• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
05 Mart 2011 Cumartesi

Yazıklar olsun

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Ahmet Şık'la arkadaşlığım 90'lı yıllara kadar gider. Milliyet'te polis muhabiriyken bizim masaya stajyer olarak gelmişti. O günden bu yana onda hayranlık duyduğum mesleki haslet şu oldu: Aklını ve vicdanını rahatlatan yanıtları almadan soru sormaktan asla vazgeçmemesi.
Bu nedenle dokuz köyden kovuldu. Onun vicdani isyanlara savrulan tavrına pek az 'editör'' katlanabilmiştir. Tek bir şeyin peşindedir: Doğru... Tek bir şeyi dinler: Vicdanının sesi...Tek bir kişiye hesap verir: Aklına ve yüreğine...
Gemileri hesapsız yakar. Nedim Şener de budur... Şüpheniz olmasın.
Biliyorum, satırlarım, sanki gazeteci arkadaşlarım vefat etti de böyle bir yazı kaleme alıyormuşum gibi geliyor. İnfazlandıkları gerçeği böyle hissettirebilir. Ancak içimde olup biten tam tersi. Artık acı acı gülümsüyorum...
Dün gazetecilere yönelik 'beklenen'' operasyonun icrası, Ergenekon denen soruşturmanın kepazelik haline getirilmesidir...
Acı olan şu ki gerçekten bir suçlu varsa bu süreçte aklanacak.
Ergenekon, artık muhalifleri sindirme harekatının adıdır. Bu, dün bir kez daha tescillenmiş, perçinlenmiştir.
Malum gazetede çalışan arkadaşlara haysiyetle bir tek soru soracağım: 'Aklınızdaki Ergenekon terör örgütüne bildiğiniz veya tanıdığınız Ahmet Şık üye olabilir mi?''
Geçelim. Elbette bu fotoğrafa bir başka açıyla bakmak mecburiyetindeyiz. Haysiyet cellatlarının seviyesi zaviye olamaz. Olmamalıdır. Halkımız şunu görsün:
Bu ülkede basın hür değildir. İnsanlar sadece düşüncelerini ifade ettikleri için, birilerini rahatsız ettikleri için hukuksuz bir şekilde hapse atılıyorlar. Ötesinde hukuk insanları delil üretiyor. Yani ellerindeki gücü kötüye kullanmakla kalmayıp düpedüz suç işliyorlar. Bunu o kadar fütursuzca yapıyorlar ki yakalandıklarında veya arkalarında iz bıraktıklarında da 'sehven'' deyip geçiyorlar.
En yakınlarım, meslektaşlarım, bu satırlarıma bile itiraz ediyorlar. Düşünsenize mesleğimi icra ettiğim için eleştiriliyorum. Açıkça uyarılıyorum, 'Siyasete girme, birilerini eleştirme, üslubunu yumuşat'' Yoksa? 'Yoksa seni de alırlar...''
Bu psikolojiyle ne yapılır? Bir düşünsenize...
Ya çekip gideceğim ülkemden... Ya da mesleği bırakacağım... Etrafımda o kadar çok sayıda gazeteci var ki, 'Organik tarım yapalım... Restoran açalım'' diyen. Bilemiyorum hangi dönemde bu kadar yoğun baskı yaşatıldı. Son olarak şunu söyleyeyim:
Hukuk bu toprağın mayasıdır. Maya bugün bu topraktan sökülüp atılmak isteniyor. Birileri fiilen mayayı bozmaya uğraşıyor. Ki bunu yapmaya soyunanlar faize haram diyemeyenlerdir. Benim nazarımda Müslüman değildir bu güruh... Bir güruhun konjonktürel kudretiyle de maya bozulmaz. Zaten maya bozulamaz. Bu topraktan çeker gider. Üzüntüm ve endişem sadece şu:
Bu toprakta, tam da bugün, deruni bir diriliş olacağına, Grek-Latin-kilise kültürüne entegre bir yapının eliyle bir çöküşün fiilen başlamasıdır. Yazıklar olsun.

<p>İsrail ordusu, Gazze'de içinde Amerikan merkezli haber ajansı Associated Press (AP) ile Katar mer

İsrail Gazze'de medya binasını bombaladı

Yer siyah, gök beyaz; şampiyon Beşiktaş!

Filistinlilerin evleri yerle bir oldu

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı