• $7,4137
  • €9,0239
  • 442.4
  • 1542.45
10 Aralık 2011 Cumartesi

Voyager 1 ne görüyor?

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Dünya gündemine dün kısa ama son derece çarpıcı bir haber düştü.
Güneş Sistemi'nin keşfi için tam 34 yıl önce uzaya fırlatılan Voyager 1 adlı uzay aracı 17 milyar 700 milyon kilometre mesafe kat etmiş. Voyager 1 çok yakında Güneş Sistemi'nin en uç noktasına ulaşıp sistemimizin ötesine geçecekmiş.
Bu haberdeki verilerin ne anlama geldiğine dair durup düşünmek gerekiyor. Müthiş etkileyici bir haber bu... İnsanlık adına umut verici. Bu sayede insanlığın karıncalar gibi aynı şeyi tekrar eden bir döngünün çok ötesine de bakabildiğini görmek umut verici.
Bizler normalde göz seviyesinden hayata bakan canlılarız. Başımızı gökyüzüne kaldırınca bir koordinat koyarız. Evrene dair, yerimize dair, kimliğimize dair bir algı oluşur. Nefs kafesinden evrene bakınca bir 'ben' 17 milyar 700 milyon kilometreden bakınca da bir 'ben' vardır. İnsanın iki temel koordinatı zaman ve mekandır.
İnsan kendi varoluşuna dair görüşünü (vizyonunu) bu iki eksen (zaman ve mekan) da 'ben'ini konumlandırdığı noktadan bakarak edinir.
İnsan baktığı açıdan bulunduğu yere dair bir algı hatta duyuş üretir. Bu bakışın salt nesnel optik bir süreç olmadığının kanıtıdır. Tıpkı basını göğe çevirdiğinde kendi küçüklüğüne ve yetersizliğine dair bir duyuşa ulaşmasında olduğu gibi. Onun için insan başını göğe çevirdiğinde kendini görür.
17 milyar 700 milyon kilometreden bakınca da kendini görür mü?
Burada mesele vizyondur. Vizyon kelimesi dilimize Latince'deki visio kelimesinden girmiştir. Bakış ve görme işi anlamına gelir. İlki gözümüzle baktığımız açı, derinlik ve bu kadraja giren şeylerdir. İkincisi ise bunun zihnimizdeki izdüşümüdür...
Vizyon, optik bir mekanik işlevin ötesinde zihinde olup biter. Zihin ise insandır. Yani o çerçeve, derinlik ve açı her neyse, o çerçeveye hapsolunan ancak insan zihninde anlamıyla buluşur. Mesele bu anlamın hakikatle uyumlu olup olmadığıdır.
Hakikat nedir sorusu için milyarlarca kilometre öteye bir araç yollamak bir insanlık ufkudur.
Karşısında insanlık adına şapka çıkartılacak muazzam bir başarıdır.
Ama ne kadar uzaktan hatta ne kadar geniş bir açıdan bakılıyor olursa olsun edindiğimiz ulaştığımız vizyonun gerçeğin bir resmi ya da gerçeğin bir ifadesi olabilmesi için gerçeklik sorunsalına konu olan tüm açıları bütünleşik olarak yansıtması icap eder.
Böyle bir bakış açısını bulmak için kaç yüz bin milyon katrilyon ışık yılı öteye gitmemiz gerekir? Gitsek bile o çerçeveden zihne yansıyan izdüşümün karşılık geldiği anlam, bütünleşik bir hakikat kavrayışını sunabilecek midir? Ne kadar uzağa gidilirse gidilsin anlamın zihinde, zihnin nefsin elinde tutsak olduğu açıktır. Çünkü objektiften yansıyan şeylerin hepsi ışığın bir pelikülün kimyasallarına saplanıp kalması ve pelikülün tabi olduğu kimyadan bağımsız bir imaj oluşturamayışı gibi gözün eriştiği açı da zihnin kimyası içinde anlamını yani imajını bulabilecektir.
Öyleyse Voyager 1'in yolculuğunu coşku ve hayranlıkla selamlarken o yolculuğun izdüşümü bir yolculuğun içe doğru yapılması gereğine de dikkat çekmek istiyorum. Eğer zihin nefs zindanının dar penceresinden bakmaya devam ediyorsa 15 milyar kilometre öteden çekilmiş bir fotoğrafın sunduğu geniş açı hakkıyla yani hakikatiyle buluşmayacak demektir.
Mesele burada varlık ve bilginin ontolojik birliğini görmektir. Evren ve Allah ilişkisinde anahtar insandır.
Alemin varlığının nedeni insansa insanın varlık nedeni nedir?

<h3>Aşıda ikinci parti ne zaman gelecek?</h3><h3>BAŞKAN ERDOĞAN AÇIKLADI</h3><p>Başkan Erdoğan, Çin'

22 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

1 milyon kibritle öyle bir şey yaptı ki

İHA fabrikası Ankara'da üretime başladı