• $7,5029
  • €9,0702
  • 443.287
  • 1525.03
13 Şubat 2012 Pazartesi

Büyük resim

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Karmaşık bir yapboza ait ve fakat bir türlü oturtamadığınız bir parçanın nereye ait olduğunu bulmak için ne yaparsınız? Biraz geri çekilir ve büyük resme bir kez daha bakarsınız. Bugün MİT krizi olarak algılanan gerçekte ise hükümet ve küresel sistem arasında gerçekleşen bu çatışma karesi resmin geneliyle uyumsuz.
Türkiye, dışarıdan bakıldığında çarklarıyla uyum içinde çalışan yerli bir cihaz görüntüsü verse de motoru ithaldir. Daha doğrusu görünmez bir mille Batılı sistemle uyum içinde çalışır. O motorun dişlileri diğer dişlileri, çarkları çevirir. Bu aygıtın zaman içinde uyumsuzluk gösteren çarkları ya düzeltilir ya değiştirilir. Darbeler, infazlar, yargılamalar, cezalar budur. Batılı sistemin temel paradigması değiştiğinde bu değişime ayak uyduramayan yapılara da derhal müdahale edilmiştir. TSK'nın durumu buna mükemmel bir örnektir. Duvar yıkıldıktan sonra Türkiye'nin entegre olduğu sistemdeki dönüşümü görüp buna süratle uyum sağlayan kadro bugüne kadar örtülü bir koalisyonla devleti yönetiyordu. Cemaat finansal, bürokratik ve sosyolojik etki alanıyla AKP'nin zimni paydaşı olageldi. Modere edilmiş İslam modeline hem küresel hem yerel ölçekte uygun insan yetiştiren yapı cemaatin eğitiminden geçen insan tipidir. Finans ve ticaret kafası olan, İngilizce bilen ve Batı'yla uyumlu Müslüman... Cemaat bu işleviyle küresel ölçekte Batılı sisteme entegredir. AKP genelinde ve Erdoğan özelinde ise entegrasyondan çok uyumdan söz edebiliriz.
Bugün adeta çatışmaya dönüşen çelişki üzerine dikkatle kafa yormak gerekiyor. Küresel kapitalist sistem açısından bölgemizde iki tez çarpışmaktadır. İlki BOP olarak bilinen ve bölge ülkelerine AK Parti iktidarının model olarak sunulduğu tez. İkincisi ise 2. Irak işgalinden ve Arap Baharı'ndan sonra hızla şekillenen etnik-mezhepsel çatışmalarla ayrışacak yapıların nasıl bir modelle modere edileceğine konsantre olan tez...
Bu tezlerden hangisinin galebe çalacağını zaman gösterecek. Fakat bu iki tezi ve uyumsuz dişlinin hangisi olduğunu görmek için Kürt meselesine bakmak gerek.
Emre Taner dönemin MİT müsteşarı, Efkan Ala Diyarbakır Valisi, Hakan Fidan ise TİKA çalışanı iken Erdoğan'ın yakın çevresinde yer aldılar ve son derece kritik bir karara Başbakan'ı ikna ettiler. '1920'lerin ulusalcı modeliyle Kürt meselesini çözmekte ısrar edersek ülke bölünecek. Kürtler adına siyaset yapanları da içeren bir perspektifle sorunu çözersek milli bir mutabakat yaratabiliriz.' Son derece doğru bu kararın mimarları uyum içinde çalışarak Türkiye'yi geleceğe çok daha güçlü taşıyacak bu fikriyatı hayata geçirmeye başladı. Oslo süreci bu kararın ilk meyvesiydi ve bir gizli el bu sürece çomak soktu. Silvan saldırısı, Kazan Vadisi ve ardından başlayan KCK gözaltıları Kürtleri içeren değil, içeri atan bir anlayışı dayattı. Türkiye'nin milli mutabakatı Erdoğan'ın Kürt meselesini demokratik bir şekilde çözmesiyle sağlanabilecekken tarihi bir fırsat kaçırıldı. Bugün itibarıyla Erdoğan'ın emniyetteki cemaate bağlı olduğu iddia edilen polis müdürlerine, savcılara yönelik hamleleri ve hemen ardından Pennsylvania'dan gelen, 'Geçmiş olsun' mesajı kimseyi yanıltmasın.
Kürt meselesinde Erdoğan'ın bundan sonra takınacağı tavır ve tavra karşı küresel sistemin yapacağı hamleyi hep birlikte göreceğiz.
'Erdoğan millidir' dediğimde neyi kastettiğimi anlamayanlar olan bitene bir de bu zaviyeden bakmalı...

<p><span>Türkiye ile Pakistan arasında tarihi bir televizyon dizisi projesi için harekete geçildi.&n

Türk yapımcılara Pakistan'da üst düzey karşılama

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Haftanın yalanları

Kısıtlamaların sona ermesiyle İstanbul'da hareketlilik başladı