• $13,5248
  • €15,2872
  • 802.129
  • 1945.07
12 Aralık 2021 Pazar

MERHAMETİMİZ DONMADAN...

Her mevsimin kendine has özellikleri vardır. Yazı yaz yapan, baharı bahar yapan güneştir, çiçektir mesela. Ya kış! Kardır, yağmurdur soğuktur; sıcak çay ve sobada kestanedir. Her mevsim herkese aynı mıdır peki? Örneğin yağmur herkese aynı şeyi mi anlatır? Şemsiyesi olan ve istediğinde kurulanıp bir kahve yapıp cam kenarında damlaları seyredenle, damı akan ve hatta damı olmayan için aynıdır diyebilir miyiz?

Bu kış biraz da bunları düşünelim istediğim için köşemi bu hafta çetin şartlara ayırdım sevgili okurlarım.

İnsan için ayrı, sokaktaki dilsiz kullar için ayrı bir hikayesi vardır kışın. Evsiz insanları düşünelim mesela. Yağan kardan, yağmurdan, esen sert rüzgârdan gecenin ortasında sakınacak, sığınacak yer arayan insanları düşünelim. Bir sıcak çorbadan vazgeçmiş, bir kuytuda ellerini üfleyerek ısıtmaya çalışan; kader çizgisinde yolu sokaklara düşmüş, kimsesizliği iliklerine kadar hisseden ne çok insan var! Soğuktan donarak ölen ve belki isimleri dahi olmayan mezarlarda yatan kederli bedenler var bu dünyada. Bizimle aynı gök kubbenin altında, ama o kadar da şanslı olmayan niceleri...

Kapımızı kapatıp sıcak yuvalarımıza girdiğimizde bizim için etkisi azalan tüm olumsuzluklar onlar için dipdiri durmakta. Gece üstünüz açıldığında dahi sabaha her tarafı tutulmuş olarak kalktığınız olmuyor mu? Peki ya onlar ne yapıyorlar o uzun kış gecelerinde?

Devletimiz bu konuyu da titizlikle ve sosyal devlet anlayışı ile yönetmekte elbette. Lâkin bu, bizlerin farkındalığını engellememeli diye düşünüyorum. Bu sert mevsimde gözümüzü, kulağımızı, kucağımızı her zamankinden daha fazla açmalıyız muhtaç olanlara; hatta her canlıya! Ulaşılmamış, ihtiyacı giderilmemiş hiçbir evsiz kalmasın diye en azından kendi sokağımızın sosyal hizmet görevlisi olabilmeliyiz. Spor salonlarını ve misafirhaneleri evsizlere açan merkezi ve yerel yönetimlerin destekçisi olmalıyız.

Yeri gelmişken evsizler için yapılabilecek bir önerimi de ifade etmek isterim: Hiç olmazsa "mobil" veya "daimi" konaklama imkanları oluşturularak evsizlere mahsus adres tesis edilebileceği ve en azından ağır kış şartları geçene kadar insanların kendilerini güvende hissetmelerinin sağlanabileceğini düşünüyorum. Sıcak bir çorba, sıcak bir yatağın kendisini beklediğini bilmek herkesin hakkıdır.

Sokaklarımızın diğer müdavimlerini de ihmal etmemeliyiz elbette. Bir kap mama, bir tas su ve bir güvenli köşe onlar için yüreğimizde, sokağımızda olsa ne kaybederiz? Hem çevresine duyarlı nesiller yetiştirmek adına da dünyaya bunu borçluyuz bence.

Zulümler ve savaşlar çağında sokaklarımızda sulh ve güven sağlamak adına bu adımları atmalıyız. İnsana ve her canlıya karşı sorumluluk şuuru ile yaşamalıyız. İnanç ve geleneklerimiz bu konuda da bizleri desteklemektedir zaten. Yaratıcıyı razı etmek adına yaratılanı gözetmekten" daha doğal ne olabilir?!! "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" diyen, "kıyametin koptuğunu da görseniz elinizde bir fidan varsa onu dikin" diyen bir medeniyet emanetçisi olmak bize bu misyonu fazlasıyla yüklemekte ve bizleri onurlandırmaktadır, hamdolsun.

Rüzgârdan eğilmiş bir ağaca omuz olmayı da ihmal etmeden tüm duyarlılığımızla yürüyelim bu hayatı. Yürüyelim ki, bizim geçtiğimiz yerler bizden razı olsun. Hazreti Ömer'in ifadesiyle bitirelim o vakit bu haftaki sohbetimizi: "Dağlara buğday serpin; 'Müslüman memleketinde kuşlar aç kaldı' demesinler!..."

Sağlıkla kalın...

<p>İstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Sistemleri Uzmanı  Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı araç içinde

Yolda kalan sürücüler araç içinde ne yapmalı?

256 yaşında ölen adamın sırrı açıklandı!

Rusya'nın en korkutucu köyü! Kimse gitmeye cesaret edemiyor

Akbabalar evcil köpeklerin peşine düştü! Korku dolu anlar