• $9,497
  • €11,07
  • 543.889
  • 1455.42
29 Ekim 2016 Cumartesi

ABD'nin başkanlık seçimi…

Yaklaşık bir haftadır ABD’deyim. 8 Kasım Başkanlık seçiminde son düzlüğe giriliyor. Amerikan halkı 45. Başkanı seçmeye hazırlanıyor. Kimi eyaletlerde erken oy verme başladı. Her zaman olduğu gibi halkın politik atmosfere katılımında çok büyük ilgi görülmüyor. Büyuk meydan mitinglerinin yapılmadığı ABD`de daha çok kapalı salon toplantıları ve medya üzerinden adaylar seçmenleri etkilemenin çabasındalar.

Hillary Clinton’ın Donald Trump’a göre medya desteği daha fazla.Trump bu konudan çok şikayetçi ve medya eliyle sahte kamuoyu araştırmaları yapılarak halkı yanlış yönlendirmenin yapıldığını iddia ediyor.

Son günlerde Trump ile ilgili haberler arasında kadınlara yönelik sözleri ve davranışları öncelik kazanmış durumda. Peş peşe, geçmişe ait kadınlardan gelen taciz nin, CNN ve New York Times gibi ABD’nin en önemli medya kuruluşlarında geniş yer bulması, Trump’u son düzlükte zor duruma sokuyor.

Her iki adayın birbirlerini siyaset dışı alanlarda ağır ifadelerle suçlamaları, her iki adayın birbirlerinin karakteri, yaşam biçimleri, insan ilişkileri ve özel hayatları üzerinden sıkıştırmaya çalışmaları 58. başkanlık seçimini diğerlerinden ayırıyor.

Bu noktada belirginleşen bu farklılık, birçokları için Amerikan başkan adayları tarihinin en düşük profilli adaylarıyla karşı karşıya oldukları kanaatini güçlendiriyor.

Amerikan seçmeninin esasen her zaman olduğu gibi öncelikle ABD nin dış politika stratejisinden daha çok ülke içi ekonomik ve sosyal politikalara odaklanması her iki adayın bu noktada oldukça farklı duruşlarını ortaya koyuyor. Bu noktada Trump'un çizgisi dikkat çekiyor.Trump' a genel anlamda mesafeli olupta ülkenin iç ekonomik ve sosyal sorunlarıyla iç içe olanlar açısındanTrump'un yaklaşımı en azından zihinleri karıştırıcı düzeyde. Zira Trump; ABD nin çok ciddi ekonomik ve sosyal sorunlarının olduğunu ve bunun da Demokratların yanlış politikalarının neden olduğu ve bu durumu düzeltmenin ABD’nin küresel sorunlarla uğraşmaktan çok daha öncelikli ve önemli olduğunu vurguluyor. Obama döneminde çözülememiş tüm sorunların Hillary Clinton ile de çözülemeyeceğini ifade ederek, bu konularda yeni şeyler söylemesi, Trump'a şüpheyle bakan ortalama seçmende bile en azından acaba yapabilir mi sorusunu sormalarına yol açıyor.

Trump'ın seçim için tercih ettiği; " Trump; Make Amerika Great Again !" yani "Trump Amerika'yı tekrar büyük yap" temel sloganı, Cumhuriyeçilerin başkan adayı tarafından ABD’nin büyük olmadığının, eski gücünden uzak olduğunun itirafı olarak da okunmalı.

Nitekim son yıllarda daha önce olmadığı kadar ABD nin gerileyişiyle ilgili çok sayıda bilimsel çalışma yapılıyor, makale yazılıyor, fikirler ileriye sürülüyor.

Trump'un; DAEŞ i Obama'nın kurduğunu, Hillary Cilinton’ın da DEAŞ’in MVP'si (Most Viewed Player) yani en iyi oyuncusu olduğunu söylemesi, daha önce rastlanmayan bir aday profiline işaret ediyor.

Amerikan devlet refleksiylede desteklenerek, ilk kadın başkan ile Obama’dan sonra ABD tarihine bir başka ilk işlenecek gibi görünüyor olsada, Trump'un bazı sözleri ve yaklaşımları hep hatırlanacak. Özellikle göçmenler ve Müslümanlar hakkındaki nefret suçuna girecek sözleri bir an için bir yana bırakılacak olursa bazı doğruları da açıkça ifade etmiş olması yine Amerikan devlet refleksi açısından, doğruların tüketilmesi olarak yorumlanabilir...

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu