• $7,3691
  • €8,9795
  • 441.946
  • 1551.57
22 Eylül 2011 Perşembe

Bağlara gel bağlara

İnsanoğlu kuş misali, sayın leyleği havada gören. Şükrü Saracoğlu'ndaki kadınlar matinesi teftişimi bitirir bitirmez Elazığ'a attım kendimi. Ki dün sabah 'bağbozumu' başladı burada. Bağbozumu denen hadise Ege'den başlayıp, Trakya, İç Anadolu ve Doğu rotasını takip ediyormuş Türkiye'de. Dolayısıyla şaraplık üzümün dalla vedalaşmasının finali diyebiliriz burada cereyan edenlere. Öküzgözü'nü dalında ilk görüşüm üstelik bu benim. Öküzün gözleri gibi iri iri olduğu için bu isim layık görülmüş bu üzüme. Eli 'bağ makası' tutan kadınlar işbaşında. Narin bir iş olduğundan erkek eli pek yakışmıyormuş bu işe. Usta dişi eller, Tarantino kahramanlarının parmak kestiği rahatlıkla indiri indiriveriyorlar gülle gibi salkımları. Hay maaşallah. Da, babamın bağları değil tabii buralar, Kayra Şarap için nadide üzümler yetiştiren Şükrü Baran Bağı. Anadolu'nun soylu üzümlerinin şişeye yolculuğuna giriş benim için bu macera. Tonlar, taneler, pompalar, tanklar, presler, fıçılar var bu yolda.
Şarap Fabrikası'na geçiyoruz bağın ardından. Toplanan ürüne uygulanan ilk işlem, üzümü saplarından ayırmak. Şahane bir makine var, yürüyen bantlı filan. Başında gene kadınlar... Çünküsünü soruyorum Kayra'nın üretim müdürü Murat Üner'e; 'Seçicilik gerektirdiği için erkekler beceremiyor' diyor. Vay be! Sade şarap üretimine değil, hayatın her alanına ışık tutan bir cevap. Tesisleri gezmeye devam ediyoruz madem öyle. 15 tonluk tankların olduğu butik üretim fabrikası ilk durak. İşlemleri, maya canlısının özelliklerini tane tane anlatıyor Murat Bey sağ olsun ama ne yalan söyleyeyim, sarışın kafam pek azını alıyor sabah sabah.   
Hatırımda kalanlara göre; Türkiye'nin şarap üretimi 65-70 milyon tonmuş bugün. Ama 19. yüzyıl sonlarında bu coğrafya, 300 bin ton ihracat yapıyormuş. İleriye değil geriye gitmiş şarap üretimi. Öyle böyle değil hem de. Şimdi de işte, gözünden bile sakınıp ince ince devam ediyor üreticiler bu narin işi büyütmeye. Tadıma gelince sıra, Kayra Wine Center'dan Cüneyt Uygur alıyor sözü ve başlıyor ritüellerin tadını çıkartmaya. Altı adet caanım tadım kadehini oracıkta bırakıp sıvışıyorum çaktırmadan. Çünkü bu yazıyı bekleyen sayın okuyan düşüyor aklıma. İşçilerin soluklandığı ferah balkonumsuya bir sandalye de ben atıyorum. Ben klavyemi tıkırdatırken becerikli kadınlar az ötede üzümün saplarını ayırıyor. Fonda vın vın makine sesi. Ahali desen, gayet endüstriyel atmosfere kurulmuş devasa bir yemek masasında, ünlü şef Murat Bozok'un özene bezene hazırladığı öğle yemeğiyle şenleniyor. Ama olsun, kırmızı üzümden yapılma beyaz şarabımla mesudum ben. Orada tonla üzüm varken bu arılar başıma niye üşüştü onu anlamıyorum bir tek. Ha bir de, şarap alırken şu arka etiketleri okuyalım be sayın seçmeyi öğrenmek isteyen. Orada bir sürü şey anlatıyor adamlar. Elazığ'dan salkım salkım sevgiler.

<p>Türkiye'de yeni bir siyasi partiye ihtiyaç var mı?</p><p>HDP tabanı hangi olaylar sonrasında part

HDP kapatılacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ticaret Bakanlığınca ''fahiş fiyat'' denetimi yapıldı

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Josep Borell ile görüştü