• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
04 Ağustos 2012 Cumartesi

Gazeteciliği savunmak

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Mesleğe başladığım yıllarda gazetelerin gece muhabirleri Dolmabahçe'de bir çay bahçesinde arabalar içinde oturur polis telsizi dinler, haber beklerdik.
Canımı verecek kadar sevdiğim en yakın arkadaşlarım o polis muhabirleriydi. Fakat haber patladığında kimse kimsenin gözünün yaşına bakmazdı. Aslolan habere bir an önce ulaşmak ve atlatmaktı. Yıllar geçti.
O günlerde gazeteciliğimi şekillendiren refleksler hiç değişmedi.
Çeçenistan'da Şamil Basayev'e ulaşmak için Rus bombardımanı altında ve yarım metre karda beni saatlerce yürüten bu refleksti.
1 Mart Tezkeresi öncesi Türkiye Irak sınırı kapatıldığında bir kamyonun altında bana Erbil'e gitme riskini aldıran bu refleksti.
Uludere'den 'siviller bombalandı' haberi sosyal medyaya düştüğünde ve hakim medya sustuğunda beni Şırnak'a sürükleyen bu refleksti.
Kürt meselesinde temel aktörün rolünü anlamak için Kandil'e gitmeye çalışırken KDP istihbaratıyla köşe kapmaca oynatan bu refleksti.
'Kürtler Suriye'nin kuzeyini kontrol ediyor' haberi düştüğünde beni mayınlı arazide yürüten bu refleksti.
Eskiden bir gazetecinin böyle bir şeyi kaleme alması büyük terbiyesizlik addedilirdi.
Yaşamının yarısından fazlasını sadece gazetecilik yaparak kazanan bir insanın kamuoyunun karşısına çıkıp geçmişte ve şimdi nasıl habercilik yaptığını anlatması tek kelimeyle ayıptır.
Olan biten anıdır ve günü gelince kitap olarak yazılır ve onlarca örneği vardır.
Fakat bu satırları bana yazdıran maalesef mesleğin geldiği noktadır.
Bu ülke toprakları içinde yaklaşık 10 gündür, yakın tarihinde ilk kez, PKK bir bölgeyi tutuyor. 'Vur-kaç' taktiğini 'Vur-kal' olarak değiştirdiğini ilan ediyor.
Şemdinli'de son derece önemli bir çatışma var...
Resmi kaynaklar 'çatışma yaşanmadığı' yolunda tek bir açıklama yapmıyor.
Bölgedeki kaynaklar şehir merkezine birkaç kilometre mesafeden yükselen dumanları yayınlıyor. Binlerce asker Şemdinli'ye yollanıyor. Ve hala, 'Kontrol sağlanmıştır' şeklinde tek bir açıklama yapılmıyor. Dışişleri Bakanı, 'Ne olduğunu biliyorum ama anlatamam' diyor.
Tıpkı Kuzey Suriye'de olduğu gibi Türkiye açısından hayati önemde bir süreç yaşanıyor.
Ve, bir gazeteci olarak çatışan iki taraftan birinin haber sitesi (ANF) saat saat, nokta nokta yaşananları belli rakkamlarla -iddia ediyor-...
O iddiaları, tıpkı Uludere, Dağlıca, Silvan, Kazan vadisi gibi artık önce sosyal ağlarda duyuyoruz. Twitter'ın iletişim mimarisinden ötürü bu iddiayı dillendirdiğiniz anda da ummadık biri (veya resmi bir yapı) anında yanıt verebiliyor. Veya susuyor. Ta ki er ya da geç gerçek ortaya saçılana kadar.
Şu ana kadar anlattığım gazetecilik ve ahval.
Fakat karşı karşıya kaldığım vahim tablo şu:
Kendisine gazeteci diyebilen belli isimlerin beni kasıtlı ve organize bir itibarsızlaştırma (ötesinde hedef gösterme) kampanyasına girişmiş olması.
Saldırılarını nasıl temellendiriyorlar?
'Durup dururken Kamışlı'ya gitti! Bunda bir bit yeniği var. Üstüne üstlük Şemdinli'yi yazıyor. Ortalığı karıştırıyor. Fitne ve fesat bunda!'
Buradan bir kez daha açık ve net ilan ediyorum. İmkanım olsun yarın sabah ne yapar eder Şemdinli'ye giderim. Kandil'e giderim, Halep'e giderim... Haber neredeyse, hayatım pahasına giderim.
Beni mesleki olarak eleştirecek insanlarla ilgili tek kriterim var. Aynı meslekten miyiz? Buyrun haber orada... Sahada... Bana beni atlatarak ders verin. Gidin, risk alın ve gerçeğin iddia edildiği gibi olmadığını ispatlayın. Devlet politikasını kollamak, resmi açıklamalar çerçevesine sadık kalmak biz gazetecilerin görevi değildir. Biz gerçeğin peşindeyiz. İcazet alarak, belli odakların çıkarlarını gözeterek yapılana gazetecilik faaliyeti denmiyor.
Not: Soner Yalçın'ın mektubu üzerine Adalet Bakanlığı'ndan bir açıklama geldi.
Soner'in 65 m2'de iki kişi kaldığını, özel yaşam alanı dışındaki alanın kameralarla kontrol edildiğini, aydınlatma sistemlerinin kendisi tarafından açılıp kapatılabildiğini, 11 saate yakın su verildiğini, kişi başına su tüketiminin günde ortalama 435 litre olduğunu, bu oranın İstanbul'da yaşayan bir birey için 200 litre olduğunu söylediler.

<p>CHP’nin yayın organı Halk TV’de program sunan Özlem Gürses MHP lideri Devlet Bahçeli&

Sağlık Bakanlığından Halk TV sunucusu Özlem Gürses'e yalanlama: Öyle bir personelimiz yok

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Rusya'da binlerce kişi sokaklara döküldü!

MİLGEM Projesi'nin 5'inci gemisi denize indi