• $ 7,7854
  • € 9,2901
  • 453.049
  • 1346.24
Reklamı Kapat

Yargınızın “Önünü” terkedin!

Yirmi yaşlarında bir genç babası ile yolculuk yaptığı esnada birden;

– Baba bak arabalar bizimle geliyor! diye bağırdı.

Babası tebessüm ederek oğlunun başını okşadı.

Genç adam;

-Baba ağaçlar bizim gerimizde kalıyor! diye bağırdı.

Babası tekrar oğluna tebessüm etti.

Arkada oturan yaşlı adam rahatsız olmuş olacak ki beyefendi oğlunuzu bir doktora götürün isterseniz iyi görünmüyor dedi.

Baba ise; “Biz zaten iyi bir doktordan geliyoruz, doğuştan beri oğlumun gözleri görmüyor bugün tedavi oldu ve iyileşti” dedi.

İnsanoğlu yargı değerleri ile var olmaya çalışır sevgili okurlarım. Bu durum, aynı zamanda yargılayıcı bir makam olmak gibi kaygılar da barındırır maalesef. Olduğu gibi kabul edemediğimiz her şey için bir kabul mekanizması oluşturmak yerine, fikir dağarcığımızı “zan” üzere çalıştırırız sıklıkla...

Hiçbir şey göründüğü gibi olamayacağı gibi her olan biteni tahmin etmek gibi bir zorunluluğumuz da yoktur esasen. Bir bakışa, bir gülüşe, tavıra ya da benzer bir eyleme anlamlar yüklemek yerine eylemlerin devamını bekleyebilir, faili olan insanı “dinlemeyi” tercih edebiliriz pekâlâ. Bu hafta önyargı gibi kalıpsal bir anlayışı işlemek ve bizzat tanık olduğum yukarıdaki hikâyeye benzer bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yaz aylarında bir araçta toplam 3 kişi (Covid-19 şartlarını dikkate alacak şekilde) A şehrinden B şehrine seyahat ediyorduk. Yolculuk esnasında şoför arkasında oturan gözlüklü ve orta yaşlı beyefendiye yakıt alması gerektiğini ve ardından müsaade ederlerse akşam namazını kılmak istediğini söyledi. Gözlüklü bey kendisine pekâlâ mümkün diye cevap verdi ve ardından şoför mescide doğru giderken “ben de sizinle birlikte namaz kılabilir miyim ?” diye sordu. Şoför “elbette kılabilirsiniz” diye yanıtladı. Yolcu, peki ben namazı kıldıktan sonra abdest alsam olur mu? diye sorunca şoför “hiç olur mu öyle şey! Abdestsiz namaz olmaz” diyerek çıkıştı. Yolcu muzipçe “ben kılayım da bak nasıl oluyormuş, sen de gör” diyerek mescide girdi ve namazını kıldı. Her ikisi de namazı bitirdikten sonra mescitten ayrıldılar. Yolcunun, abdestsiz namaz kıldığına kanaat getirdiği şoförün her halinden belliydi. Yolcu, şoföre hitaben “şoför bey şimdi abdest almamda mahsur var mı?” diye sordu. Şoför, “hayır neden mahsuru olsun” diye yanıtladı. Yolcu, “o zaman baştan sorduğum soruyu yeniden soruyorum. Namazı kıldıktan sonra yani şimdi abdest alabilir miyim? Şoför tabii ki alabilirsiniz diye yanıtladı. Yolcu, ben size namazı kıldıktan sonra abdest alabilir miyim diye ilk defa sorduğumda siz önyargılı davranarak benim abdestli olmadığımı varsaydınız.

İşte insanların gözlerini kapatan gözlerini kör eden, kulaklarını sağır eden bu yaklaşımın adı “ön yargıdır.!” Yapmamız gereken ilk iş bu ön yargıdan kurtulmaktır. Şoför, mahcup bir şekilde bu bana bir ders oldu diyerek yolcuyla helalleşti. Tanık olduğum hikâye, genel hatları ile günlük yaşamın alelade bir sahnesi gibi görünse de detayları itibariyle derin bir ders niteliğindedir. Ön yargılardan kendimizi koruduğumuz gibi ön yargılı zihinlerin de bundan kurtulması adına minik dersler çıkarmayı ihmal etmeyelim derim. Farkında olursak, fark ettiririz. Ne fark eder? dememek lazım. “Değişim, bir kişi ile, ama insanın kendisinden başlar!

Dünya Çocuk Hakları Günü

20 Kasım Cuma günü “Dünya Çocuk Hakları Günü”nü kutladık-Sözüm ona kutladık-. Anne karnındaki çocukların annesiyle birlikte hedef alınırken dünyanın seyrettiği; anne sevgisine muhtaç olan veyahut anne kucağını tanımayan pek çok yavrunun olduğu; büyüklerin “oynadığı savaş oyununda” milyonlarca küçük kurbanların hep kaybettiği, hatta kaybetmekten başka bir seçeneklerinin olmadığı bu savaş oyununun mağduru yüzbinlerce çocuğun Batı’da köle olarak satıldığı, istismar edildiği ve insan tacirlerine teslim edildiği, çocukların annesiyle, babasıyla, arkadaşlarıyla doya doya oynama hakkından mahrum bırakıldığı bir dünyada ne “Dünya Çocuk Hakları Günü” kutlanabilir ne de dünya çocuklarının derdinden anladığımız söylenebilir. Batıl Batı’nın bir bardak temiz suyu çok gördüğü Afrika’nın, Orta-Doğu’nun altın çocuklarına hak vermek konusundaki tarzı bir sun’i ritüelden ibaretken, o masumların haklarını ve geleceklerini gasp etmek konusundaki azmi “göz yaşartıyor” doğrusu!

Dünyanın mazlum ve masum çocukları hak ettiklerini mutlaka elde edecektir. Bundan asla şüphem yoktur. 

İzmir depreminin yaraları sarılıyor: Depremzedeler konteyner kentte yeni yaşamlarına başladı

İzmir depreminin yaraları sarılıyor: Depremzedeler konteyner kentte yeni yaşamlarına başladı

Yumurtanın sarısı grileşiyorsa dikkat!

Yumurtanın sarısı grileşiyorsa dikkat!

Diego Maradona dünya basınında

Diego Maradona dünya basınında

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları