• $7,4294
  • €8,982
  • 412.302
  • 1471.39
29 Kasım 2010 Pazartesi

Soysuzlar çetesi

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Sakin hayatlar yaşadığını düşünen sıradan insanların bile, bir başka coğrafyada, bu hisse kapılması Türkiye'de nasıl bir gerginlik içinde yaşadığımızın ispatıdır.
Bu duyguya kapıldığım zamanlardan biri-iki yıl önce başıma gelmişti...

O sıralar SKY'ın başındaydım ve Ergenekon operasyonları dalga dalga devam ediyordu.
Hemen her hafta adliyeye gidiyor ve yağmur gibi yağan davalar nedeniyle ifade veriyordum... Birkaç ay öncesinde ise sonradan adı ortalığa saçılan o malum gazeteci, bizim kanalda program yapan ve kendi gazetesinde yazan bir arkadaşıma, 'Sıra seninkinde... Yakında Ergenekon'dan alacaklar...' demişti.

Dürüstlüğünden asla şüphe etmediğim o gazeteci dostum ise gelip, 'Aman Serdar, bunlar bir hazırlık içinde haberin olsun... Alacaklar seni...' demişti. Birkaç hafta sonra ise ifade verdiğim sırada yanıma gelen ve kendini savcı olarak tanıtan biri, 'Serdar Bey, siz namuslu ve vicdanlı bir yayıncılık yapıyorsunuz. Ama bu duruşunuzun bedeli var.
Tesadüfen öğrendim... Sıra sizde... Bir süre susun ve durun' demişti.

Fotoğraf çok netti... Ya bir süre daha muhalif yayınları sürdürecek ya da Silivri'de ucu karanlık bir tünele sokuluverecektim.

Bir süre sonra SKY'daki görevimi bıraktım... Birileri açıkça, 'Ya sen sus ya biz seni susturmasını biliriz' mesajını dolaylı ve doğrudan vermişti.

O günlerde SAT'lara yönelik operasyon başladı. Artık hesaplı operasyonel kurgusu belli, psikolojik harekatının dağıtım kanalları deşifre olmuş bu örtülü yapı o zaman da kamunun zihin algısı üzerinde mükemmel bir orkestrasyon yapmıştı.

Mustafa Balbay'ın, Tuncay Özkan'ın en son Hanefi Avcı'nın başına gelen
o zaman da sadece kahramanlıklarını bildiğim bu şerefli insanların başına geliyordu.
Şimdi 'üretildiği tek tek ispatlanmaya başlanan suç unsurları'nın evlerine, işyerlerine baskınlar sırasında yerleştirildiği anlaşılmaya başlanan bu komplo sürecinin mağdurlarıydılar.

Bir dönemin mağrurları şimdinin mağdurlarıydı... Artık yılan hikayesine dönen bu süreç, yıllar sonra bittiğinde bu insanlardan birçoğunun masumiyeti ispatlanacak.

İnancım bu yönde.

Ama asıl önemlisi o zaman şu soruyu soracağız, 'Peki ama neden?'...
İşte o zaman Türkiye'nin (şimdi gizlice lağvedilen) en kritik operasyonel birliğinin sıralı müstakbel komutanlarının tek tek alınarak işlevsiz hale getirilmesi, Türkiye'nin en önemli istihbaratçısının cezaevine apar topar alınarak susturulması gibi onlarca kritik adımın son derece planlı bir şekilde kotarılması sırasında Türkiye'de neyin değiştirilebildiğini fark edeceğiz.

Ve tabii ki çok geç olacak.

İşte tüm bunların bana o günlerde yaşattığı derin bunaltı nedeniyle uzaklaşmıştım.
Uzak bir coğrafyanın sakin sokaklarında huzurla yürürken şunu düşünmüştüm, 'Birkaç yüz kilometre farkla bu topraklarda doğmuşum, şimdi bedenim bu sokaklarda korkusuzca savruluyor. Ama aklım ülkemde... Bu huzur yapay... Bir başka şekilde de olsa mücadeleye devam etmek anlam haritamın gereğidir. Susmayacağım...'
Bugün bu ülkenin sokaklarında tedirginlik içinde yürüyen binlerce insan var. Sadece aktörler değişti... O sloganın anlamı idrak edilene kadar terennüm etmek vaciptir:

Susma sustukça sıra sana gelecek!

Bu soysuzlar çetesinin yüzüne haykırdıkça sesimiz daha da gür çıkacak.
Bir gün mutlaka.

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazı çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başkan Erdoğa

Başkan Erdoğan: Lokantalar ve otellerle ilgili kararları Kabine Toplantısı'nda atacağız

Öğretmenlere koronavirüs aşısının yapılmaya başlandı

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar A-400M hangarını ziyaret etti

Balıkçı ağlarına bin yıllık tekne parçaları ile 13 amfora takıldı