• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
06 Mayıs 2018 Pazar

Karşı devrim

İsmet İnönü doğruyu söylüyorsa Muharrem İnce’nin Hacı Bayram’da Cuma namazı kılıp kameralara poz vermesi laikliği hedef alan apaçık bir “Karşı Devrim” hamlesidir. Laiklik elden gitmiş, CHP aydınlanmacı çizgisinden sapmıştır. Ama İsmet İnönü artık CHP’liler tarafından “arkeolojik bir unsur” olarak kabul ediliyorsa ve bunu açıkça ilan etmeleri durumunda özür dileyip sözümü geri almak boynuma borçtur. Neden mi böyle düşünüyorum?

Buyurun...

***

İsmet İnönü’nün yatak odasının duvarında bir tablo varmış. Bu tabloda “Allah’ın dediği olur” yazılıymış. Mete Akyol bir gazeteci arkadaşı ile birlikte İsmet İnönü’yü Pembe Köşk’te ziyaret etmiş. Bu sırada tabloyu görüp arkadaşından fotoğraflamasını istemiş. Sonra bu fotoğrafı Milliyet Gazetesi’nde yayınlamış. İsmet İnönü “Laiklik elden gitti” duygusuyla acayip sinirlenmiş. Mete Akyol’un canına okumuş.

***

Mete Akyol yediği fırçayı şöyle anlatıyor: “Onun bize o gün orada neler söylediğini, bizi nasıl utandırdığını, şimdi burada tekrarlamaktan utanıyorum. Anne ve babalarımızdan, öğretmenlerimizden meğer bir ömür boyu öğrenememiş olduğumuz “devrim dersini” o gün, asla unutamayacağımız bir nitelikte ve bir sertlikte İsmet İnönü’den almış olduk. Hüseyin Ezer o fotoğrafı çekerek, ben ise o fotoğrafı gazetede yayınlatarak İsmet İnönü’nün tüm yaşamı boyunca özenle itina edip koruduğu Atatürk ilkelerinden birine saygısını gölgelemiştik. İşte bu suçlarımızdan ötürü İsmet İnönü, hem Hüseyin Ezer’in hem de benim yüzüme aylarca bakmayarak ikimizi de çok ağır cezalandırmıştır”

***

Mete Akyol’un bu müthiş edebi yazısındaki eşsiz üslup ve kıvrak dil hemen dikkatimizi çekiyor. Bakın nasıl da güzel anlatmış: “ İsmet Paşa’nın sütlü kahvesi, İsmet Paşa’nın kendisi gibiydi. Sıcaklıkları, yumuşaklıkları ve tatlarından başka dördüncü ortak yanları, ikisinin de “dayanılmaz” olmaları idi”

***

Mete Akyol’un yazısı o kadar lezzetli ki; biraz daha okumakta fayda var. El öpme bölümü muhteşem, okuyalım: ”Fotoğraflarını genellikle flaş ışığı yardımı ile çeken Hüseyin Ezer, Paşa’nın hiç de hoşlanmayacağını bildiği bir fotoğrafı çekmek niyetinin verdiği çekingenlik ile bu kez flaşını kullanmadan çekti istediği fotoğrafı. Mesleğinin kırk yıllık ustası Hüseyin Ezer’in mesleğinin ilk basamağındaki bir turfanda gazeteci heyecanı ile titrediğini gördüm o an. “Bizim işimiz tamam” dedi “Gel çıkalım. “Biz, Paşa’nın huzuruna çıkacağız ama elini öpmeden ayrılacağız oradan, ha? Öf! “Sabret biraz, Hüseyin Abi” dedim “Elini öpmeden çıkacak değiliz ya…”İsmet Paşa, Yüksek Seçim Kurulu’na verilecek olan aday listesini imzaladı. Önce Hüseyin Ezer, sonra da ben elini öptük İsmet Paşa’nın, yatak odasından ayrıldık.

***

Gazeteciler Cemiyeti’nin “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” verip “Gazeteci-Siyasetçi” ilişkisi bağlamında tüm meslektaşlara Mete Akyol’u örnek kişi olarak göstermesi kadar doğal bir şey yoktur. Mete Akyol, İsmet İnönü’nün elini öpmeden yanından ayrılmıyor. İsmet İnönü yüzüne aylarca bakmadığı için üzüntüsünden verem oluyor. Mete Akyol için İsmet İnönü sütlü kahve tadında... Şimdi bu durumda Mete Akyol tarafsız gazeteciliğin sembol ismi olmayacak da kim olacak? Ama mesele bu değil... Mesele “Allah’ın dediği olur” yazılı tabloyu saklayıp laikliği korumak. Allah demeyi yasaklayıp bunu “ devrim dersi” diye okuyup, okutmak. Ve filmin sonunda da kameralar eşliğinde Hacı Bayram Camii’nde Cuma namazı kılıp Cumhurbaşkanlığı seçimi için kampanya başlatmak. Muharrem İnce’nin yaptığı “Karşı Devrim” değilse nedir?

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi