• $7,4753
  • €9,0471
  • 441.632
  • 1556.77
19 Aralık 2011 Pazartesi

Ya sabır

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Hz.Pir'in Hakk'a yürüdüğü o kutlu Şeb-i Aruz anmaları nedeniyle yakın çevremden insanlar Konya'da...
Hz.Mevlana benim Müslümanlık idrakime kapı olmuştur. Kenan Rufai'nin Mesnevi  şerhli tercümesi de Hz.Mevlana'ya...
Bu zor günlerde kendisine muhafazakar diyen veya siyasi cümlesine, 'biz Müslümanlar' diyerek başlayanlara kendimi o kadar uzak hissediyorum ki Horasan erenlerinin manevi mirası beni kırk ikindiler gibi paklıyor.
Prof. Mehmet Demirci'nin semazen.net'te yer alan bir tebliği bu anlamda beni ferahlattı.
İzin verin bugünlük şu vasat kavgalara dalıp nefreti beslemeyeyim ve size kadim değerlerden birkaç tas mana sunayım... Söz Demirci hocamızda:
Hayat bir mücadele sahnesidir. Bu mücadele sırasında varlığımızı devam ettirmek, kendimizi koruyabilmek için içimize, hilkatimize birtakım güçler, kuvveler konmuştur.
Gazap yani öfke bunlardan biridir. Gazap, yaşama imkan ve sınırlarımıza müdahale olunca bir tür tepki göstermedir diyebiliriz.
Her türlü arzu ve istek demek olan 'şehvet' de bu tür güçlerden biridir. Bunlar olmaksızın hayatın devamı mümkün değildir.
Yıkılmadan yapılmak yoktur. Boşalmadan dolmak mümkün değildir. Öfkenin, kinin, hırsın yıkılması şarttır, şecaat ondan sonra gerçekleşir. Bu konuda Mevlana'da çok hoş örnekler vardır:
Biri geldi, yeri bellemeye başladı. Aptalın biri dayanamayıp feryat etti. Dedi ki: Bu yeri neden yıkıyorsun, neden yarıyor, dağıtıyorsun? Adam dedi ki: A ahmak, yürü git, benimle uğraşma. Sen yapılmayı yıkılmada bil! Bu yer, böyle çirkin ve yıkık hale gelmedikçe nasıl olur da gül bahçesi, buğday tarlası haline gelir? Düzeni altüst olmadıkça nasıl olur da bostanlık, ekinlik olur; mahsul ve meyve yetiştirir?
Terzi kumaşı  paramparça eder, hiç kimse çıkıp da o sanatını bilen terziye: Bu canım atlası neden bu hale getirdin, neden kestin, ben kesik kumaşı ne yapayım der mi?
'Yarayı neşterle deşmedikçe iyileşir, onulur mu?' '(Mesnev”, IV, b.2341-2354)
Buğdayı değirmende ezmeseydin ondan ekmek yapılabilir miydi, bizim soframızı süsleyebilir miydi?
Yıkılmak, yeniden yapılmak içindir: 'Hani ağacın kötü dallarını budarsın da iyi dallarından budak dal budak verir, o dallar kuvvetlenir ya.' Öfke budanınca şecaat dal verir.
Bu konuda 'pişmek' tabiri de anahtar kavramlardan biridir. 'Hamdım piştim' diyen Mevlana nohutla onu pişirmek isteyen kadının diyaloğunu örnek verir:
'Bir bak, nohut tencerede ateşten zebun oldu mu yukarıya doğru sıçramaya başlar. Tencere kaynayınca nohut tencerenin üstüne fırlamaya, yüzlerce coşkunluk göstermeye koyulur: Neden beni ateşe attın, kaynatıyorsun; mademki satın aldın, neye bu hallere uğratıyorsun?' der.
Nohut pişiren kadın da nohuda kepçeyle vurup der ki: Yok, güzelce kayna, tencereden çıkmaya kalkışma. Seni sevmediğimden, senden hoşlanmadığımdan kaynatmıyorum ki seni. Gıda haline gel, yen, cana karış diye kaynatıyorum.'
Kötü huylarımız birer dikendir, onları yok etmek, olgunlaşmanın ”cabıdır. Bu uğurdaki mücadele riyazet ve mücahede çok değerlidir, fakat o nisbette zordur. Bu mücadelenin 'büyük savaş' olduğunu, şecaat ve kahramanlık gerektirdiğini son defa tekrarlayalım. Öyle der Mevlana: 'Savaşın zahmetini çekmede sabırlı ol da anbean yoklukta varlık bul. Kim zahmet çekerse, defineyi elde eder. Kim çalışır çabalarsa devlete ulaşır. Kim o kapının halkasını döverse elbette ona devlet baş gösterir.' Bu satırları okuyup düşünüyorum. Ya sabır... Pişmek hepimize nasip olsun. Allah derdimizi artırsın.
Not: Bir önceki yazımda Pepe Escobar'ı Pablo yapmışım. Kendisinden ve sizlerden özür dilerim.

<p>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Kübranur Uslu, İBB Meclisi’nde CHP'nin

İBB Meclisi'nde CHP'yi susturan konuşma: Gerçekten bıktım, bıktık!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Batı Karadeniz'deki kar yağışı drone ile görüntülendi

Hobi olarak başladı şimdi taleplere yetişemiyor