• $13,5591
  • €15,363
  • 790.625
  • 1979.83
26 Aralık 2021 Pazar

Marjinal ‘sosyal': Tarafgir ‘medya'

İçtimai hayatı kanatan ve tarafgir tutumlarıyla saldırı mecrası olmuş sosyal medya platformlarına değinmek istiyorum bu hafta. Genel hatlarıyla gönderici, mesaj ve alıcı merkezli bir döngünün adıdır sosyal medya. Tek yönlü olabildiği gibi, çift yönlü ve eş zamanlı olarak da bilgi paylaşımını mümkün kılan bir sistemler bütünüdür burası.

Evet sevgili okurlarım, hemen herkesin bir şekilde aidiyeti bulunan, gerek siyasi ve gerekse sosyal alanın içinde olmak maksadıyla adres edindiği yerlerdir bu platformlar. Edebiyattan siyasete kadar birçok başlığın altı doldurulabilir bu sahada. Adı üstünde: sosyal medya! Toplumsal ve küresel aksiyonların yansımalarını görürüz bu sahnede... Facebook, Twitter, YouTube... olarak kültleşmiş isimlerin arenası olduğu kadar farklı frekansların da duhulü söz konusudur bu mecraya. Lâkin şöyle aklıselim olarak değerlendirildiğinde faydalarının yanında marazlarının da göze çarpan yapılar olarak dikkatimizi celbetmektedir. Siyasi bir misyon yüklenmişçesine sahne alırlar kritik dönemlerde. Gezi olaylarında, 17-25 Aralık ve içinden geçtiğimiz ekonomik saldırılar ortasında da pekâlâ bu tavrı hissettik ve dahi hissetmekteyiz.

Sn. Cumhurbaşkanımız Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'nde bu gerçeğe dikkat çekerek sosyal medya platformlarında yalanın, üretilmiş haberlerin, dezenformasyonun hızla yayıldığını ve bu durumun sadece bir milli güvenlik meselesi olmanın ötesine geçerek, küresel bir güvenlik sorunu halini aldığını söyledi.

Bugüne kadar yazdığım pek çok köşe yazımda sosyal medya platformlarının ülkemizde ve dünyada adeta iftira, hakaret, ötekileştirme söylemleri, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme, aşağılama, taciz, ırkçı, etnik, dini ve fiziksel saldırı ve aşağılama, fanatizm ve holiganizm, ayrıştırıcı ve farklılaştırıcı söylem, bölücü, yıkıcı örgütlenmeler, küfür, argo ve sanal şiddet... mecraları haline gelerek hayatın her alanında baş gösteren birer çıban gibi toplum ve insan nabzını tehdit etmekte ve her geçen gün temizlenip tedavi olmayı bekleyen bir cerahat olduğunu adeta haykırmaktadır. Her alanda karşımıza çıkan bu çirkinlikler sosyal medyada başka bir mutasyon ile hortlamakta ve telefonlarımıza kadar sirayet eden bir virüs gibi ahlak, erdem ve şuur sağlığımızı tehdit ve tenkite yeltenmekte ve zehirli oklarıyla toplum vicdanına, milli güvenliğimize kastettiğine dikkat çekmiş ve devletimizi önlem almaya davet etmiştim.

Bugünkü yazımda sosyal medya platformlarının yine ve yeni bir hinliğine dikkat çekmek istiyorum.

Son zamanlarda Sn. Cumhurbaşkanımızın, milletimizin, ekonomimizin, değerlerimizin, devletimizin, birlik ve bütünlüğümüzün düşmanı mihrakların kirli, zehirli paylaşımları sosyal medya algoritmasında yapılan bir değişiklikle sosyal medya akışımıza, bildirimlerimize ve hatta telefon bildirimlerine düşmeye başladı.

Bize ait olduğunu düşündüğümüz sayfalarımız bir operasyon sahası oluyor sanki! Haksızlık ediyorsam düzeltin lütfen, algı değil de nedir bu!

Milli ve mukaddes olanın değil de hep marjinal olanın arkalanması nasıl açıklanabilir?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve atılan devasa adımlara çelme takma hadsizliğine soyunanların sesi hep gürleştiriliyor da vatanın ve milletin paydasında yer alanlar neden yok sayılıyor?! Görüyoruz, fark ediyoruz ve razı değiliz bu gidişattan. Evet, kullanıcısı olarak bu eleştirileri sıralamak farklı yorumları da akıllara getirebilir: "Kullanmayın efendim, rahatsız oluyorsanız!" çıkışları dahi muhtemeldir. İyi de herkesin olamayacağı yerin ve herkesin eşit şekilde kendini ifade edemediği bir yerin adı "sosyal" medya olabilir mi? Algoritma maharetiyle ön plana çıkarılanların marjinal kisveli kimlikler olması buralara sosyal değil de "marjinal medya" mı demeyi gerektirir, bilemiyorum gerçekten!...

İlgili yasalar ve yayın yaptırımları ile hizaya getirilmesi gereken bir sosyal medya ihaneti var maalesef. Toplumun sinir uçlarına dokunacak hamle ve söylemleri parlatan, şarlatanları kahramanlaştıran bir düzen için hak temellilik elden gitmiştir diye düşünüyorum. Hak ve adalet kaygıları varsa tabii ki! Eleştiriye kapalılık, eksiklerin gösterilmemesi ya da muhalif görüşlerin yok sayılması değil kastettiğim. Beni ve duruşumu bilenler bilir. Milli ve mukaddes hassasiyetlerim, her hak sahibine eşit mesafede olmayı öğretmiştir bana hayatım boyunca. Vicdanına kulak tıkamamış, kalbinin sesini susturmamış her birey için de bu duruş kaçınılmazdır zaten.

Haddini ve boyunu aşan ifadelerin, tabiri caizse ışıklı tabelalarda sunulduğu, geleneği ve geleceği arasında mukaddes bir yol edinmiş olanların ise sümen altı edildiği bir mecranın mutlaka ait olması beklenen orta yola adaptasyonu sağlanmalıdır. Sınır ötesi operasyonlarla sınır güvenliğini sağlayan aziz devletimiz, sınırları içinde yapılan bozgunculuğa dur diyecek kabiliyete de sahiptir evelallah. Şer güdümlerin postacılığını yapan 'kuşlara' burasının zannettikleri gökyüzü olmadığı hatırlatılmalıdır diye düşünmekteyim.

Demokratik hakların sağlayıcısı olma yolunda yükselen bir değer olan ülkemiz, antidemokratik güdümlerin sanal karakterlerine de demokrasiyi ezberletecektir diye inanıyorum.

Sağlıkla kalınız...

<p>Ezgi Aşık <span style='font-size: 1.6rem;'>soruyor, Sağlık İletişimi Derneği Başkanı Dr. </span><

Omikron ile Kovid-19'un şiddeti azalıyor mu?

Topladığı tahtalardan öyle bir şey yaptı ki...

Son hali hayran bıraktı! Hurdalıktan 2000 dolara satın aldı

Tesla'nın koltuğunu kestiler! Bakın içerisinden neler çıktı