• $7,4161
  • €9,014
  • 446.616
  • 1569.35
27 Temmuz 2011 Çarşamba

Varlık niye ve nasıl var?

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Temel sorulardan biri hatta ilki, insanın kendine dair değil midir?
Varlık sorunu ve anlam tüm soruların anasıdır.
Misafirime bunu sordum: 'Varlık neden ve nasıl var?''
'Yüce ve eşsiz Tanrı sayıya sığmayan güzel isimlerinin suretlerini görmek diledi.'' diyerek lafa girdi, 'Güzel kardeşim, etrafına baktığında ne çok şey görüyorsun değil mi? Fakat aslında sadece Allah var ve onunla birlikte başka hiçbir şey yok. Gel zamana taşı kendini. Bak nasıl her şeyin başladığını ve sona erdiğini görüyorsun. Yoktu, var oldu, yok oldu. Mademki her şey belirip yok olmakta. Kabul et ki hiçbir şey yoktu sadece Allah vardı. Allah çoklukta var. Fakat biz çokluğun sihrine düşüp her bir şeyi kendiyle var zannediyoruz. Ayrı ayrı ebedi ve ezeli var sanıyoruz. Çokluğun bir bütün olarak yokluğunu görmediğimizden varlığın var olduğu halde sürekli olmadığını fark edemiyoruz. Oysa dün ölüdür. Varlığı oluşturan her bir cüz sürekli değişiyor. Her an her şey var olmakta ve yeniden yok olmakta. Bir önceki öldü bir sonraki dirildi. Her yeni eskiyi yok ediyor. Frekansı sıkılaştırırsan ne göreceksin? Her an bir yeni var. Peki ya bu da yoksa? Anlam isimlerle taşınmıyor mu? Yani her şeyin bir adı yok mu? Şeyler isimlerdir... Bu isimler Allah'ın isimleri... O, sayıya sığmayan isimlere sahip. O, sayıya sığmayan isimleri; kendi isimlerini görmek istedi. Yani suretler oluştu. Rahmet diyorsun mesela. Canlılar olmasaydı rahmet bilinir miydi? Merhamet canlı suretlerden belirir. Dirilik de bir isim. Aynı anda tüm canlılar gözlerini kapatsa görülen ne var? Yokluk... Eşya da karanlık. Eşya dediğimizi ortaya çıkaran hayat değil mi? Belki öyle sıfatlar var ki mevcut canlılık katmanı öyle bir aza sahibi olmadığından bilinmiyor ve görülmüyorlar. Var ve ayn da yok o isimler. 'Peki say bana o isimleri? Nasıl sayabilirim sureti yok ki?
Görmek sınırlılıktır. Görmek karanlıkta beliren bir yıldız gibidir. Daha nice yıldızlar vardır. Ona görme de denemez. Belki mörme diye bir şey var. Ve onu ancak mörme ile bilebiliriz...
Mevlana diyor ki, 'Altı yön beş duyu ötesi'...Yani bu bir sınırlılıktır. Gerçek ile hakikat bambaşka şeylerdir. Gerçek güncel olgular. Ama hakikat, ötesidir. Hakikatte ne var? Hakikat gerçeği içerir elbette... Ama hakikat gerçeğin ötesidir. Aşkındır.''
Doğuştan köre renkleri tarif edemeyiz mesela değil mi?
O bile görmenin gölgesindedir. Şunu bir düşün güzel kardeşim, mesela bir çocuk doğsa ve alnında bilinmedik bir organ çıksa. Göz desen göz değil, kulak desen kulak değil. Bir iş görüyor... Ama diğer insanlarda yok. İnsanlarda aynı organlar olduğu için O organla beş duyumuzla bildiklerimiz sayıya sığar. Yaratılmışı parçaladığında isimlerden başka şey kalmaz. Her şey isimlere ayrıştığında o isimlerden meydana gelen şey de yok olur.
İnsanın maddi olmayan varlığı hakiki varlığı odur...
İnsanın sanatı o insanın sırrıdır. Sanatçı o resmi nasıl yapıyor? Bir akis düşüyor ve onu ortaya çıkarmak istiyor. O akis ne zaman iç dünyasından dışa vurur, 'Ben bir şey yapacağım der ve o duyguya bir suret yapar. Budur dediğinde o tablo olur.' O tablo yoktu. Nereden yaptı? Var mıydı? Yoktu... İşte Tanrı'yı da böyle bil. Sani sanatçı demektir.
Bu da bir koordinat. Dış alem var iç alem var. Sanatçı sanat derdine ne zaman düşer? İçinde bir titreşim olur ve bu yeni bir beliriş, iş doğurur.
Kimisi yapar kimi arar. Allah'ın isimlerinden biri de Sani'dir. Sanatçı yani... Sani'nin sunumuna akıllar ermez. Sanatçının sanatına akıllar ermez.

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nden canlı bağlantıyla AK Parti 7. Olağan

Başkan Erdoğan: Eyvallahımız olmayacak

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yılan belgeselciyi canlı canlı yedi! İşte o anlar

Sağlık Bakanlığı koronavirüs aşısı için 10 kuralı belirledi! İşte o detaylar...