• $8,1163
  • €9,7038
  • 455.262
  • 1378.37
04 Haziran 2011 Cumartesi

İnsanlık boğulurken

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Bilmem kaçınızın dikkatini çekti... Bundan birkaç hafta önce şöyle bir haber vardı: Libya'dan kaçan mültecileri taşıyan bir teknedeki 72 kişiden 61'i açlık ve susuzluktan öldü. Guardian'ın haberine göre
NATO'nun askeri helikopterleri gemiyi fark etmelerine rağmen yardım etmemişler. İnsani yardımın gerçek boyutunu o olayda gördük...
Dün ne oldu dersiniz? İtalya sahillerine ulaşmak için denize açılan yüzlerce göçmen kayboldu. Bu yazıyı yazdığım saatte 150'sinin cesedine ulaşılabilmişti. Tamamına yakını kadın ve çocukmuş...
Tunus haber ajansı bu kadar fazla insanın kaybolmasını şöyle izah etmiş: Tekne, taşıma kapasitesinin çok üzerinde yolcu alması sebebiyle alabora oldu...
Tek bir teknede 932 yolcu varmış. 'Arap baharı'nın başlangıcından bu yana görülen en büyük facialardan biri budur.
Tunuslular, Faslılar, Cezayirliler, Libyalılar canları pahasına o topraklardan kaçıyorlar. 20 Mayıs'tan bu yana Malta ve İtalya'ya sığınan göçmen sayısı 14.000... Bunların 1200 tanesi kayıp...
Söylenecek ne var?
Batı'nın hala bir insanlık kaygısıyla bu topraklara müdahale ettiğine inanlardan mısınız? Öyleyseniz ve buna samimiyetle iman ettiyseniz hakikaten konuşacak veya anlatacak bir şey yok. Değilseniz ve kafa yoruyorsanız okumaya devam edin...
Avrupa solundan Perry Anderson '2011 Arap ayaklanmaları'nı on yedi tema altında değerlendirmiş. Korkut Boratav Hoca da oradan alıntılayarak, Sol Haber'de (her zamanki gibi) çok önemli bir makaleye imza atmış. Tunus'la başlayan ayaklanmalar zinciri sonrasında sık sık 'Araplar örnek olarak Türkiye'ye bakıyorlar' gözlemi yapıldığını hatırlatan yazı şu çarpıcı tespitte bulunuyor:
Türkiye'nin İslamcı çevreler, bu gözlemi Arap dünyasındaki Müslüman Kardeşler akımına bakarak yaptıkları için haklı. O akım, Türkiye'deki AKP iktidarını ideal bir örnek olarak görmekteydi: Laik ve sosyalist güçleri etkisiz kılarak toplumu İslamcı anlayışlarına göre biçimlendiren; öte yandan emperyalizm ve neoliberalizmle tam uyum sağlayan bir 'demokrasi...' Onlar için bu (Anderson'un ifadesiyle), 'bir elde Kuran, diğerinde polis copu taşıdığı; sindirme ve baskı yöntemlerini uygun dozlarda uyguladığı' için iktidarını sürdüren, hatta sürekli kılabilecek bir 'dindar burjuva demokrasisi' örneğidir.
Buna karşılık, Arap dünyasındaki, ayaklanmaları başlatan, Bin Ali ve Mübarek'i iktidardan uzaklaştıran potansiyel devrimci güçler için Türkiye bir örnek değildi. Dün Tunus'ta, Mısır'da, bugün Suriye'de ayaklanan insanların ezici çoğunluğu, 'Kuran taşıyarak siyaset yapan' ve 'polis copları, sindirme ve baskı yöntemleri' ile ülkelerini yönetmeyi hedefleyen çevrelere iktidarı devretmek amacıyla ayaklanmadı. Onlar, sınırsız, baskısız bir demokrasi arayışı içinde idiler. Ve yığınları patlama noktasına getiren etkenler üzerinde ciddi gözlemcilerin saptamaları benzeşmektedir: Ülkelerine sermayenin sınırsız tahakkümünü getiren otuz yıllık neoliberal politikaların yol açtığı eşitsizlikler, çaresizlikler ve bu politikaları ülkelerine taşıyan çevrelerdeki yoğun, yaygın ve pervasız çürüyüş...
Bilmem fotoğraf net mi?
Neoliberalizm, insanı, insanlıktan çıkarttığı insanlarla öldürüyor.

<p>Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe konuk ettiği Gaziantep FK'yi 3-1 mağlup ederek şampiyonluk yarı

Fenerbahçe-Gaziantep FK Maç Yorumu

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler