• $9,5963
  • €11,1926
  • 553.5
  • 1479.93
14 Ekim 2013 Pazartesi

Şenol Güneş’in uyarısı!

‘Futbolumuzun son 30-40 yılına damga vuran isimler kimler?’ sorusunun yanıtlarından biri de hiç şüphesiz Şenol Güneş olacaktır. Şeref’iyle oynayıp Hakkı’yla kazananların, Baba Gündüz’lerin, Lefter’lerin, Can Bartu’ların, Akrep Celal’lerin, Taka Naci’lerin, Süleyman Kuğu’ların, Seba’ların, Şamil Ekinci’lerin büyütüp yeni nesillere emanet ettiği sportif ahlak ve sevginin günümüzdeki ender temsilcilerinden biri, belki de sonuncusudur Şenol Güneş… 

Güneş, 3 Temmuz sonrası Türkiye’ye mâl olan ‘şike gerçeği’nden çok daha önce “İhtiyacımız olan asıl şey, dünya 3.’lüğü örneği başarılar değil, her türlü sevinci ve hüznü potasında eritecek spor kültürüdür” dediğinde çoğumuz Güneş’i dinlemedik bile. Anlamadığımız için de ‘başarıyı şampiyonluk olarak kabul eden’ yönetici tipine esir olduk ve “3 yıl üst üste şampiyon olacağız” sözü altında ezilen bir spor kulübü başkanı eliyle asırlık camianın düşürüldüğü acı duruma tanıklık ettik, ediyoruz. 
2002’de söylediği hiçbir şeye kulak vermediğimiz Şenol Güneş’le yakın bir zamanda yaptığımız görüşmede çok önemli bir başka uyarısını daha dinledik. 
Güneş, spor kültürünü inşa edemeyen Türkiye’nin, şike süreci sonrası ‘gücün adaleti’ anlayışına teslim olarak ‘adalet duygusunu ve sportif rekabeti sırtından bıçakladığını’ söyledi ve şu tarihi uyarıyı yaptı: 
“Futbolla yatıp futbolla kalkan insanların ve kadim spor kültürünün egemen olduğu Trabzon’da bile tribünler artık boş kalıyorsa bunun anlamı şudur, çok kısa bir süre sonra tüm tribünler boşalacak.” Kaydedin... 

İmparator Ferrari değil!

Herkes bir tarafından tuttu, söyledi. Terim hakkında lehte ve aleyhte birçok köşe yazısına imza koyan bir gazeteci olarak , mevcut tabloyu yorumlama hakkım olduğuna inanıyorum. 
Yetiştiğim mahalle itibarı ile, Terim’in yengeç hallerinden hiç rahatsız olmadım, hatta ‘Zagor Abi’yi hatırlattığı için tebessüm ettiğim de çok oldu kendisine. Ama özellikle İsviçre maçı rezaleti sonrası tüm verileri sıfırladım, ‘Onu çekme bunu çek’ finali sonrası da negatife döndüm. 
Lakin, ‘hakikati’ hayatın en kıymetli hazinesi kabul eden bir fani olarak, Terim’in bu şekilde ‘paketlenmesi’ni bir yalan, bir Galatasaray illüzyonu olarak gördüğümü söylemem gerek. 
Milyonlara mâl olmuş bir markayı, zengin babanın şımarık oğluna aldığı Ferrari mekanikliği ile ‘sevk ve idare edenler’ için yol ayrımı yakındır. 
Galatasaray’a gönül veren milyonlar ya soldan halkın içine giden yolu seçecek ve orada Metin Oktay’la top sürecek, ya da kibre boğulmuş bir yalnızlığa çıkan diğer yolu seçerek birkaç kişilik puro seansları finaliyle kendini imha edecek. 
Afrika’dan Asya Steplerine, Latinlerden Karpatlara bir sevgi ve gurur ifadesi olan sarı-kırmızı bayrak, kibre bulanmış elitizme teslim olmayacaktır 
Zira Galatasaray, elitlere bırakılmayacak kadar değerli ve sadece liselilerin değil, herkesindir... 

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi