• $ 7,8228
  • € 9,4308
  • 459.326
  • 1328.83
Reklamı Kapat

Mektup

Genç Arkadaşım,

Avrupa Müslümanlarının karşı karşıya olduğu baskı, şiddet ve ırkçı zorbalığı görüyorsun.

Her alanda ileri olduğunu iddia eden, insanlığa demokrasi, özgürlük ve insan hakları masalları anlatan Batı, Müslümanları sindirmek, yıldırmak ve inançlarından vaz geçirmek için insanlık dışı tavırlar sergiliyor.

Her gün bir Avrupa ülkesinde Müslümanların hakarete ve saldırıya uğradığına şahit olmanın ıstırabını yaşıyoruz.

Yaşlı ve köhnemiş zihniyeti ile Avrupa geleceği kaybetmiş olmanın hırçınlığı içinde.

Çünkü sömürü çarklarının dişlileri kırıldıkça kan, zulüm, gözyaşı üzerine kurulu güç ve zenginliklerini yitiriyorlar.

Her dem dinç ve taze duruşuyla eskimeyen yeninin yani İslam’ın tüm Dünya’da olduğu gibi Avrupa’nın gelecek ufkunda da bir umut olarak parladığını apaçık görüyorlar.

Yakın gelecekte Avrupa’nın tüm politika ve karar mekanizmalarında Müslümanların söz sahibi olacağı gerçeği ile yüzleşecek olmanın telaşını sergiliyorlar.

Bu yüzden Avrupa Müslümanlarının hak ve özgürlüklerini yok etmek için bugüne kadar sözüm ona savunageldikleri tüm değerleri ters yüz etme pahasına, devletler eliyle nefret suçu işlemeyi yöntem haline getiriyorlar.

Seyretmekte olduğumuz manzara Avrupa’nın intihar girişimidir.

Müslümanları boğmak için kullandıkları İslam düşmanlığı ipi kendi boyunlarına dolandı, anlatageldikleri özgür Avrupa masalları darağacına asıldı, sallanıyor.

İnsanın olduğu her yerde adalet arayışı da vardır.

Hakikat vicdanlardaki hükmünü hiçbir engel tanımadan icra etme kuvvetine sahiptir.

Avrupa Müslümanlarına yapılan zulümler İslam’ın insaf sahibi vicdanlarda daha da genişlemesinden, İslam bayrağının Batı semalarında daha da yükselmesinden başka bir sonuç doğurmaz, doğurmayacak.

Bunu çok uzak olmayan bir gelecekte göreceğiz.

Kainatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Peygamber Efendimiz (SAV)’e hakaret edecek kadar gözleri dönmüş bunların.

Kendi acı sonlarını da hazırladıklarının farkında bile değiller.

Ama öğrenecekler.

Şimdi iş, geri adım atmaya, boyun eğmeye daha açık ifadesiyle inançlarından vazgeçmeye zorlanan Avrupa Müslümanlarının hak ve hukuk mücadelesini sahiplenebilmekte…

Şimdi iş “inananların tek bir vücudun azaları gibi olduğunu” hissedip, hissettirebilmekte…

Şimdi iş dün Bosna’da, Çeçenistan’da, Filistin’de, Afganistan’da, Afrika’da ve tüm mazlum coğrafyalarda, aşkla, heyecanla, cesaretle sergilenen kardeşliği, yardımlaşmayı, dayanışmayı bugün Avrupa Müslümanları için ortaya koyabilmekte…

Genç Arkadaşım…

İnsanlığın son umudusun.

Asırlarca mazlumlara sığınak, güçsüzlere dayanak, zalimlere yumruk, kıtalara buyruk olmuş bir milletin ve medeniyetin evladısın.

Tarihin, vicdanın ve inancın sana yeni sorumluluklar yüklüyor.

Yabancı dil öğrendin, öğreniyorsun. İnterneti, sosyal medyayı çok güzel kullanıyorsun.

Avrupa’daki bir kardeşin ile irtibat kurabilir ona yalnız olmadığını hissettirebilirsin.

“Neye faydası olacak ki bunun” deme hemen!

Uzattığın el mazlumun duasına değerse arzı titretir, arşı inletebilirsin.

Ve bütün sesleri susturup insanlığa bizim şarkımızı dinletebilirsin.

Durma.

İletişim kur.

Ara, bul, tanış…

Ona “Yalnız değilsin kardeşim” de.

Baskıya, şiddete, düşmanlık dolu tavırlara hukuk içinde direnmesi, anayasal haklarını sonuna kadar kullanması ve inancının izzetini koruması için cesaret ver.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin Avrupa Müslümanlarını asla yalnız ve çaresiz bırakmayacağını anlat.

Ben hissiyatımı seninle paylaştım.

Sancak sende sancaktar sensin.