeki itirazlarımı; imam hatip geçmişimden 'utanç' duyduğuma yormaya gayret eden vasat saplantı ise orta halli bir 'Ergenekon'dur bencileyin şu fani hayatında. Isıtılır ısıtılır önüme gelir. Dalgaların biri gider, öteki gelir. Bırakınız gelsinlerdir, zerre şikayetim yoktur. Ancak 'ayıp' diye de bir şey var... İmam hatipin ısrarla, utanılacak bir ilişki oluşturduğunu ima edenlerin düşünsel ikliminde, utanç verici şeyler hakkında en küçük bir fikir olgunlaşmamış demektir. Din kültürü ve eğitimi alınan bir okulu ya da kişisel tarihi, 'utanç' varsayımıyla kodlamaya zorlamak, iyi ihtimalle 'zavallıcık' bir durumdur. 'Sana öyle geliyor, bal gibi de utanç' diyen varsa buyursun anlatsın, elmalarla anlatsın hatta, bkz. Susam Sokağı.
AÇIK SORU
Soru ortaya ve net: Din kültürü ve eğitimi almak (ama okulda ama camide, ama şimdi ama geçmişte) utanç verici bir sicil oluşturur mu - Neden? Kayıp ruhlar alemine azami merhamet ve anlayışla konuşmamı sonlandırıyor ve balkonu daha fazla meşgul etmiyorum. Nerede kalmıştık...

Home Tweet Home:
Hilal Cebeci 'panpiş' kelimesinin patentini alıp iç çamaşırı üretecekmiş - twitter.com/ladyimam


<p>Son yıllarda, teknoloji ile ilgilenenlerin sıklıkla duyduğu kavramlar arasında büyük veri (big da

WhatsApp'la kayıp giden 'Prozodimiz'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi ve Kütüphanesi açılıyor

Yılan belgeselciyi canlı canlı yedi! İşte o anlar