• $8,661
  • €10,3454
  • 494.504
  • 1409.85
07 Ağustos 2019 Çarşamba

Algı yönetimi

Tartışıyoruz.

Ne için?

Sadece “gerçek” gün yüzüne çıksın diye...

Acaba öyle mi?

Tartışmaktan anladığımız “halkı çıkma” çabası galiba.

Sebep?

Schopenhauer insan türünün kötülüğü buna sebep oluyor, böyle olmasaydı bizler baştan sona dürüst olsaydık, o zaman her tartışmada sadece gerçeği ortaya çıkarmaya çalışırdık” diyor.

Televizyonlardaki “ortaya alevli” tartışma programlarının, sosyal medyadaki “atar-gider” yarışının, “demokrasi göstergesi” olup olmadığına bir de buradan bakalım.

Karşıt “fikirler” mi yarışıyor yoksa karşıt “kibirler” mi?

Schopenhauer’in “Kibirlilik ilk öne sürdüğümüz düşüncenin yanlış, muhalifimizin görüşünün ise doğru çıkmasını istemez” şeklindeki yaklaşımından yola çıkarsak nereye varacağımız belli.

***

Alıntılar yaptığım “Eristik Diyalektik-Haklı Çıkma Sanatı” kitabında Schopenhauer okuyucusuna her koşulda yani haklı olmadığı durumlarda bile zeytinyağı gibi üste çıkmak için 38 farklı hile öğretiyor.

“Ne gereği var” sorusuna da kitabın sonunda “insan doğası gereği dediğim dediktir....eristik diyalektik, insanın doğasından yatan dogmatikliğin işleyişini araştırıp açıklar” ifadeleriyle yanıt veriyor.

Bakın nereye geldik?

İnsan kötüdür, doğasında kibir vardır, her koşulda haklı çıkmak ister.

Ya haklı değilse?

O zaman hile yapmalıdır.

Peki bu “sahtekarlık” değil mi?

Hayır, bunun adı “Haklı Çıkma Sanatı”dır.

***

Namık Kemal, Hürriyet Kasidesi’nde “Ne efsunkar imişsin ah ey didar-ı hürriyet/Esir-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretden...” demişti. Prof. Ali Nihad Tarlan’a göre edebiyatımızda” bir misli daha yazılamayan” bu şiir olmasaydı medeniyet sahasında bugün bulunduğumuz merhaleye erişemeyecektik.

Ahmet Kabaklı merhum ise aynı şiir için “isyan kışkırtıcı tarafı, zaman içinde birçok boş beyinli ihtiras ve ihtilal adamının hırsını kamçılamıştır, zalim diye sövülen devlet otoritesi Türk edebiyatında ilk defa bu şiirle ağır yaralar almıştır” diyordu.

Aradan şunca sene geçti hâlâ aynı yerde değil miyiz?

***

Konfüçyüs “öğrenmeyi sevmeyen kıvrak zeka gerçeklikle bağını yitirir, öğrenmeyi sevmeyen dürüstlük kabalıkla sonuçlanır, öğrenmeyi sevmeyen cesaret isyan doğurur, öğrenmeyi sevmeyen güç saldırganlaştırır” derken ne çok şey söylüyor aslında.

Ama kafa yormak faydasız.

Nasıl olsa adına “Algı Yönetimi” denilen illüzyon makinesi hepimiz adına en doğru kararı verecektir. Hoşça bakalım Zat’ımıza...

<p>12 yıl sonra kızına kavuşan Suriyeli baba gözyaşlarına hakim olamadı.</p>

Suriyeli baba 12 yıllık sonra kızına kavuştu

Çivi ve teller Ağrılı filografi sanatçısının elinde hayat buluyor

Bayburt'un ıssız meraları devlet desteğiyle alınan koyunlarla şenlendi

Diyarbakır'da gündem olmuştu: Yenileri eklendi