• $7,4351
  • €9,0461
  • 439.502
  • 1530.86
18 Ağustos 2011 Perşembe

Ne zulüm, ne merhamet... Mutlaka adalet

Şike ve teşvik süreci tıpkı maç sonu gibi oldu. Gelişmeleri 'penaltıydı-değildi, ofsayt vardı-yoktu' gibi, adeta taraftar psikolojisiyle yorumluyoruz. Adalet ne der diyen pek yok
Kanaatle bile karar verseniz insanların savunma hakları var ve siz bunu vermemiş oluyorsunuz. Önemlisi; adalet topaldır, ağır da yürür ama gideceği yere mutlaka varır

Etik Kurul diyor ki; 'Soruşturmada gizlilik kararı var. Bu nedenle elimizdeki belge, bilgi ve deliler şikeyi kanıtlamak için yeterli düzeyde değil...'
Futbol Federasyonu diyor ki; 'Gizlilik kararı nedeniyle suçlananların savunmalarını alamıyorum. Savunma hakları ihlal edilerek bir karar alamam.'
Burada hukuka, adalete ve insan haklarına mutlak bir saygı var... Kabul etmek durumundayız...
Ancak, bu 'Şike ve Teşvik' sürecine tıpkı bir maç sonu gibi baktığımız için, gelişmeleri de 'Penaltıydı- değildi, ofsayt vardı-yoktu' gibi yaklaşımlarla yorumluyoruz...

ADALETİ BEKLEMEK LAZIM
Üstelik rekabet duygusunun verdiği acımasızlıkla, rövanşist duygularla ve taraftar olmanın mutlak desteği ile... Yani çoğu kimse işine nasıl geliyorsa öyle yorum yapıyor... Adaleti ne bekleyen, ne dinleyen var...
Oysa tartışılan ve konuşulan bir futbol maçı değil... Yargı ve Futbol Federasyonu'nun kararları...
Deniliyor ki 'Futbol Federasyonu'nun kanaate göre karar verme yetkisi var...'
Bu doğru... Ancak şunu unutmayalım: Kanaatle karar verseniz bile sonuçta suçlananların savunmalarını alıyorsunuz...
İpe giden adama bile 'Son sözün ne' diye sorulurken, bu kadar ağır şekilde suçlanan kişi ve kurumların savunmasını almadan bir karara varmak, insani, vicdani, hukuki olur mu?
Üstelik Futbol Federasyonu'nun kararı bir 'Beraat', ya da bir 'Aklanma' değil... Sadece yasal süreci bekleme kararı... Yani soruşturmayı sürdüren Sayın Savcı'nın İddianame'yi hazırlama süreci...

HUKUKÇULAR TARTIŞSIN
İddianame'nin hazırlanması ve böylece gizlilik kararının kalkmasının  Kasım ayını bulabileceği söyleniyor... O zaman Futbol Federasyonu'na ve Etik Kurul'a belki de daha fazla belge, bilgi ve delil gelecek... O zaman Futbol Federasyonu kendi disiplin talimatına uygun olarak suçlananların savunmalarını alabilecek... Belki de o zaman çok daha rahat karar verebilecek...
Burada da bir kesim diyor ki: Adı üstünde iddianame. Kesin sonuç değil. Karar verilemez. Bir kesime göre de kanaate göre karar vermek için iddianemenin açıklanması ve gizliliğin kalkması yeterli. Bırakalım hukukçular tartışsın.
Biz işin sportif yönüne bakalım... Futbol Fedarasyonu kararını ligin 12-13. haftasında verirse ne olacak... Benim cevabım şu: Bu iddianamenin hazırlanması, mahkeme tarafından kabul edilip edilmeme kararı Aralık ayını bulur. Yani devre arası gelir...

LİG BİTER KARAR ÇIKAR
Sonra Futbol Federasyonu teker teker savunmaları almaya başlar... Kabul edelim ki, bu kadar ayrıntılı bir dosyada savunmalar da epeyce zaman alır...Yani Ocak sonu, Şubat başını buluruz... Ardından önce Etik Kurul, sonra Federasyon kararı derken; geldi mi Mart-Nisan... Bitmedi... Kararın Tahkim'e gitmesi, onanıp, onanmaması... Yani Mayıs ayı... Zaten 13 Mayıs'ta lig bitiyor...
Sizin anlayacağınız, bizim anlayacağımız, lig biter, eğer şike ve teşvik, ya da teşebbüs olduğuna karar verilirse ilgili kulüplere, kişilere cezaları uygulanır. Küme düşme, ebedi boykot ya da başka cezalar...

DÜŞME OLURSA SENEYE
Diyelim ki, küme düşme kararı verildi...Bu karar da, 2012-13 sezonu başlamadan önce, yani yeni sezondan önce uygulanır... Düşünüyorum, taşınıyorum, Futbol Federasyonu için sanki başka çıkış yolu yok gibi... Lig devam ederken, 12-13 haftada takım düşüremeyeceklerine ve bu kararı uygulayamayacaklarına göre, tek çareleri alacakları kararı sezon sonuna kadar uzatmak ve yeni sezon öncesi açıklamak... Zaten süreç de buna uygun ve Federasyon'un işine geliyor...
Bir başka soru: Şampiyonlar Ligi'ne, UEFA'ya gidenler ne olur... Bana göre, Futbol Federasyonu bu ertelemeyi yaparken UEFA'nın görüşünü almıştır. Federasyon kararını vermeden UEFA'nın bir uygulama yapacağını sanmıyorum... Zaten bizim takımların da, dilemem-istemem ama her zaman olduğu gibi bir-iki ay içinde evlerine döneceğini düşünüyorum...
Sonuç; eğer şike varsa, teşvik varsa, buna hükmedilirse gereken cezalar mutlaka ama mutlaka  verilmeli. Yoksa alınterine saygı gösterilmeli...

AHKAM KESMEK NİYE Kİ!
Onun için rengine göre, duygularına göre yazıp konuşup, ahkam kesmeye, acele edip haksız, ya da yanlış bir karar vermeye gerek yok... Üstelik kararı verecek olan hergün yazıp konuşan, kendine göre kararlar veren bizler de değiliz... Kaldı ki, bu konuda çok da gerçekçi olamıyoruz. O zaman biraz sabır...
Ne demişler...
'Adalet topaldır, ağır yürür... Fakat gideceği yere er-geç varır...'
Bu yarışta bir adeletsizlik varsa, bunu adaletle yıkacağız...
Bırakalım adalet yerini bulsun...Bırakalım, hukuk konuşsun...
Unutmayalım...
Ne zulüm, ne merhamet... Mutlaka adalet.

Bu Süper Lig oynanır...
Yeni sezonda yeni şiddet yasası var ve devletin şakası yok. Ben hiç endişeli değilim
Çoğu insan tansiyonun yükseldiğini belirtip 'Bu lig nasıl oynanır' diye soruyor... Öyle ya, daha yaz sezonu, ortada fol yok, yumurta yok, taraftarlar Taksim Meydanı'nda toplanıp birbirleriyle çatışmak istiyor...
Bu gerilime ve olumsuz havaya rağmen lig bal gibi oynanır...
Çünkü ortada yeni yasa var ve devletin şakası yok... Maç öncesi sokaklarda, stat önünde kavga mı ettin... Metris'i ve hayat boyu futboldan uzak kalmayı göze alacaksın...
Tribünde küfür mü ettin, kötü bir pankart mı açtın, benzer ceza yakana yapışacak... İçip içip maça gelmeye paydos... Stat localarındaki kasa kasa içkilere 'Geçmiş olsun...'
Bitmedi, tahrik edici bir demeç mi verdin, kişi ya da kurum olarak ortamı geren bir açıklama mı yaptın kanun yakana yapışacak... Gazete sütünlarında, televizyon programlarında eleştiri sınırlarını aşıp insan onuruna, kurumun saygınlığına zarar mı veriyorsun, nefesin kesilir...
Kulüp olarak otobüs tuttun, bedava bilet dağıttın, taraftarla organik bir bağ içine girdin... Yap da göreyim...
Şike-teşvik derseniz, ruhuna Fatiha... Bırakın teşebbüsü, kimse eline telefonu bile alamaz...
Anlayacağınız 6222 sayılı şiddet yasası yürürlükte ve devletin şakası yok...

Naklen yayınlar
Usta televizyon eleştirmeni Sina Koloğlu, Real Madrid-Barcelona maçının çekimlerini eleştirmiş ve 'İspanyollar bu işi bilmiyor' demiş... Gerçekten de ilk maçı kötü çektiler...Topu takip edemediler, ayrıntı veremediler...
Sina Koloğlu, Türkiye'de bu işin iyi yapıldığını da vurgulamış ve naklen yayınlar konusunda şöyle bir sıralama yapmış...
1- İngiltere,
2- Türkiye,
3- Almanya,
4- İtalya,
5- İspanya... Gerçekten iyi maç çekiyoruz... Hoşgörünüze sığınarak biraz da kendimize yontalım...  Lig TV gerçekten iyi maç çekiyor.
Hele statlar yeterli ışık standardına ulaşırsa...

Hıncal Uluç
Fenerbahçeliler'e göre usta gazeteci Hıncal Uluç, en hafif deyimiyle iflah olmaz bir Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe karşıtı...
Ancak bakıyorum, şu şike- teşvik sürecinde, yılların verdiği birikimle olacak, sanki en insani, en vicdani, en hukuki yazıları yazanların başında Hıncal Uluç   geliyor...
Benim yaşantımda 'Düşman' kelimesinin yeri yok ama Hıncal Uluç'u adeta 'düşman' gibi görenlerin, Hıncal Uluç'un bu yönünü de görmesi gerekiyor...

Bravo Demirören
Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören, UEFA Avrupa Ligi'nde oynayacakları Alania maçı için kendisinden davetiye isteyen dernek üylerine 'Davetiye devri bitti. Paranızla biletinizi alıp maça gelin' demiş...
Dilerim, Beşiktaş Kulübü'nün bu tavrı, diğer kulüplere de örnek olur... Zaten yeni şiddet yasası ortada... Şakası yok...Toplu bilet, bedava bilet işi yok...
Üstelik bu nasıl taraftarlık... Kulüp mü sana sürekli destek olacak, sen mi kulübe destek olacaksın... Tabir biraz kaba olacak ama 'avanta' bilet kovalayacağına, paranı ver, biletini al, maça gir... Bırakın dernek üyesi olmayı, sıradan bir taraftar olmanın ilk şartı bu değil mi?

Futbola doğru...
Yeni Galatasaray, yeniden Fatih Terim... Ultra kadrosuyla Beşiktaş... Çok sayıda önemli adamını kaybeden, ancak çok iyi takviyeler yapan Trabzonspor... Üstündeki travmayı atlatırsa oturmuş ve güçlü kadrosuyla Fenerbahçe...
Bitmedi, zirveye son iki yılda ambargo koyan iyi transferler yapmış Bursaspor... Yeni sezona iddialı gireceğini daha geçen sezondan bağırmaya başlayan Kayserispor... Müthiş kadrosu ile Gaziantepspor...
Yaz sezonun şike-teşvik gölgesinde geçtiği doğru... Ama yeni sezonun da özellikle şampiyonluk yarışında fırtına gibi geçeceği de doğru...

<p>Türkiye'de yeni bir siyasi partiye ihtiyaç var mı?</p><p>HDP tabanı hangi olaylar sonrasında part

HDP kapatılacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kafese giren adam ayıya yem oldu

Binlerce su maymunu taşkın nedeniyle Edirne'ye geldi