• $8,5492
  • €10,0853
  • 495.469
  • 1351.59
13 Haziran 2021 Pazar

Kirletmemek en güzel çevreciliktir

Prof. Dr. Cevdet Erdöl
Prof. Dr. Cevdet Erdöl
Dinle
YAZARIN SAYFASI

Bir Karadeniz çocuğu ve deniz sevdalısı olarak Marmara'da yaşanan müsilaj (deniz salyası) kirliliğinden dolayı ne kadar müteessir olduğumu ifade etmekte güçlük çekiyorum. Önce müsilaj nedir, teknik tanımına kısaca bir bakalım sevgili okurlarım.

"Müsilaj, biyolojik ve kimyasal birçok koşulun bir araya gelmesiyle oluşan, fitoplankton olarak adlandırılan bitkisel canlıların aşırı çoğalması, deniz sıcaklığının yükselmesi ve buna bağlı olarak bakteriyel aktivitelerin artmasıyla oluşan sümüksü, yapışkan bir yapıdır."

Bu teknik tanımı daha bilindik haliyle ifade edecek olursak müsilaj, doğal olmayan ve içinde insanın başrolde olduğu çevre katliamının bir sonucudur.

Salyası akan bu üzücü döngüde denizi suçlamayacağız elbette.

Kocaman mavilikler, uçsuz bucaksız güzellikler nasıl oluyor da bu hale gelebiliyor, üzerinde ciddi ciddi kafa yormak ve hatta saç baş yolmak icap eder diye düşünüyorum. Bağımlılıklar için her zaman kullandığım "bırakmanın en kolay yolu hiç başlamamaktır" cümlesini çevremiz için de kullanmak istiyorum "temizlemenin en kolay yolu hiç kirletmemektir" sevgili okurlarım. Denizler sadece kendi içinde cereyan eden sebeplerle kirlenmiyor elbette. Denizlerin taşımacılık ve turizm amacıyla kullanılması, evsel, endüstriyel atıkların arıtılmadan veya kısmen arıtılarak denize verilmesi, deniz kazaları sonucu meydana gelen petrol akıntıları, akarsulardan denizlere ulaşan tarımsal atıklar, kirlenmeyi meydana getiren başlıca etkenler olarak karşımıza çıkıyor.

Geçtiğimiz hafta Dünya Çevrecilik Günü'nü idrak ederken tam da bu konunun gündemimize gelmesi ne kadar da manidar oldu. Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere Çevre ve Şehircilik Bakanımız Murat Kurum ve tüm yetkili ağızlardan bu konunun ele alındığını ve sorunun kısa sürede çözüleceğini duymak yüreğimize su serpti.

Sayın Cumhurbaşkanımız, "Nasıl Haliç'i tertemiz yaptıysak, Haliç'te denize girilir hale getirdiysek, orada balık tutar hale getirdiysek inşallah bu müsilaj belasından da kısa zamanda Marmara'mızı, İstanbul'umuzu temizleyeceğiz. Meseleyi ilk andan itibaren titizlikle takip ettik. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız uzman ekipleriyle hemen harekete geçti. Üniversitelerimizle birlikte şu anda hareket halindeyiz." ifadelerini kullanarak tekrar temiz bir Marmara'nın kıyısında nefes alacağımızı müjdelemiştir adeta.

Bu tablo elbette teknik altyapı gerekliliğini, biyolojik arıtma sistemlerinin olmazsa olmazlığını ortaya koymaktadır. Ancak tümüyle teknik bir tedbir ile bu sorunun ya da benzer çevre sorunlarının hallolacağını söylemek kendimizi kandırmaktan ibaret bir söylem olur.

Her bir insan bu sorumluluğu kendi bünyesinde hissetmedikçe hiçbir tedbirin amacına tam manasıyla ulaşmayacağını bilmeliyiz. Bir poşet, bir izmarit, bir maske, bir ambalaj ne kadar büyük bir hasara sebep oluyor, bu bilincin mutlaka her fertçe idrak edilmesi azami önem arz etmektedir.

Güzel ahlakın ve temizliğin iman ile zikredildiği bir medeniyetin mensupları olarak çevre konusunda en hassas vicdanların elbette ki bizde olması beklenmektedir. Bırakın kirletmeyi, imar etmeyi kendimize vazife edinmeliyiz. Eğitimde bir öğretim tekniği olarak "göstererek yaptırma" hususu ise şiarımız olmalıdır. Klavye başında atılan nutuklar, etrafımıza ve çocuklarımıza verdiğimiz nasihatler elimizdeki bir kâğıdı çöpe atmak ya da yola atılmış bir poşeti çöp kutusuna götürmek kadar etkili olmayacaktır. Sözlerimiz unutulur belki ama yaptıklarımız kalır.

Çağımızın yegane çağrısı, kirlenmemek ve kirletmemek olmalıdır. Yeniden bir dirilişe ihtiyacımız vardır. Farkında ve duyarlı nesillerle ihya olmalı dünyamız. Tüketirken tükenen bedenlerin yerini üreten ve çevresiyle barışık kimlikler almalı. Geri dönüşüm kültürü ile atıkların yaşam alanlarımızı istila ettiği değil, imar ettiği bir düzene geçebilmeliyiz. Gelin çocuklar, gelin gençler, çöp yığınları arasından kurtarılmış bir dünya için kolları sıvayalım!...

Sağlıkla kalınız...

<p>'Bir takım kuruluşlar Türkiye'deki medya kuruluşlarını  fonluyorsa bunun bir bedeli var. Bu kurul

Emin Pazarcı: Dijital vatan tehdit altında

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?