• $8,1464
  • €9,7051
  • 453.861
  • 1380.69
26 Mart 2011 Cumartesi

Ctrl Alt Delete

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Sistem arıza verince bu üç tuşa basarsınız. Arızanın işaret fişeği de bazen tek başına basılan bir delete tuşu olabilir.
Gereksiz bir telaşla basılan 'delete'' tuşu... Uçtu sanırsınız... Oysa dosya sistemde bir yerlerde durmaktadır. Panikle art arda olmadık tuşlara basarsınız. Sistem kilitlenmiştir artık. Yapacak tek şeyiniz vardır. CTRL ALT DELETE... Parmaklarınız o üç tuşun üzerine gider. Ekranda her ne olup bitiyorsa veya donmuşsa aniden bir başka pencere beliriverir. Alt alta sıralanmış onlarca programı görürsünüz. Hepsi kendince bir şeyler yapmaktadır...
Sizi kilitleyen; kilitlenen dosyayı çalıştıran programın üzerine basıp sonlandır dersiniz. Sonlandırırsa ne ala... Ya bu da işe yaramazsa?
Soğuk terler dökerek bir daha basarsınız o üç tuşa... Tüm sistem kendini baştan kurar...
'Birileri'' büyük panik içinde... Bir şeyden son derece rahatsız... 'Sehven'' yapmaya başladıkları hatalardan sonra şimdi de göz göre göre taammüden hata yapıyorlar.
Umutları ne? Ahmet Şık'ın kitabının bulunduğu o tehlikeli dosyayı tamamen imha etmek. Hemen ve ebediyen...
O kitapta bizim bilmediğimiz ne var ki bu kitabı derhal ve ebediyen imha etmek  istiyorlar?
Bazı gerçekler olmasın?
Hadi artık görelim şu gerçeği... Bunlar gencecik insanlardı... Anadolu'nun dört bir yanındaki mutaassıp ailelerden geldiler. Kimi yoksuldu ama hepsi zeki, yetenekli, imanlı ve çalışkan çocuklardı. Büyük kentlerdeki örtülü evlerde; ışık evlerinde kendileriyle aynı yoldan geçip gelmiş ağbileriyle birlikte kaldılar. İyi okullara girdiler. Derslerini asla ihmal etmediler. Başta Yaradan'ın, sonra ailelerinin ve nihayetinde çevrelerinin gurur duyduğu birer evlat olmak için gece gündüz çalışıp çabaladılar... Sonra... Sonra mezun olup kamuda görev almaya başladılar. Kimi kaymakam, kimi hakim, kimi savcı, kimi polis oldu... Yıllar içinde usul usul yükseldiler. Manevi bir hazla 'Altın neslin'' isimsiz birer neferi oldular. Memlekete her şart altında hizmet ettiler. Bir başka misyon elbette vardı. Ki bu misyon bence bir noktaya kadar anlaşılabilirdir velakin ayrı fasıldır. O gün geldi... O misyon devreye girdi. Aldıkları terbiye gereği asla 'neden?'' diye sormadılar. O öyle idi... Fakat zamanla bir şeyler tuhaflaştı.
Bazı ağbiler küresel efendilerin bazı odaklarına nasıl entegre olduysa talimatlarını ülke ve millet bekasından çok 'başka şeyler için'' vermeye başladılar.  Allah rızası bazı noktalarda yerini bir başka çıkara usulca terk eyledi. Kimi bundan rahatsız oldu... 'Açıkça ben yokum diyemedi ama yavaşça kenara çekildi. Kimi ise artan kudretinin kurbanı oldu ve gözüne gönlüne perdeler indi. Zalim oldu...''
İmdi... Ahmet Şık aslında ne yazmıştı tahmin edebiliyorum... Aynı hareket içindeki son derece kudretli iki grup insan arasındaki bölünmeyi yazdı. İsim isim... Cemaate ilişkin onlarca kitap yüzlerce makale yazıldı... Hangi birine bu kadar tepki gösterdiler?
Bence, bu tutarsız, cüretkar hatta gözü dönmüş tepkinin tek nedeni o kitapta saklı reddi mümkün olmayan bir gerçekle ilgili olmasında saklı.
Kudreti elinde tutan kesim o gerçeğin doğrudan Hocaefendiye ve elbette tabana bir mesaj yollamasından ürktü. Ürküyor...
Birileri kendince 'delete'' tuşuna bastı. İsimleri ifşa olmasın, yaptıkları açığa  çıkmasın diye.
Bu yazıyı unutmayın... Fena halde yanılıyorlar... Onlar aslında 'CTRL ALT DELETE''e bastılar...

<p><strong>LİDER BEŞİKTAŞ YOLUNA KAYIPSIZ DEVAM EDERKEN, RAKİPLERİ FENERBAHÇE VE GALATASARAY'LA DA F

BB Erzurumspor - Beşiktaş Maç Yorumu

Düzce'de denizin bir kısmı kahverengiye dönüştü

Limonu hiç mikrodalgada ısıtmayı denediniz mi? Sonuçları inanılmaz

2021 BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu