• $28,9208
  • €31,485
  • 1924.11
  • 8026.27
15 Ekim 2023 Pazar

Filistin'in müsebbibi Abdülhamid'i indirenlerdir!

Bu hafta sınırları içerisinde Hazreti Ömer'in emaneti, Selahaddin Eyyubi'nin rüyası, Yavuz Sultan Selim'in Mirası, Abdülhamid Han'ın davası, inananların kalbi ve her zaman ilk kıblesi olan Kudüs ve Filistin'de son günlerde patlak veren olayları yazmak istedim sevgili okurlarım.

Öncelikle kısa bir bilgilendirme yapmak istiyorum.

İnsanlık için tarih boyunca bazı mukaddes (kutsal) kabul edilen yerler dünyanın geri kalanına tercih edilmiştir. Bu yerlere kutsiyetini yükleyen de hiç kuşkusuz dini inanışlardır. Hicaz Müslümanlar için, Vatikan Hıristiyanlar için kutsaldır. Ne var ki Beytü'l-Makdis, Daru's-Salem, Yeruşalim gibi isimlerle de anılan Kudüs hem İslamiyet hem Hıristiyanlık ve hem de Musevilik için kutsal ve muhterem bir mahiyettedir.

Asırlardır uğruna pek çok savaş ve sefer yapılan Kudüs, daima Müslümanların şefkatine, gayrimüslimlerin gazabına uğramıştır. Hazreti Ömer, Kudüs'ün anahtarını Patrik Sophronios'tan bizzat teslim aldıktan sonra, burada yaşayan gayrimüslimlere tam bir din hürriyeti ve güven içinde yaşayacaklarına dair yazılı bir eman takdim etmiştir.

Selahaddin Eyyubi 1187 yılında Kudüs'ü kuşattığında, bu mübarek beldeyi savaşın yıkımından korumak için büyük çaba sarf etmiştir.

Osmanlı döneminde Kudüs, büyük bir itibar ve şerefle korunmuştur. Kudüs'e, "Kuds-ü Şerif" diyen Osmanlılar, buraya her zaman özel bir ihtiram ve ihtimam göstermişlerdir. Devlet-i Aliyye bu konuda öyle düşünceliydi ki üç büyük dinin kutsalı olan Kudüs'ün Yafa kapısı üzerine Kanuni Sultan Süleyman tarafından "Lâ ilâhe illallah, İbrahim Halîlullah" yazdırılmış ve "İbrahimi" üç dinin mensupları birleştirilmiş, kesinlikle ayrıştırılmamış, hatta barıştırılmıştı.

Gelinen noktada Hamas'ın İsrail'e yönelik Aksa Tufanı operasyonu başlatarak binlerce roket, havan fırlatması, daha sonra İsraillilerin yaşadığı kesime girerek çok sayıda İsrail askerini rehin alması kaosun kapılarını yeniden aralamış ve İsrail'in Gazze'ye yönelik düzenlediği hava saldırıları sonrasında savaşanların dışında çok sayıda bebek, engelli, çocuk ve kadın ve sivilin de bulunduğu Filistinli masum vahşice şehit edilmiş, binlercesi de yaralanmıştır. Topraklarını, kutsallarını, hukuklarını savunurken şehit olan Filistinli kardeşlerimize Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyorum.

Şunu özellikle belirtmek istiyorum ki,

Hamas'ın İsrail'e saldırı düzenlemesi, İsrail'in arayıp da bulamadığı bir fırsat olmuştur. Düşünmeden edemiyorum; Hamas'ın bu saldırısı Filistin davasına zarar vermek için planlanmış bir operasyon muydu?

İhanetlerle dolu Ortadoğu tarihine bakınca bunu düşünmeden edemiyor insan. Çünkü sonuç olarak bugün adeta soykırıma tabi tutulan 2 milyondan fazla Gazzeli kardeşimiz deyim yerindeyse öleceği günü beklemektedir.

Kurgu video ve haberlerle dünya medyasını yöneten siyonist rejim aradığı fırsatı bulmuş ve soykırıma girişmiştir.

Gazze halkının topluca, ayrım gözetmeksizin zarar görebileceği bir adımın, bölgede yaşanan acıları ve şiddet sarmalını daha da artıracağını vurgulayan Sn. Cumhurbaşkanımız, sağduyuyla hareket edilmesi gerektiğini ve bölgede sükunetin bir an evvel tesis edilmesinin tüm bölgenin selameti açısından büyük önem taşıdığını ifade ederek bir kez daha büyük bir devlet adamı olduğunu göstermiştir.

Esasında bugün Filistin'de yaşanan zulüm sadece günümüzün küresel bir sancısı olmayıp tarihte yapılan büyük yanlışların, ihanetlerin zaruri bir bakiyesidir ve ders çıkarılmalıdır.

Cennetmekan Sultan II. Abdülhamid Han siyonizmin siyasi bir faaliyet olduğunun farkına varmış ve Musevilerin kitlesel olarak Filistin'e yerleştirilmelerini engellemişti. Abdülhamid Han'ın hain bir darbeyle devrilmesi hem Osmanlı için hem de Filistin için adeta her şeyin bitişi olmuş ve kısa sürede Osmanlı topraklarının yüzde 70'i kaybedilmiş, Museviler de Filistin'e yerleştirilerek bugünkü kaosun temelleri o günlerde atılmıştır. Bir asır önce Devlet-i Aliye'ye kumpas kuranlar koca imparatorluğu parçaladılar ve ondan sonra özellikle bulunduğumuz coğrafyada kan ve gözyaşı hiç eksik olmadı. Aynı hain ellerin aynı tezgah ve kumpaslarının durmaksızın devam ettiğini biliyoruz. Nitekim hainliklerin ne şekil ve kimler aracılığıyla yapıldığına son 20 yılda yakinen şahit olduk ve de olmaktayız. 15 Temmuz öncesi ve sonrasına bu gözle bir kez daha dikkatle bakınız. Göreceksiniz ki, ülkemize biçilen kefen Osmanlı'ya biçilenden hiç de farklı değildir. Hatta terzi ve çırakları da tamamen, birebir aynıdır. Filistin'de bugün yaşananlar kimseyi yanıltmasın.

Emanuel Karasu'nun bir asır önce "Bir Osmanlı kadını İslam ile bağını kesmediği sürece her an bir Abdülhamid doğurabilir" sözleriyle işaret ettiği üzere Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu zulüm de payidar kalmayacak ve biiznillah Gazze, Kudüs ve tüm Filistin barış, huzur ve kardeşlik beldesi olmaya devam edecektir.

Böyle önemli bir sorunla karşılaşıldığında esas olan akıllı, metanetli, sabırlı davranmak ve "üzerimize düşeni yaptıktan sonra" tevekkül etmektir.

Sağlıkla kalınız.

<p>Şanlıurfa'da silah ve mühimmat kaçakçılarına yönelik operasyonda 5 şüpheli gözaltına alındı. İl J

Şanlıurfa'da silah kaçakçılığı operasyonu: 5 gözaltı

Filistinlilerin kefenleri Beyaz Saray önünde

70 bin TL'den başlıyor: Kaçıran pişman oluyor! İşte adeta kapış kapış giden otomobiller

Tokat'ta bir garaj alev alev yandı! 4 araç kullanılamaz hale geldi