• $8,6423
  • €10,1474
  • 491.24
  • 1413.11
11 Şubat 2020 Salı

Tek saldırı çok hedef

İdlib’de vurulan insanlıktır.

Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri’nin İdlib gözlem noktalarındaki varlığının amacı bellidir.

Can kayıplarının önlenmesidir.

Yardımların koordinasyonudur.

Sivil göçlerin izlenmesidir.

Masum siviller sığınabilsin, barınabilsin ve ölüm tehlikesi yaşamasın diye Rusya ve İran ile varılan Soçi Mutabakatı sayesinde hayata geçirilen “Gerginliği Azaltma Bölgesi”nin güvenliğidir.

İdlib’de vurulan aslında Soçi’de verilen sözlerdir.

Esed Rejimi çatışmasızlık bölgesini savaş alanına çevirmek istiyor.

Bunu yaparken Rusya ve İran’ın desteğini garanti görüyor.

***

Peki İdlib’de Türk Askeri’ne yapılan saldırıların tek bir hedefi mi var?

Hayır...

Hatay sınırımıza yapacakları yığınaklarla güvenliğimizi sürekli tehdit altında tutmak istiyorlar.

Akdeniz’deki hak mücadelemizi baltalamak istiyorlar.

Libya’daki konsantrasyonumuzu dağıtmak istiyorlar.

Güneydoğu sınırımızda oluşturduğumuz güvenli alanları yeniden PKK terörüne tahsis etmek istiyorlar.

İsrail’in pervasızlığına karşı küresel çapta sergilediğimiz haysiyet mücadelesini zayıflatmak istiyorlar.

Yani Türkiye’ye karşı yeni ve büyük bir cephe açıp diğer bütün cephelerde kaybetmemizi istiyorlar.

***

İdbil’de 4 milyon insan var.

Hepsinin gözü Türkiye’de...

Neden?

Çünkü Türkiye’den başka onları düşünen kimse yok.

Esed Rejimi bu insanları “ya gidersiniz ya ölürsünüz” diyerek Türkiye sınırına yığılmaları için zorluyor.

Dünya bu insanlık dramını uzaktan izlemekle yetiniyor.

***

Peki bu iş nereye varacak?

Suriye’den kaynaklanan teröre de masum sivillerin ölüme sürüklenmesine de göz yumulamayacağına göre “pozisyon değişikliği” söz konusu olamaz.

Yani Türkiye bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Soçi Mutabakatı’yla ilan edilen “Gerginliği Azaltma Bölgesi”nin varlığı için elinden geleni yapacaktır.

Burada Türkiye’nin kararlılığı kadar Rusya’nın tavrı da önem taşıyor.

Rusya henüz son sözünü söylemedi...

Uzlaşma henüz yok ama masa dağılmış değil.

Bunu hatırda tutmak lazım.

Zira “İdlib’de ne olacak” sorusuna verilecek cevaplar sadece Türkiye’yi ilgilendirmiyor.

ABD, Avrupa, Çin, Ortadoğu...

Hepsinin gözü kulağı burada.

Büyük oynayanların büyük kaybettiğini çok gördük.

Türkiye’yi kendi denklemlerine çekmek için olmadık işler yapanların denklem dışında kalabilecekleri bir sürecin arifesinde olabiliriz.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Bu yıl İstanbul Atatürk Havalimanı'nda dördüncüsü düzenlenen Hav

TÜBİTAK Başkanı Mandal, Akşam TV'ye konuştu: “TEKNOFEST, gençlere teknolojiyi deneyimleme imkanı sunuyor”

Edirne'de üreticiler sulama maliyetini düşürecek proje için gün sayıyor

Şeytan Kalesi, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oldu

İstanbul'da sağanağın etkisiyle trafik yoğunluğu arttı