• $13,631
  • €15,23
  • 788.315
  • 1997.69
17 Ocak 2017 Salı

Anayasa değişikliği sürecinde gerilim stratejisi...

18 maddelik anayasa değişiklik paketinin, TBMM’deki sürecinin son aşamasına gelinmiş durumda. Değişikliğin maddeleri üzerinde görüşme ve oylamalarında yaşananlar, muhtemel referandum sürecinin propaganda seyri hakkında bir tabloyu ortaya koymuştur.

Ana muhalefet partisinin anayasa değişikliğine ilişkin benimsediği yaklaşım; önerilen yeni sistemi sorgulanmadan reddiyesine dayanan, bu konuda hiçbir müzakereyi, irdelemeyi istemeyen bir anlayışla meselenin bir “rejim değişimi” olduğuna dair bir takdimi esas almaktır. Anayasanın ilk 3 maddesinin değişimi söz konusu olmadığı halde, gerek cumhurbaşkanı gerekse başbakanın bu konudaki hassasiyetlerini defalarca vurgulamalarına rağmen bu konuda kopartılan fırtına, toplumda yapay bir kutuplaştırma hedefine hizmet etmektedir. Üstelik rejim değişimi vurgusundan neyin kastedildiği belli değildir. Esasen rejim kavramı hukuki bir kavram da değildir. Kastedilen cumhuriyetin temel niteliklerinin değiştirilmesi ise ortada böyle bir durum da yoktur.

Adeta kasıtlı muğlaklık esasına göre bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu algıyı gerçeğin önüne koyarak, anayasa değişikliğine yönelik toplumda cumhuriyetten yana olanlarla cumhuriyete karşı olanların yapay kutuplaşmasının oluşması hedefleniyor. Bu yapay kutuplaşmanın omurgasına da laikliği yerleştirerek, toplumda olmayan bir kamplaştırmanın yolu açılmaya çalışılıyor.

Türkiye bu tartışmaları ve gerilimi geride bırakalı uzun yıllar oldu. 1990’lı yıllarda yaşanan katı, ceberut laiklik uygulamalarının aşılmasından sonra bugün inançlar ve yaşam biçimleri üzerinden hiç kimsenin baskı altında olduğu söylenemez.

İzlenen bu gerilim stratejisinde benimsenen dil de son derece tehlikelidir. Anayasa değişikliğini benimseyenleri hainlikle suçlamak, kan akmadan bu değişimlerin olamayacağını söylemek son derece yanlış ve kaygı vericidir. Anayasa değişikliğine ilişkin görüşme ve oylamalarda TBMM yaşananlarda bu gerilim stratejisinin bir gereği olarak yansıdığı anlaşılıyor. Komisyondan başlayarak, Meclis’e yansıyan bu yöntem, bu paketin halkın hakemliğine başvurulmasını engellemeye yöneliktir.

Sonuçta TBMM’den geçtiği takdirde gideceği yer milletin iradesidir. Bu süreçte doğru olan yol; nelere, neden karşı çıkıyorsanız, meseleyi çarpıtmadan, doğru biçimde halka anlatmaktır. Ortada bir rejim değişimi olmadığı halde meseleyi bu noktaya kilitleyip, değişmesi önerilen yönetim biçiminin esasına, ayrıntılarına, maddelerine doğru biçimde değinmemek bu ülke için doğru bir yol ve davranış değildir.

15 Temmuz’da yaşanan ihanettin dağıttığı kurumları yeniden toparlamak, tüm kurumlara yeniden yerli ve milli karakter kazandırarak, yeniden inşa sürecine girişmek ve bunun için doğrudan millet iradesine dayanmak bu ülkeye sevdalı her ferdin, her kurumun girişeceği esas yoldur. Bu yolu açanlar, 15 Temmuz şehitleridir. 15 Temmuz şehitleri ve gazileri bağımsızlık ve demokrasi destanı yazarak, millet iradesine güvenmeyenlerin defterini dürmüştür.

Bugüne dek devleti halka kapatanlara, oligarşik tüm anlayış ve oluşumlara karşı; tek bayrak, tek vatan, tek millet ve tek devlet esasıyla hem yasamanın hem de yürütmenin doğrudan egemenliğini millet iradesinden alan çifte meşruiyetiyle yeni sistemde, esas olan millettir ve onun sağduyusu, ferasetiyle oluşacak olan hakemliğidir.

<p> </p>

Kamu işçisinin maaşı ne kadar artacak?

Polisleri şaşkına çeviren suçluların ilginç fotoğrafları

dünyanın en zor testi olduğu iddia edilen dikkat testi! Sosyal medyayı salladı

Limonu mikrodalgada 20 saniye ısıtırsanız... Bakın nasıl bir etkisi var