• $7,451
  • €9,0628
  • 444.474
  • 1552.83
27 Ağustos 2011 Cumartesi

Meselenin özüne doğru

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Misafirim Calut ve Talut meselesinde nehirden, 'ihtiyaçtan fazla su içmemek' şartından yola çıkarak esaret altında bir toplumun (benliğin) nasıl kurtulacağına dair muazzam bir örnek verdi. Elbette yılda bir ay oruç tutarken bu manayı beden diliyle yazıp kalan 11 ayda oruçlu olmanın derin anlamı da burada saklıydı.
'Şimdi o su neyin sembolüdür? Akıp giden dünya menfaatlerinin... Ben onurlu bir toplum olacağım diyorsun. Zafer kınadığı şeyi yapmayanlarındır. Ne istiyorsun adalet? O zaman zulümle alakan kalmayacak. Yardımlaşma istiyorsun... O zaman menfaatperestlikle aranda ilişki kalmayacak.
Şimdi bugünkü içini sıkan  manzarayı bu aynadan gör de öyle yorumla  bakalım...'
derdemez aklıma TEKEL direnişi geldi.
O soğuk kış gününde Ankara'nın tam ortasında, hemen her siyasi görüşten, etnik kökenden, farklı inanıştan binlerce kişi tek bir yumruk olup destansı bir mücadele veriyordu. Bunun adı neydi? Hak mücadelesi... Bugün Türkiye'nin, bölgenin hatta dünyanın içinde debelendiği sorun yumağının belki de tek sebebi var. Kadim değerlerden uzaklaşmış olmak. Hakkaniyetsiz bir insanlık kurgusudur hüküm süren.
Bu Ramazan ayında Emek ve Adalet Platformu'nun lüks otellerdeki iftarlara karşı başlattığı kaldırım iftarları nereye dokundu?
Mesele sadece mütevazı sofralarda iftar açarak Türkiye muhafazakarlaşmasının tuhaf mahsulü 'Beyaz Müslümanlar'a bir şeyleri hatırlatmak mıydı? Ötesi oldu!
O kaldırımlara oturup sessiz ve sakin bir şekilde iftarını açan Müslümanlar, insanı insan yapan değerleri, adaleti; eşitliği; paylaşımı; Kur'an'ın ruhundan, tek bir hükümde saklı manadan yola çıkarak dillendirdiler.
Mülkün Allah'a ait olduğu vurgusu ve adalet kavramının esas olarak ele alınmasının şartı insan olmanın şartıdır.
Bunca zamandır misafirimle yapa geldiğim sohbetlerde artık katmerlenerek zenginleşen duygum da hakikate dair konuşmanın; hatırlatmanın reel politika tuzaklarına düşmeksizin yapılabilecek en doğru insanlık mücadelesi olduğudur. İnsanlık bir tükenişin eşiğinde.
Dünyanın dört bir yanını dolaşan gözlemleyen bir gazeteci olarak, çatışma alanlarında veya refahın zirve noktalarında gözlemlediğim budur. Mesela İsviçre Alpleri'nde de insanın sefaletini görüyorsunuz. Sabah kalkıp milyon dolarlık Chalet'sinden alan da onu Karayipler'e götürmek için bekleyen Falcon jetine gitmek için Lexus'una Hermes'lere sarınıp bindiğinde yüzü gülmüyor. Çünkü huzuru yok... Tanıyorum onu. Nedenini de biliyorum. Sahip olduğu yegane şey olan sırtındaki yamalı örtüyle güne başlayan ve kadim değerlerin idrakinde bir yoksul, yolculuğunda bir öncekinden çok daha büyük bir huzur içinde. Misafirim biraz soluklandığında ona bunları anlattım. 'Esaret yozlaşma ile sürer. Esarete esirin yozlaşmış hayatı kendi gözünde normalleşmiş olarak eşlik etmediği sürece sürüp gitmez' dedin ya ondan bir anda aklıma bunlar geliverdi dedim. Gene gülümsedi ve 'Madem öyle kardeş gel sana bir başka hikaye daha anlatayım' dedi. Bilmem şimdi yavaş yavaş derdimi, yazılarımdaki bu üslup ve içerik değişikliğini bir parça daha anlatabildim mi?

<p>İstanbul Esenyurt'ta evini büyütmesine izin vermediği komşusunun akrabaları tarafından evinde döv

İstanbul'da dehşet veren görüntü: Annemi öldürüyorlar

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

ABD'de güvenlik önlemleri arttırıldı! Askerler sokaklara indi

İran Ordusu, Umman Denizi'nde askeri tatbikat başlattı