• $7,5354
  • €9,1058
  • 444.89
  • 1513.22
16 Temmuz 2011 Cumartesi

Kim ve neden?

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Dün ilk yansıyan haber kabaca şuydu: PKK pusu kurup 13 askeri şehit etti. Haberi ilk duyduğumda yerime mıhlanmış gibi oldum. Bir an nefesimi tuttum. Yıllar içinde bu tür vahim haberleri ala ala bende bir refleks oluştu. Ne? Ne zaman? Nerede? Nasıl? Niçin? Kim? Bunlar size sadece bir haberi anlamanıza esas oluşturacak koordinatları veren referans sorulardır. Oysa bu soruları hangi kaynaktan yanıtladığınız da önemlidir. O haberi anlatmadan önce anlamanız gerek. Anlamak için de standart sorularım vardır. Asıl onlara hızla yanıt ararım. Önce kaynağına bakarım o haberin. Sonra o haberin taraflarının ilk tepkilerine... Bu haberciliğin altı temel sorusunu aşan bir referanstır benim için. Kürt meselesinde süreci çok yakından izlemeye çalışan biri olarak nefesimi tuttum. İlk olarak aklıma 1993 yılındaki Bingöl olayı geldi. O yıl silahsız ve korumasız 33 er şehit edilmeseydi bir gün sonra MGK'nın gündemi kalıcı bir barıştı... Barışa hiç bu kadar yakın değilken yıllar sürecek kanlı bir sarmala sürüklendik. O nedenle bu habere de saatlerce tepkisiz kaldım. Önce Genelkurmay'ın açıklaması geldi. 'Çatışmada ve ormanlık alanda teröristlerce atılan el bombalarının etkisiyle çıkan yangından dolayı 13 askeri personelimiz şehit olmuştur.'
Rahatsız oldum. Aklıma Dağlıca geldi. Dağlıca baskını olduğunda SKY'ın başındaydım. Ve aynı Genelkurmay, saatler süren ısrarlı yayınlarımıza karşın askerlerin kaçırıldığı haberini inkar etmişti. Neden sonra ısrarla gündemde tuttuğumuz bu haberi kabul etmişlerdi. Aklım hep Dağlıca ile meşgulken PKK'ya yakın Fırat Haber Ajansı'ndan gelen bir haber şüphelerimi iyice arttırdı.
Sitede yer alan iddialarda Genelkurmay açıklamasında ciddi tutarsızlılar olduğu öne sürülüyordu. Özetle gündüz saatlerinde pusu atılamayacağı, ormanlık alanda el bombası atmanın veya yangın çıkarma suretiyle 13 askerin öldürülemeyeceği detaylarıyla anlatılıyordu. Bir korucunun ifadesiyle uçakların bölgeyi bombaladığı ve büyük bir yangın çıkartıldığı söyleniyordu.
PKK'nın bir saldırı değil ama misilleme sürecinde olduğu hepimizin malumu... İmralı'da devlet adına bir heyet (Elbette AKP'nin bilgisi ve onayı dahilinde) aylardır Öcalan'la görüşüyor. Daha geçen hafta bir protokolde mutabık kaldılar. Hükümet bunu ne kadar örtmeye çabalasa da ve medyada son derece cılız yer almış olsa da bunlar etraflıca yazıldı. Yazdım. Tüm bu süreçte PKK'nın İmralı'nın iradesi dışında bir saldırı kararı alıp süreci provoke edemeyeceğini ısrarla iddia edenlerdenim. Kısacası kanaatim şu: PKK bir saldırı kararı aldığında bunu ilan eden, uygulayan ve açıkça üstelenen bir örgüt. Neden bu olayın bir saldırı olduğunu reddediyor?
Ve hükümet tarafından hedef gösterilen BDP neden ısrarla, 'Askerlere otopsi yapın ve sonuçlarını kamuoyuyla paylaşın' diyor?
Ve tüm bu kaos yaşanırken dün Lice'de taziye evinin kapısına torba içinde iki cesedi kim koyuyor?
Gördüğüm o ki AKP, Kürt meselesini bu saatten sonra Çillervari bir yöntemle halletmeye meyledecek. Bunun bedelini bu toprağın gariban çocukları kanlarıyla öder. Gerçekten bu mu tercih?

<p>Özel harekat polislerinden oluşan Taktik Su Altı Operasyon Grup Amirliği, su altı ve üstünden düz

Suyun altında da 'özel harekat'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Fenerbahçe'nin ardından Galatasaray... Beşiktaş'ta yüzler gülüyor

Kısıtlamaların sona ermesiyle İstanbul'da hareketlilik başladı