• $ 8,1855
  • € 9,6665
  • 502.14
  • 1152.63
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Gerçek süper güç 'umut' olabilmektir!

ABD'de Covid-19’a yakalanan 70 yaşındaki Michael Flor’un hayatından ümit kesilmesine rağmen ‘hastanede en uzun süre kalan hasta’ unvanını alarak taburcu edilmesinden kısa bir süre sonra kalbini durdurabilecek bir faturayla karşılaştığı haberini basından takip etmişsinizdir.

181 sayfasıyla kitap kalınlığına ulaşan 1.1 milyon dolar tutarındaki faturaya göre, yoğun bakım odası masrafına günlük olarak 9736 dolar, burasının 42 gün boyunca steril odaya çevrilmesine 409 bin dolar, 29 gün boyunca solunum cihazı kullanımına 82 bin dolar, hastanın hayati tehlikesinin bulunduğu iki gün için ayrıca 100 bin dolar bedel biçilmiş.

Kendisine çıkarılan faturayı duyunca yanında bulunan eşine “Kalbim ikinci kez duracak gibi oldu. Hayatta kaldığım için suçluluk duyuyorum. Neden ben kurtuldum, neden ben bunları hak ediyorum, diye düşünüyorum” diyerek yalvaran Michael Flor ABD’deki neoliberal sağlık sisteminin geldiği noktayı göstermesi bakımından adeta ibret vesikası niteliğindedir.

Sevgili okurlarım;

Bir ülkenin vatandaşlarının sağlığı, o ülkenin dünyada “süper güç” olarak anılmasından çok daha kıymetli olmalıdır diye düşünüyorum. Hatta, ancak sağlıklı ve sağlıklılık halinin devamı devletin güvencesi altında olan insanların oluşturduğu bir toplum “süper güç” olarak tanımlanabilir kanaatindeyim.

Evet “süper güç” olmanın laf ebeliği ile vücuda gelemeyeceği aşikârdır. Dünya sahnesinde fitne ve terör odaklarını beslerken bonkör bonkör çalım satan ABD’nin, kendi vatandaşı karşısındaki çelimsizliği ne kadar da manidardır.

Her topa giren, her lafa karışan, her hududu kendisi çizmeye yeltenen ABD kendi sınırları içerisinde çizdiği tablo ile bizlere Koca Mehmet Ragıp Paşa’nın şu bercestesini hatırlatmaktadır “Şecaat Arz Ederken Merd-i Kıptî Sirkatin Söyler”. Yani sözü başka özü başkadır bazılarının.

Her döneme damgasını vurmuş bir medeniyetin 21. yüzyıl sahnesindeki temsilcileri olan bizler, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!” şiarı ile gönüller imar etmeye, zamanı ihya etmeye devam eden Türkiye’yiz. Kurutulmuş coğrafyalar için derya, susturulmuş insanlar için avaz, söndürülmüş ciğerler için nefes olmaktır varlık amacımız. Acılardan değil, dualardan beslenen bir cihan imparatorluğu numunesidir ülkemiz...

Ve Türkiye, Türkiye’den ibaret değildir elbette!

Tüm meşru ve müspet ülkülerin yumruklaştığı bir gelecek yürüyüşüdür Türkiye.

Kendinden olanı bile yük gören küresel vampirlerin kapital arzuları ile kanayan dünyaya, “yaralarınızı sarmaya geldik” diyen bir şifa elidir Türkiye.

Varlığını, kendi vatandaşından tüm dünya mensuplarına kadar hissettiren bu aziz devlet anlayışımız var oldukça, dünya yaşanılır ve yaşatılır olmaya devam edecektir.

Öldürerek, ölüme terk ederek, kalpten götürecek faturalar çıkararak “süper güç” olma mücadelesine soyunanlar, zelil olmaya mahkumdurlar.

Süper yalanları, süper güçlerini sallamaya devam edecek; düşmeye mahkûm adımlarını ise sadece kendi egolarına doğru sıklaştırdıkça, sonlarını hızlandırmaktan öteye gidemeyeceklerdir. Takındıkları demokrasi inşası ve insan hakları maskeleri bir virüs ile düşmüş, yalnızca öldürmeyi tecrübe edenler sıra kendi vatandaşlarını sağlığına geldiğinde aciz duruma düşmüşlerdir.

Türkiye varsa keder ve gam yoktur.

Türkiye varsa tüm dünya mazlumları için halâ bir umut var demektir.

Merak Ediyorum:

Covid-19 sonrası dünya eski dünya olmayacaksa, eskiden beri devam eden zulümler bitecek diyebilir miyiz?

Sağlık ve afiyet içinde kalınız. 

Pandeminin kitap sektörüne etkisi

Pandeminin kitap sektörüne etkisi

İstanbullular güne sisle başladı

İstanbullular güne sisle başladı

Avustralya'nın Melbourne eyaletinde Kovid-19 yasakları bu gece kısmen kald

Avustralya'nın Melbourne eyaletinde Kovid-19 yasakları bu gece kısmen kaldırılıyor

Kuzey Marmara Otoyolu'nda helikopter destekli trafik denetimi yapıldı

Kuzey Marmara Otoyolu'nda helikopter destekli trafik denetimi yapıldı