• $7,4391
  • €9,0176
  • 420.607
  • 1470.65
17 Ocak 2021 Pazar

Musluklarımızdan kum akmadan!

Prof. Dr. Cevdet Erdöl
Prof. Dr. Cevdet Erdöl
Dinle
YAZARIN SAYFASI

Her kazanç bir emeğin, her kaybediş de bir vurdumduymazlığın eseridir, sevgili okurlarım. Kişisel hayatımızdan tutun da, makro düzeydeki tüm tablolar, işte bu neden-sonuç ilişkisinin bir tezahürü olarak karşımıza çıkmaktadır. İçinde bulunduğumuz yüzyılda nelere şahit olduk. Bir düşünsenize: Seller, depremler, kasırgalar, savaşlar, salgınlar... Ve en nihayetinde kuraklıkla burun burunayız. Bakınız tüm bunları Sayın Cumhurbaşkanımız 2021 yılının ilk kabine toplantısı sonrasında ne de güzel özetlemiş.

Sn. Cumhurbaşkanımız, yaşanan tabiat olaylarının insanoğluna, “Rabbinin kendisine ihsanı olan dünyadaki imkanların tepe tepe kullanacağı malı değil, kendisine verilmiş bir emanet olduğu” gerçeğini tekrar tekrar hatırlattığını söyledi.

Dünyanın, bir tarafta küresel ısınmanın yol açtığı sel baskınları ile diğer tarafta da kuraklığın sebep olduğu su kıtlığı ile boğuştuğuna dikkati çeken Sn. Cumhurbaşkanımız, herkes aynı gemide olduğu için Türkiye’nin de bu tabiat olaylarından etkilendiğine dikkat çekti ve bu yıl mevsim normallerinin çok altına düşen yağışların ülkeyi ciddi bir kuraklık tehdidi ile yüz yüze bıraktığına işaret etti.

Sn. Cumhurbaşkanımız, “Ancak 100 yılda bir görülecek böylesine büyük bir kuraklık tehdidi karşısında hep birlikte tedbir almamız gerekiyor. Günlük kullanımdan tarımsal sulamaya kadar her alanda tasarrufu esas alan bir anlayışla hareket etmek mecburiyetindeyiz.” diye konuştu.

İnsanoğlu, tüketmek konusundaki maharetini üretmek konusunda pek de başarılı bir şekilde kullanamıyor maalesef. Nimeti görünce sanki hiç bitmeyecekmiş gibi abanmak ve sonunu düşünmeden bitirmek ne kadar da anlamsız bir davranış biçimidir. Oysa; sonu olan bir dünyada sonsuz nimetlerle donatılacağımızı düşünmek bile bir yanılgının tezahürüdür. Sonsuz nimetler Cennet’te. Biz ise; kısıtlı nimetleri hunharca tüketerek dünyamızı cehenneme çevirmekle meşgulüz. İlahi nizamı bir anlasak ve emrolunduğumuz gibi insanlar olabilsek, belki de her şey çok daha kolay olacak. Turizm ve tatil anlayışı ile ayak basmadık yer bırakmayan insan, gittiği her yere ayak izi ile tüm modern atıklarını da bırakıyor. Yaylalara çıkıyoruz, ne güzel. Oksijene, kaynak sularına ve yeşile doyuyoruz. Ama, bunlarla yetinmiyoruz işte. Yerleşim alanları kuruyor, apartmanlar oturtuyor, teknolojik çöp yığınları, deterjan ve türlü kimyasallarla adeta dünyamıza yıkım şebekeleri oluşturup tuzaklar kuruyoruz .Ve kurduğumuz her düzen ile doğal olan ne varsa kurutuyoruz, sevgili okurlarım. Suyu yatağından, yeşili kökünden, nimetleri kaynağından ve insanı refahından koparıyor insan. Yine insan var işin içinde, iyilikte de kötülükte de hep insan var! İhsan ve ikram edilene nazik olmak bizim medeniyet anlayışımızın temelidir halbuki. Biz bir yük hayvanına bile eziyet edemeyiz ki! Hal böyle iken, dünyaya bu kadar yüklenmek neden?

Evet sevgili okurlarım; unuttuk, boş verdik ve gözümüzü kararttık. Burası bizim için üç günlük bir konaklama yeriydi; ama biz o üç günü de türlü zulümlere boyadık. Mülkün sahibi bizi nimetleriyle şereflendirmişken, bizler tüketmek ve kurutmakta şeref aradık. Uyarılıyoruz ama. Sarsılarak bazen, boğularak ve orman orman yanarak uyarılıyoruz. Tükettiğimiz her dünya nimeti, beraberinde bir sistemi de aksatarak gidiyor.

Halâ zamanımız var. Halâ başlayabiliriz yeniden. Musluklarımızı kısarak, ekmeğimize sahip çıkıp çöpe atmayarak, sigara ve diğer tütün mamulleri ile atmosferi zehirlemeyerek; ağaç dikerek, israftan korunarak ve bilinçli nesiller yetiştirerek. Halâ yapabiliriz evet. Nefes aldığımız ve sağlıklı düşünebildiğimiz her an fırsattır. Ve biz tüketen ve yok eden değil, üreten ve ürettiren insan-ı kamiller olarak anılmakla mükellefiz zaten. Şimdi kurtarma ve kurtulma zamanı. Doğayı ve tüm dünya nimetlerini vahşi, çılgın tüketim anlayışlarından kurtarma; kendimiz, gelecek nesillerimiz ve geleceğimizle birlikte kurtulma zamanı.

Rakamlar çok ciddi bir kuraklık tehdidi altında olan ülkemizde her 4 kişiden birinin aşırı su tüketimine karşı herhangi bir önlem almadığını ve su israfına duyarsız olduğunu gösteriyor.

Biz imar, insaf ve ihya için memur kılındık, yıkmak, israf etmek bize yakışmaz sevgili okurlarım.

Biliniz ki; tüm barajlar bizim musluğumuza bağlı. Tasarruftan nasip alamadığımız her an bir damlası daha kuruyor su nimetinin. “Yeni kaynaklar bulun” demiyor bize kimse. Olanı korumak da bir keşiftir. Tüm dünyanın su istihkakı senin, benim elinde. Gelin elimizden akıp gitmeden tutalım; suyu, sevdiklerimizi, hayatı... 

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazı çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başkan Erdoğa

Başkan Erdoğan: Lokantalar ve otellerle ilgili kararları Kabine Toplantısı'nda atacağız

Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'nde son durum havadan görüntülendi

Dünyanın en büyük tam panoramik müzesi 1 milyon ziyaretçi ağırladı

Mavi vatan nöbetinde geçen yıl 12 bin 655 hayat kurtarıldı