• $ 5,391
  • € 6,1433
  • 223.295
  • 94.048
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

İçimizdeki rahatsızlar

Bazılarının rahatı kaçar. Bazılarına rahat batar. Hani “içimizdeki Fransızlar” derler. Bunlara da “içimizdeki rahatsızlar” desek yeridir.

Şimdi gözlerinizi kapatıp “rahat” bir nefes alın. Fazla değil 10 yıl öncesine gidelim.

Daha dün gibi. Yıl 2008. Aylardan temmuz.

Anayasa Mahkemesi Ak Parti hakkında açılan kapatma davasını karara bağladı.

Mahkemenin 5 üyesi “kapatılsın” diye oy kullanırken, 6 üyesi “kapatılmasın” dedi.

Kapatma davası laikliğe karşı eylemlerin odağı olma iddiasıyla açılmıştı. Suç unsuru ise Sn. Erdoğan’ın “Başörtüsü konusunda karar verilirken ilim adamlarına danışılmalı” demesiydi. Anayasa Mahkemesi’nin sadece 1 üyesi daha “kapatılsın” yönünde oy kullansaydı bugün Ak Parti yoktu. Kamuda ve üniversitelerde başörtüsü yasaktı. Ak Parti kapatılmadı ve bugün başörtüsü serbest. Memleket yıkılmadığı gibi eskisinden daha güçlü şekilde ayakta. Bugün “Deniz Çakır başörtülülere hakaret etti mi etmedi mi” diye tartışıyoruz ama daha düne kadar başörtülülerin en doğal haklarını hayatın her alanında hakaret edercesine kısıtlamanın devletin temel ilkeleri arasında olduğunu unutuyoruz. Metin Akpınar’ın sözleri üzerinden, seçilmiş sivil siyasi iktidarın silah zoruyla indirilmesini, siyasi liderlerin asılmasını, zehirlenmesini, vesayeti, darbe şartları olgunlaşsın diye bile isteye yapılan, yaptırılan suikastları, sabotajları, komploları konuşuyoruz.

Konuşuyoruz da masal tadında.

Sanki bunlar Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde gerçekleşen olağan işler değilmiş gibi.

Sadece “sağdan” olmaz diyenler için “soldan” da sayalım.

IMF Türkiye’den defoldu. Nazım Hikmet’e vatandaşlığı iade edildi. Taksim 1 Mayıs’a açıldı. Memura toplu sözleşme hakkı geldi. Kürtçe yasağı kalktı. Alevileri yok sayan zihniyet gitti. Dersim katliamı için Alevilerden resmen özür dilendi. Üniversite harçları tarih oldu. Eğitimden, sağlığa her alanda sosyal devlet vasfı belirginleşti. Türkiye emperyalizme kafa tutabilen tam bağımsız bir ülke olma yolunda şahsiyetli dış politikanın kitabını yazıp yedi düvele okuttu.

Saymakla bitmez.

Ama bizim “rahatsızlara” yetmez. Şimdi bu hatırlatmalardan da “rahatsız” olurlar.

Emin olun “Aman canım geçti o günler. O günlere dönmek imkansız. Ulaştığımız seviye itibarıyla rahatlıkla söyleyebiliriz ki, bu ülkede kimse geçmişin o karanlık günlerini yeniden yaşamak istemez” derler.

Sanki 15 Temmuz hiç yaşanmamış gibi... Sanki terör sınırımıza dayanmamış gibi...

Sanki bu ülke ihanetin 50 tonuna maruz kalmamış gibi... Milletin aklıyla alay edercesine... Kaçan ya da batan “rahatlarını” neye borçlu olduklarını, bu uğurda ne bedeller ödendiğini hiç düşünmeden...Nereden geldiklerini unutarak, yüz ekşiterek, burun kıvırarak...

Derler de derler.

“Ben yoksam her şey eksik” diyemezler de... Kıvrım kıvrım kıvranmalarından anlarız asıl dertlerini.

Seçim süreci kızışkandır, şakası olmaz “ajanlar ve sazanlara dikkat” demiştik ya...

“İçimizdeki rahatsızlar” da gözden kaçmamalı.

İlaç niyetine her gün tek doz hafıza...

Hem rahat batmasına...

Hem rahat kaçmasına...

Serkan Fıçıcı Diğer Yazıları

Hokkabaz siyaset

19.12.2018

Adıyaman’ın Sincik ilçesinde binaların çatısında biriken kar kütlelerinin aşağıya düşme anı cep tele

Çatıdan düşen kar kütlesinin altında kalan kadın öldü

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Ödül törenine damga vurdu

Tarihi deliller bu depolarda saklanıyor

En Çok Okunanlar